Dünya Kaynakları Enstitüsü’ne (WRI) göre gıda kaybı ve israfının azaltılması, yüz milyonlarca insanın gıda güvenliğine erişimini desteklerken sera gazı emisyonlarını düşürebilir ve küresel ekonomiye yüz milyarlarca dolarlık tasarruf sağlayabilir.
Dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 40’ı tarladan sofraya ulaşana kadar kayboluyor veya israf ediliyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün değerlendirmesine göre bu miktar, gıda güvencesi olmayan herkesin bir yıl boyunca günde üç öğün beslenmesine yetecek düzeyde. Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde gıda israfının 2050’ye kadar iki katına çıkması bekleniyor.
Gıda kaybı ve israfının küresel maliyeti de yüksek. Her yıl yaklaşık1 trilyon dolarlık gıda çöpe gidiyor. WRI, kayıpların azaltılmasının gıda güvenliğinden iklim krizine, çiftçi gelirlerinden hane bütçelerine kadar geniş bir alanda kazanım sağlayabileceğine dikkat çekiyor.
Sorun yalnızca tüketicilerden kaynaklanmıyor
Gıda kaybı ile gıda israfı, tedarik zincirinin farklı aşamalarında ortaya çıkıyor. Gıda kaybıçoğunlukla hasat, depolama ve taşımacılık sırasında yaşanırken, gıda israfı perakende, restoran ve hanelerde meydana geliyor.
Tüketici tarafında ise plansız alışveriş, yanlış saklama koşulları, fazla porsiyonlar ve tarih etiketlerinin yanlış anlaşılması öne çıkıyor. Perakendecilerin yalnızca kusursuz görünümlü ürünleri kabul etmesi ve işletmelerin talebi doğru öngörememesi de israfı büyütüyor.
Araştırmalar, gıda israfının yalnızca yüksek gelirli ülkelerin, gıda kaybının ise düşük gelirli ülkelerin sorunu olduğu yönündeki yaklaşımın geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. BM Çevre Programı’na göre orta gelirli ülkelerdeki gıda israfı yüksek gelirli ülkelerdekine benzer seviyelerde. WWF araştırmaları da tarla düzeyindeki kayıpların tüm gelir grubundaki ülkelerde görüldüğüne işaret ediyor.
Gıda kaybı ve israfının küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 10’undan sorumlu olduğu tahmin ediliyor. Üretilen ancak tüketilmeyen gıdanın üretimi için kullanılan su, enerji ve arazi boşa giderken, gıdanın tarlada veya depolama alanlarında çürümesi de güçlü bir sera gazı olan metan salımına yol açıyor.
Metanın atmosferdeki ömrü karbondioksitten daha kısa olsa da ısı tutma kapasitesi çok daha yüksek. WRI, gıda kaybı ve israfının azaltılmasının Paris Anlaşması’nın sıcaklık hedeflerine ulaşılması açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Gıda güvenliği için büyük bir fırsat
Dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri tüketilmeden kaybolurken, besin değeri yüksek meyve ve sebzelerde bu oran yüzde 40’ın üzerine çıkıyor. Bu nedenle mevcut gıda arzının daha büyük bölümünün tüketiciye ulaştırılması, açlık ve yetersiz beslenmeyle mücadelede önemli bir araç olarak öne çıkıyor.
Ekonomik kazanımlar da dikkat çekici. Tüketici kaynaklı gıda israfının 2030’a kadar yüzde 20-25 azaltılması, küresel ölçekte yılda 120-300 milyar dolar tasarruf sağlayabilir.
İsrafın önlenmesi hane bütçelerine de doğrudan yansıyor. İngiltere’de ortalama bir hanenin gıda israfını ortadan kaldırması halinde yılda 700 sterlinden fazla tasarruf edebileceği, ABD’de ise ortalama bir kişinin yaklaşık 728 dolar, dört kişilik bir ailenin ise 3 bin dolara yakın tasarruf sağlayabileceği hesaplanıyor.
Çözüm tarladan mutfağa uzanıyor
WRI’a göre gıda kaybı ve israfının azaltılması, tedarik zincirinin her aşamasında eş zamanlı adımlar atılmasını gerektiriyor.
Haneler alışveriş ve yemek planlaması yaparak, gıdaları uygun koşullarda saklayarak ve tarih etiketlerinin anlamını doğru değerlendirerek israfı azaltabilir. Restoranlar ise mutfaklardaki gıda kaybını ölçerek, porsiyonları gözden geçirerek ve satın alma süreçlerini talebe göre düzenleyerek daha verimli çalışabilir.
Perakendecilerin kusurlu görünümlü ürünleri de satışa sunması, stok yönetimini geliştirmesi ve tüketicilere doğru saklama bilgileri vermesi önemli adımlar arasında. Üreticiler doğru hasat zamanı ve uygun ekipman kullanımıyla kayıpları azaltabilirken, dağıtım şirketleri depolama ve taşıma koşullarını iyileştirebilir.
Hükümetlerin rolü ise bu uygulamaları politika ve finansal teşviklerle desteklemek.
Gıda bağışlarının önündeki hukuki ve mali engellerin kaldırılması, adil olmayan ticari uygulamaların önlenmesi ve büyük şirketlerin gıda kaybı ile israfını ölçerek raporlamasının zorunlu hale getirilmesi, WRI’ın öne çıkardığı politika araçları arasında yer alıyor.
Kaynak: