Oregon Eyalet Üniversitesi öncülüğünde hazırlanan yeni bir rapor, Dünya’nın iklim sisteminin hızla istikrarsızlaştığını ortaya koyuyor. İklim göstergelerinin önemli bir bölümü rekor seviyelere ulaşırken yenilenebilir enerjideki büyüme ve bazı ekosistemlerdeki iyileşmeler umut veriyor.
Oregon Eyalet Üniversitesi öncülüğündeki uluslararası bir araştırma grubunun yayımladığı 2026 State of Climate raporu, Dünya’nın iklim sisteminin istikrarsızlaştığın derinleştiğini ortaya koyuyor. Araştırmacıların izlediği 16 iklim göstergesinin yedisi rekor seviyelere ulaşırken diğer birçok gösterge de olumsuz yönde ilerliyor. Rapora göre, iklim sistemindeki değişimler birbirini güçlendirerek kritik eşiklerin aşılması riskini artırıyor.
Raporun eş yazarlarından, Oregon Eyalet Üniversitesi Orman Fakültesi emekli profesörlerinden William Ripple, iklim sistemindeki hızlı istikrarsızlaşmanın artık geleceğe yönelik bir uyarı değil, mevcut durumun bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Ripple, yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması ve batarya depolama teknolojilerindeki ilerlemelerin umut verici olduğunu, ancak iklimi istikrara kavuşturmak için sera gazı emisyonlarının hızla azaltılması, iklim değişikliğine uyum çalışmalarının güçlendirilmesi ve ekosistemlerin korunması gerektiğini vurguluyor.
BioScience dergisinde yayımlanan rapora göre, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu milyonda 428 parçaya (ppm) ulaştı. Bu değer, son 2 milyon yılın en yüksek seviyesi ve Sanayi Devrimi öncesindeki düzeyin yaklaşık yüzde 50 üzerinde.
Ripple, yıllık raporun amacının Dünya’nın “hayati belirtilerini” izlemek ve küresel liderlerle politika yapıcıları, onlarca yıldır insan faaliyetlerinin tehlikeli iklim değişimlerine yol açtığını gösteren kanıtlara rağmen sürdürülen mevcut yaklaşımı terk etmeye teşvik etmek olduğunu belirtiyor.
İklim göstergelerinde dikkat çeken gelişmeler
· Küresel ısınma hızlanıyor: Isınma hızı, 1970-2010 döneminde on yılda yaklaşık 0,19 santigrat dereceyken sonraki dönemde on yılda yaklaşık 0,36 dereceye yükseldi. Bu, ısınma hızının neredeyse iki katına çıktığına işaret ediyor.
· El Niño sıcaklıkları daha da artırabilir: Sonbaharda gelişmesi beklenen çok güçlü bir El Niño olayının önümüzdeki aylarda küresel ısınmayı önemli ölçüde artırabileceği belirtiliyor. Bu durum, 2026’nın kayıtlardaki en sıcak yıllardan biri olma olasılığını yükseltiyor.
· Buzullar ve Grönland buz tabakası küçülüyor: Buzulların kalınlığı ve Grönland’daki buz kütlesi tüm zamanların en düşük seviyelerinde. Son yıllarda Grönland buz tabakasında yoğun erime dönemleri yaşanırken yaz aylarında erimeyle oluşan suyun hacmi altı kat arttı.
· Orman yangınlarıyla kaybedilen ağaç örtüsü artıyor: Yangınlar nedeniyle 2025’te dünya genelinde 10,8 milyon hektar ağaç örtüsü kaybedildi. Tennessee eyaletinin yüzölçümüne yakın bu alan, kayıtlardaki en yüksek üçüncü seviye oldu. Artan orman yangınları hem iklim değişikliğinin bir sonucu hem de büyüyen bir sera gazı emisyonu kaynağı.
· Fosil yakıt tüketimi rekor kırıyor: Fosil yakıt tüketimi 2025’te yüzde 0,9 arttı. Petrol tüketimi yüzde 1,0, kömür yüzde 0,4 ve doğal gaz yüzde 1,3 artışla rekor seviyelere ulaştı. Enerji kaynaklı yıllık karbondioksit emisyonları da ilk kez 41 gigatonu aştı.
· Amazon’da ormansızlaşma azalıyor: Olumlu gelişmeler arasında, Brezilya Amazonları’ndaki ormansızlaşma hızının üst üste dört yıldır gerilemesi ve güneş ile rüzgâr enerjisi tüketiminin yaklaşık yüzde 18 artması yer alıyor.
İklim çözümleri için bütünleşik yaklaşım gerekiyor
Ripple, iklim çözümlerinin birçoğunun teknik açıdan uygulanabilir ve giderek daha rekabetçi maliyetlere sahip olduğunu belirtiyor. Ancak anlamlı ilerleme sağlanabilmesi için enerji, ekonomi, ekoloji ve toplumsal yapılar arasındaki bağlantıları dikkate alan bütünleşik politikalar gerekiyor. Gelişmekte olan ekonomilerde ise iklim hedeflerinin, uygun fiyatlı ve güvenilir enerjiye erişimin genişletilmesi gibi kalkınma öncelikleriyle birlikte ele alınması önem taşıyor.
Corvallis merkezli Terrestrial Ecosystems Research Associates bünyesinde çalışan Wolf ise gerekli emisyon azaltımlarının ve toplumsal değişimlerin gereken hız ve ölçekte gerçekleşmesinin; enerji üretimi, tüketim alışkanlıkları, gıda sistemleri, ekonomik öncelikler ve yönetişim yapılarında köklü dönüşümler gerektirdiğini belirtiyor. Wolf, bu dönüşümlerin biyolojik çeşitliliğin korunmasını da desteklemesi gerektiğini vurguluyor.
Wolf, bu dönüşümler gerçekleşmediği takdirde iklim sistemini istikrara kavuşturmanın ve tehlikeli eşiklerin aşılması riskini azaltmanın mümkün olmayacağını belirtiyor.
Kaynak: