50 yılı aşkın süredir balinalar ve genel olarak çevre hakları için mücadeleye yorulmadan devam eden Paul Watson’ın denizlere olan tutkusu, yaşamının ilk yıllarına kadar uzanıyor. Kanada’nın doğusundaki bir balıkçı köyünde büyüyen Watson, okyanusa duyduğu hayranlıkla 17 yaşındayken Kanada Sahil Güvenlik’e katılmak için evden kaçtı. Sea Shepherd Koruma Derneği’nin kurucusu olan Paul Watson, deniz koruma aktivizmine
50 yılı aşkın süredir balinalar ve genel olarak çevre hakları için mücadeleye yorulmadan devam eden Paul Watson’ın denizlere olan tutkusu, yaşamının ilk yıllarına kadar uzanıyor.
Kanada’nın doğusundaki bir balıkçı köyünde büyüyen Watson, okyanusa duyduğu hayranlıkla 17 yaşındayken Kanada Sahil Güvenlik’e katılmak için evden kaçtı.
Sea Shepherd Koruma Derneği’nin kurucusu olan Paul Watson, deniz koruma aktivizmine odaklanan bir eylem grubunu hayata geçirdi.
Kariyeri boyunca, tehlikeli fırtınalardan balina avcılarıyla yaşadığı sert çatışmalara kadar pek çok zorlukla karşı karşıya kaldı. Üzerine ateş açıldı, teknesine çarpıldı, ancak bunların hiçbiri onu durduramadı.
Karşılaştığı engeller arasında hapiste geçen süreler de bulunuyor.
Danimarka’nın, Japonya’nın iade talebini reddetmesinin ardından, beş ay boyunca gözaltında tutulduğu Grönland’daki hapishaneden 2024’ün sonunda serbest bırakıldı.
Watson, gemisiyle Grönland’ın başkenti Nuuk’a yanaştığında tutuklandı. 2012’de Japonya tarafından çıkarılan bir tutuklama emri Danimarka polisini harekete geçti.
Bu emre göre, Watson’ın 2010 yılında Antarktika sularında Japonya’ya ait balina avı gemisine zarar vermek, bir mürettebat üyesini yaralamak ve ticari faaliyetleri engellemekle suçluyordu.
Watson’a yöneltilen tüm suçlamaları reddeden Grönland’ın özerk bölgesini yöneten Danimarka hükümeti, “koşulların niteliği” ve olayın 14 yıl öncesine dayanmasını gerekçe göstererek iade talebini reddetti.
Bu durum, hayatını deniz koruma çalışmalarına adamış olan Watson için büyük bir rahatlama kaynağı oldu.
İspermeçet balinasıyla yaşadığı özel bir karşılaşma Watson’ın hayatının seyrini değiştirdi
1971 yılında 21 yaşındayken Greenpeace’in kurucularından biri olan Watson, Euronews Green’e verdiği röportajda, 1975’te zıpkınlanmış bir ispermeçet balinasıyla yaşadığı karşılaşmasının kendisini balina avcılığının sona erdirilmesi için mücadele etmeye teşvik ettiğini belirtiyor.
‘’Balina suyun yüzeyine çıkarken, gözlerine baktım ve o gözlerde kendi yansımamı gördüm, ayı zamanda bir anlayış da gördüm. Balina, ne yapmaya çalıştığımızı anladı ve bize saldırmak yerine geri çekilmeye başladı, bunu yaparken büyük bir çaba harcadı. Bizi öldürebilirdi, ancak bunu yapmamayı seçti’’ diyerek anılarını paylaşıyor.
“Kendi kendime ‘Bu balinaları neden öldürüyorlar? Onları kıtalararası balistik füzelere güç sağlayan petrol için öldürüyorlar. Biz ise bu inanılmaz güzellikteki, zeki, kendinin farkında olan, bilinçli varlığı, insanların toplu imhasına yönelik bir silah yapmak amacıyla öldürüyoruz. Ve bu bana delilik gibi geliyor” diyor.
O zamandan beri kendini, mümkün olduğunca çok balina türünü korumaya ve denizin biyolojik çeşitliliğini savunmaya adadığını aktarıyor.
‘’Eğer okyanuslar ölürse, biz de ölürüz. Bu kadar basit’’ sözleriyle durumu net bir şekilde açıklıyor.
Watson, karşıt görüşlere rağmen herkesin çevreyi savunması gerektiğini vurguluyor
Watson’ın balinaları ve okyanusu koruma tutkusu ona bir dizi düşman kazandırdı, bazıları onu ‘eko-terörist’ olarak adlandıracak kadar ileri gitti.
Bu yakıştırmayı tamamen reddeden Watson, “Hayatım boyunca hiç kimseye zarar vermedim. Hiçbir suçtan hüküm giymedim. Bu yüzden terörizm kelimesi çok rahat kullanılıyor. Bugünlerde, eğer biriyle aynı fikirde değilseniz, teröristsiniz” diyor.
Kendisine yöneltilen hakaretlere rağmen, kendini koruyamayan flora ve faunanın hakları için mücadele etmeye devam etmeye kararlı ve yeni bir yıla girerken daha fazla insanın da aynı şekilde hareket etmesini umuyor.
Watson balina avcılığının er ya da geç sona ereceği konusunda umutlu.
Çok az sayıda ülke hala balina avcılığı yapıyor: Norveç, İzlanda ve Japonya bu konuda istisna teşkil ediyor. Balina avcılığında en üretken katil olarak öne çıkan Japonya, 2023’te 507 balinanın öldürülmesinden sorumlu.
Koruma grupları ve bireyler balina avcılığı ve balina eti yeme uygulamasını sert bir şekilde eleştirirken, Japonya’daki yetkililer bunun ülkenin kültürünün ve yaşam tarzının bir parçası olduğunu savunmaya devam ediyor ve bunu durdurma niyetlerinin olmadığını belirtiyor.
Watson, bu durumdan memnun olmasa da, umudunu kaybetmiş değil.
“1974’te balinaları korumaya başladığımda, balina avcılığı yapan çok sayıda ülke vardı. O zamandan beri, Avustralya, Şili, Güney Afrika, Peru gibi pek çok ülkenin balina avcılığını durdurduğunu gördük – ülkelerin yüzde 90’ı bunu durdurdu,” diyor.
“Önümüzdeki yıl içinde İzlanda’yı durduracağımıza güveniyorum ve eğer Japonya’yı durdurursak, Norveç de onu takip eder çünkü Norveç zaten sadece Japonlara satmak için balina avlıyor” diyerek umudunu dile getiriyor.
Dünyaya bırakacağı miras hakkında şu açıklamayı yapıyor:
“Sanırım sadece okyanusumuzu ve okyanuslarımızdaki yaşamı korumaya çok tutkulu birisi olarak hatırlanmak istiyorum. Umarım bu bakış açısını, bu önemli işi devam ettirebilmeleri için gelecek nesillere aktarabilirim.”
Kaynak:
















