Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (UNGA), Uluslararası Adalet Divanı’nın devletlere iklim kriziyle mücadelede yasal sorumluluk yükleyen karar tasarısını kabul etti. 141 ülkenin desteğiyle kabul edilen karar kapsamında yapılan oylamada Türkiye çekimser kaldı.
Karar, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası hukukun rolünü güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
BM üyesi ülkelerin üçte ikisinden fazlasını oluşturan 141 ülke tasarı lehine oy kullanırken, ABD, Suudi Arabistan, Rusya, İsrail ve Belarus dahil sekiz ülke karşı oy verdi. Türkiye’nin yanı sıra Hindistan, Katar ve Nijerya’nın da aralarında bulunduğu 28 ülke çekimser kaldı.
Kararın mimarlarından Pasifik ada ülkesi Vanuatu’nun İklim Değişikliği Bakanı Ralph Regenvanu, sonucu iklim krizinden en fazla etkilenen toplumlar adına önemli bir kazanım olarak nitelendirdi.
Vanuatu gibi iklim değişikliğine karşı kırılgan ülkeler için kararın büyük önem taşıdığını belirten Regenvanu, hiçbir devletin insanları, gelecek nesilleri ve gezegeni koruma yükümlülüğünün üzerinde olmadığını söyledi.
Geçtiğimiz yıl Lahey merkezli Uluslararası Adalet Divanı tarafından verilen tarihi danışma görüşünde, iklim değişikliğinin “varoluşsal bir tehdit” olduğu belirtilmiş ve devletlerin bu tehdide karşı harekete geçme yükümlülüğü bulunduğuna hükmedilmişti.
Uluslararası Adalet Divanı’nın 15 yargıcı tarafından değerlendirilen dava, mahkeme tarihindeki en kapsamlı dosyalardan biri olarak kayıtlara geçti. On binlerce sayfalık yazılı başvuru incelenirken, iki hafta boyunca sözlü savunmalar dinlendi.
Mart 2023’te Vanuatu öncülüğünde hazırlanan ve BM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edilen bir karar sonrasında dava UAD’ye taşınmıştı. Ancak son oylamada Belarus, İran, İsrail, Liberya, Rusya, Suudi Arabistan, ABD ve Yemen tasarıya karşı oy kullandı.
ABD’nin, karar tasarısına destek verilmemesi için BM üyesi ülkelere diplomatik girişimlerde bulunduğu daha önce basına yansımıştı.
Avustralya merkezli iklim kuruluşu Climate Council’dan araştırmacı Wesley Morgan ise oylamanın devletlerin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda hukuki sorumluluk taşıdığını açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Kararın, Vanuatu ve yıllardır iklim krizinin ön saflarında mücadele veren Pasifik liderleri için büyük bir zafer olduğunu belirten Morgan, “Fosil yakıt üreticisi ülkeler uzun süre iklim eylemini siyasi bir tercih gibi gördü. Ancak BM Genel Kurulu artık bunun bağlayıcı bir hukuki görev olduğunu teyit etmiş durumda” değerlendirmesinde bulundu.
Karar, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası hukuk mekanizmalarının etkisini artırabilecek yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. İklim değişikliğinden ağır biçimde etkilenen ülkelerin, gelecekte bu görüşe dayanarak daha güçlü hukuki girişimlerde bulunabileceği belirtiliyor.
Kaynak: