Birleşmiş Milletler’e bağlı UNICEF ve UNESCO tarafından yayımlanan iki yeni rapor, ekonomik eşitsizliğin çocukların yaşamını okul çağlarından itibaren şekillendirdiğini ve bu farkların üniversiteye kadar büyüyerek devam ettiğini ortaya koydu. Kuruluşlara göre, yoksulluk içinde büyüyen çocuklar yalnızca eğitimde değil, sağlık ve yaşam fırsatlarında da ciddi dezavantajlarla karşı karşıya kalıyor.
UNICEF’in 44 OECD ve yüksek gelirli ülkede yaptığı araştırma, gelir dağılımındaki uçurumun çocukların fiziksel ve akademik gelişimini doğrudan etkilediğini gösterdi. Araştırmaya göre en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesim, en düşük gelir grubundaki yüzde 20’nin beş katından fazla gelir elde ediyor.
UNICEF Innocenti Merkezi Direktörü Bo Viktor Nylund, ekonomik eşitsizliğin çocukların yalnızca eğitim başarısını değil, beslenme düzeninden yaşam memnuniyetine kadar pek çok alanı etkilediğini söyledi.
Raporda dikkat çeken bulgulardan biri de sağlık alanında ortaya çıktı.Gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu ülkelerde yaşayan çocukların fazla kilolu olma ihtimalinin daha eşit toplumlarda yaşayan çocuklara göre 1,7 kat daha fazla olduğu belirtildi. Uzmanlar bu durumun sağlıksız beslenme ve düzenli öğüne erişememe gibi sorunlarla bağlantılı olduğuna işaret etti.
Eğitim alanındaki farklar ise daha çarpıcı boyutlara ulaşıyor. Eşitsizlik oranının en yüksek olduğu ülkelerde çocukların temel okuma ve matematik becerilerini edinmeden okuldan ayrılma olasılığı yüzde 65’e ulaşırken, daha eşit ülkelerde bu oran yüzde 40 seviyesinde kalıyor.
Aynı ülke içinde de gelir düzeyi farklılıkları başarıyı belirleyen temel faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Varlıklı ailelerden gelen öğrencilerin yüzde 83’ü temel matematik ve okuma yeterliliğine ulaşırken, düşük gelirli ailelerin çocuklarında bu oran yüzde 42’ye kadar geriliyor.
UNICEF, hükümetlere sosyal koruma sistemlerini güçlendirme, dezavantajlı bölgelerde eğitime yatırım yapma, okul kaynaklarını iyileştirme ve öğrencilere ücretsiz, sağlıklı okul yemekleri sunma çağrısı yaptı.
UNESCO’nun yükseköğretime ilişkin raporu, üniversite eğitiminin hızla yaygınlaştığını ancak fırsat eşitliğinin sağlanamadığını ortaya koydu. Dünya genelinde üniversite öğrencisi sayısı 2000 yılında yaklaşık 100 milyondan, 2024 itibarıyla 269 milyona yükseldi.
Buna rağmen üniversiteye erişim bölgeler arasında büyük farklılık gösteriyor. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da gençlerin yaklaşık yüzde 80’i yükseköğretime devam ederken, bu oran Güney ve Batı Asya’da yüzde 30’a, Sahra Altı Afrika’da ise yalnızca yüzde 9’a düşüyor.
UNESCO Genel Direktörü Khaled El-Enany, yükseköğretime yönelik talebin hızla arttığını ancak ekonomik engeller nedeniyle milyonlarca öğrencinin kaliteli eğitime erişemediğini belirtti.
Ayrıca üniversitelerde kadınların erkeklerden daha fazla temsil edildiğini belirten raporda, doktora programları ve üst düzey akademik pozisyonlarda erkeklerin ağırlığını koruduğu ifade edildi.
Her iki rapor birlikte değerlendirildiğinde, ekonomik eşitsizliğin çocuklukta başlayan ve yetişkinlik boyunca derinleşen bir fırsat uçurumu yarattığı görülüyor. Yoksulluk içinde büyüyen çocukların okulda başarısız olma, sağlık sorunları yaşama ve yükseköğretime erişimde engellerle karşılaşma ihtimalinin daha yüksek olduğu belirtiliyor.
UNICEF ve UNESCO, eğitim, sağlık ve sosyal koruma alanlarında daha güçlü yatırımlar yapılmaması halinde ekonomik uçurumların gelecek nesillere aktarılacağı uyarısı yapıyor.
Kaynak:
https://news.us15.list-manage.com/track/click?u=372753f560ef60c400f1a4f3f&id=942f48f66f&e=8b42edf312