Bilim insanlarının hazırladığı kapsamlı küresel analiz, incelenen büyük şehirlerin yaklaşık yüzde 80’inde ekonomik büyümenin artık fosil yakıt kaynaklı emisyon artışına bağlı olmadığını ortaya koydu. Araştırma, çevreci politikaların hem ekonomik refahı artırabildiğini hem de hava kirliliğini azaltabildiğini gösteriyor.
Yaklaşık 2 bin şehir “yeşil büyüme” yolunda
Bilim dergisi Nature Cities’te yayımlanan çalışmada, dünyanın en büyük 2 bin 475 şehri incelendi. Araştırmacılar, Avrupa Birliği’nin Copernicus Sentinel-5P uydusundan elde edilen verileri kullanarak 2019-2024 yılları arasında şehirlerin atmosfere saldığı azot dioksit (NO2) miktarını ölçtü.
Çoğunlukla araçlar, enerji santralleri ve sanayi tesislerinde fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkan NO2 gazı, şehirlerdeki fosil yakıt kullanımının önemli göstergelerinden biri kabul ediliyor. Araştırma ekibi, bu verileri kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla ile birlikte analiz ederek şehirlerin “ekonomik büyüme–emisyon bağımlılığı”nı değerlendirdi.
Sonuçlar, incelenen şehirlerin büyük bölümünde ekonomik büyümenin emisyon artışıyla paralel ilerlemediğini ortaya koydu. Araştırmacılar bu şehirleri, büyürken karbon bağımlılığını azaltmayı başaran “yeşil şehirler” olarak tanımladı.
Guangzhou örneği dikkat çekiyor
Çalışmada öne çıkan örneklerden biri de Çin’in Guangzhou kenti oldu. Şehirde uygulanan çevre odaklı politikaların, ekonomik büyüme sürerken hava kirliliğini azaltmaya katkı sağladığı ifade edildi.
Guangzhou örneği, temiz ulaşım, enerji verimliliği ve planlı kentleşme gibi uygulamaların şehirleri hem daha yaşanabilir hem de daha rekabetçi hale getirebileceğini gösteriyor.
Araştırmacılar, incelenen şehirlerin büyük bölümünde ekonomik büyüme ile emisyon artışı arasındaki geleneksel bağın zayıflamasını “küresel ölçekte umut verici bir dönüşüm” olarak değerlendiriyor.
Çalışma, şehirlerin iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca sorunların kaynağı değil, aynı zamanda çözümün de merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor.
Kaynak: