Birleşmiş Milletler’in yeni raporu, hızlı kentleşme ve inşaat sektörü kaynaklı artan küresel kum talebinin sürdürülebilir arzı aştığını ortaya koydu.
Dünyanın en fazla çıkarılan doğal varlığı olan kum, insanlığın tüketim hızına yetişemiyor. Uzmanlara göre bu durum yalnızca çevreyi değil, milyonlarca insanın geçim kaynağını ve kıyı kentlerinin geleceğini tehdit ediyor.
BM’nin yayımladığı yeni rapora göre her yıl yaklaşık 50 milyar ton kum kullanılıyor ve bu devasa talep; kıyıları, deniz yaşamını ve geçim kaynaklarını geri dönüşü zor bir yıkıma sürüklüyor.
İklim krizinin etkileriyle mücadele eden Maldivler bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yaşam alanları daralan başkent Malé için yeni kara alanları oluşturuluyor. Bunun için ise deniz tabanından milyonlarca metreküp kum çekiliyor.
Başta “zararsız” gibi görünen bu süreç, aslında doğanın temel dengelerini sarsıyor. Çünkü kum yalnızca beton üretiminde kullanılan sıradan bir malzeme değil; kıyıları koruyan, nehirleri düzenleyen, suyu filtreleyen ve sayısız canlıya yaşam alanı sağlayan kritik bir doğal varlık.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) hazırladığı rapora göre kum çıkarımı; mercan resiflerinin yok olmasına, kıyı erozyonunun hızlanmasına ve balıkçılık ekosisteminin çökmesine neden oluyor. Özellikle denizlerden yapılan yoğun kum taramaları, ekosistemlerde kalıcı tahribat bırakıyor.
2019 yılında Maldivler hükümeti, Gulhifalhu adasında arazi genişletme projesi için bir Hollanda şirketiyle anlaşma yaptı. Proje kapsamında yüzlerce hektarlık mercan resifi ve lagün habitatı yok edildi. Uzmanlar, kaybedilen ekosistemlerin yeniden oluşmasının neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor.
Benzer sonuçlar Filipinler ve Endonezya’da da yaşandı. Manila Körfezi’nde bir havaalanı projesi için deniz tabanından kum çekilmesinin ardından balık sürüleri bölgeyi terk etti, balıkçı toplulukları büyük gelir kaybına uğradı. Endonezya’nın Güney Sulawesi bölgesinde ise bazı balıkçıların gelirleri yüzde 80 azaldı.
Uzmanlara göre sorun yalnızca çevresel değil; aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir kriz. Çünkü kum madenciliği büyüdükçe kıyı toplulukları yaşam alanlarını, geçim kaynaklarını ve doğal koruma kalkanlarını kaybediyor.
Raporda, hükümetlere daha sıkı çevre kuralları, şeffaf denetim mekanizmaları ve hassas ekosistemlerin korunması çağrısı yapılıyor. Aksi halde bugün şehirleri büyütmek için kullanılan kumun, yarının büyük çevre felaketlerinden birine dönüşebileceği uyarısı yapılıyor.
Kaynak:
https://www.theguardian.com/environment/2026/may/12/global-sand-crisis-land-reclamation-extraction