Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Restoranlar davranış bilimiyle insanları daha az et yemeye ikna ediyor

Davranış biliminin mutfakla buluştuğu yeni dönemde, bitki temelli yemekler satış rekorları kırıyor. IKEA’nın köftelerinden okul lazanyalarına kadar uzanan dönüşüm, gezegeni ve de şirketlerin kasasını koruyor.

Bir restorana girdiğinizde siparişinizin yalnızca açlığınız tarafından değil, psikolojiniz tarafından da şekillendirildiğini biliyor muydunuz?

Dünyanın önde gelen restoran zincirleri ve yemek hizmeti şirketleri, son yıllarda müşterilerini daha sürdürülebilir tercihlere yönlendirmek için davranış biliminden yararlanıyor. Üstelik bunu yasaklarla ya da zorlamalarla değil; daha çekici isimler, daha yaratıcı tarifler ve daha akıllı menü tasarımlarıyla yapıyor.

Sonuçlar ise dikkat çekici: Daha fazla bitki temelli yemek satılıyor, karbon emisyonları azalıyor ve işletmeler milyonlarca dolar tasarruf ediyor.

Bilim insanları uzun süredir daha fazla bitkisel gıda tüketmenin insan sağlığı ve çevre açısından büyük faydalar sağladığını vurguluyor.

2025 yılında yayımlanan EAT-Lancet raporuna göre, dünya genelinde bitki ağırlıklı beslenmeye geçilmesi halinde her yıl yaklaşık 11 milyon erken ölüm önlenebilir. Dahası, tarımdan kaynaklanan sera gazı emisyonları da yarı yarıya azaltılabilir.

Ancak insanların alışkanlıklarını değiştirmek sanıldığı kadar kolay değil. İşte tam bu noktada davranış bilimi devreye giriyor.

Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) yaklaşık 350 akademik çalışmayı inceleyerek hazırladığı araştırma, restoranlarda yapılan bazı küçük değişikliklerin müşterilerin seçimlerini önemli ölçüde etkileyebildiğini gösteriyor.

Bitki temelli yemeklerin menüde daha görünür hale getirilmesi, lezzet odaklı isimlendirilmesi ve et seçenekleri kadar cazip sunulması, insanların farkında olmadan daha sürdürülebilir tercihlere yönelmesini sağlıyor.

Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri İsveç’ten geliyor.

MAX Burgers adlı restoran zinciri, dana eti odaklı menüsünün çevresel etkilerinden duyduğu endişe nedeniyle yıllar önce bitki bazlı burgerleri menüsüne taşımaya karar verdi. 

Sonuç etkileyici oldu.

2014 yılında şirket satışlarının yalnızca yüzde 16’sını et dışı ürünler oluştururken, bu oran on yıl içinde yüzde 48’e yükseldi.

Şirket bugün 15 farklı etsiz ürün sunuyor. Bunların arasında “Unicorn Burger” özellikle dikkat çekiyor. Impossible Meat köftesi, gochujang mayonezi ve boynuzlu özel ambalajıyla sunulan burger, geleneksel vejetaryen yemek algısını tamamen değiştiriyor.

Müşteriler burgeri çevre için değil, lezzet ve merak duygusuyla satın alıyor.

Dünyanın en büyük yemek hizmeti sağlayıcılarından ISS ise daha farklı bir yöntem geliştirdi.

Şirket, Birleşik Krallık’taki 350 ilkokuldaki okul yemeklerine odaklandı. Çocukların en sevdiği menüler arasında yer alan lazanya ve spagetti bolonez, yüksek miktarda dana eti içerdiği için önemli bir karbon yükü oluşturuyordu.

Şirket bu tarifleri tamamen değiştirmek yerine küçük bir dokunuş yaparak, kıymanın yüzde 30’unu mercimekle değiştirdi.

Çocukların fark etmemesi için kıyma dokusunu taklit eden özel dondurulmuş mercimekler kullanıldı ve tarifler uzun süre test edildi. Sonuçta çocukların sevdiği yemekler aynı kaldı; fakat çevresel etki önemli ölçüde azaldı.

Yeni tarifler sayesinde karbon emisyonları yüzde 28 düşerken, maliyetlerde de yüzde 30 tasarruf sağlandı. Başka bir ifadeyle; aynı tabakta hem iklim hem bütçe kazandı.

IKEA’nın ünlü köfteleri yeşilleniyor 

Dünyanın en tanınmış köftelerinden biri de dönüşümden nasibini aldı.  

Her yıl yüz milyonlarca müşteriye yemek servis eden IKEA, ünlü İsveç köftelerinin bitki temelli versiyonunun geliştirmek için yıllarca çalıştı. 

Şirketin geliştirdiği “plant-ball” adlı ürün, bezelye proteini, mantar, patates, elma ve çeşitli baharatların birleşiminden oluşuyor. Amaç yalnızca etin yerine geçmek değil, et severlerin de keyifle tüketebileceği bir alternatif yaratmaktı.

Başarı kısa sürede rakamlara yansıdı.

2025 yılında IKEA tarihinde ilk kez dana etli köfte satışları gerilerken, bitki bazlı köfteler rekor büyüme gösterdi.

Şirket son yıllarda gıda kaynaklı emisyonlarını yüzde 11 azaltmayı başardı.

Bugün restoranların uyguladığı yöntemler, insanların seçim özgürlüğünü kısıtlamadan daha sürdürülebilir davranışları teşvik edebileceğini gösteriyor. Bir zamanlar niş bir pazar olarak görülen bitki temelli yemekler artık ana akımın parçası haline geliyor.

Kaynak:

https://engage.wri.org/