Avrupa’da dijitalleşmenin öncülerinden olan İsveç, eğitimde yön değiştiriyor.
Hükümet, düşen okuma ve anlama becerilerini tersine çevirmek amacıyla okullarda ekran kullanımını azaltıp yeniden kitap, defter ve kaleme dönüşü hızlandırıyor. Ancak bu karar, teknoloji dünyasından akademiye kadar geniş bir kesimde hararetli tartışmalara yol açmış durumda.
Stockholm yakınlarındaki Nacka kentinde bir lisede, öğrencilerin günlük rutini bile değişmiş durumda. Bir dönem derslerin merkezinde olan dizüstü bilgisayarlar çantalarda yerini korusa da, artık onların yanında kitaplar ve basılı kağıtlar daha sık görülüyor. 18 yaşındaki Sophie, öğretmenlerin ders içeriklerini yeniden basılı olarak dağıtmaya başladığını ve bazı derslerde dijital platformların tamamen kaldırıldığını söylüyor.
Oysa İsveç, uzun yıllardır yüksek dijital beceri seviyesi ve güçlü girişimcilik ekosistemiyle öne çıkıyordu. 2010’lu yılların başında sınıflara giren dizüstü bilgisayarlar kısa sürede yaygınlaşmış, 2015 itibarıyla öğrencilerin büyük çoğunluğu bireysel dijital cihazlara erişim sağlamıştı. 2019’da ise okul öncesi eğitimde tablet kullanımı müfredata dahil edilmişti.
Ancak 2022’de göreve gelen yeni hükümet, bu yaklaşımı kökten değiştirdi. Liberal Parti’nin eğitim sözcüsü Joar Forsell, özellikle küçük yaş gruplarında ekranların tamamen kaldırılmasını savunduklarını belirtti. Hükümetin sıkça kullandığı “ekrandan kitaba” sloganı da bu dönüşümün simgesi haline geldi.
Yeni düzenlemeler kapsamında 2025’ten itibaren okul öncesinde dijital araç kullanımı zorunlu olmaktan çıkarıldı, iki yaş altındaki çocuklara tablet verilmesi yasaklandı. Yakın zamanda yürürlüğe girecek olan bir kararla okullarda cep telefonları da tamamen yasaklanacak. Ayrıca ders kitaplarına yatırım için milyarlarca kronluk kaynak ayrılırken, 2028’de yürürlüğe girecek yeni müfredatla kitap temelli eğitim daha da güçlendirilecek.
Hükümet, bu adımların öğrencilerin dikkatini artıracağını ve okuma-yazma becerlerini geliştireceğini savunuyor. Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü ile bağlantılı nörobilimci Sissela Nutley, sınıflarda teknolojinin dikkat dağıtıcı etkilerine dikkat çekiyor. Nutley’e göre ekran üzerinden okuma, çocukların bilgiyi işleme kapasitesini düşürebiliyor; yoğun ekran kullanımı ise özellikle küçük yaşlarda beyin gelişimini etkileyebiliyor.
Hükümetin hedeflerinden biri de OECD tarafından hazırlanan Pisa değerlendirmelerinde İsveç’in düşen performansını yeniden yukarı taşımak. 2022 verilerine göre ülke hala ortalamanın üzerinde olsa da, okuma becerilerinde İngiltere, ABD ve Finlandiya gibi ülkelerin gerisinde kaldı. Üstelik her dört öğrenciden biri temel okuduğunu anlama seviyesine ulaşamıyor.
Buna karşın OECD’nin eğitim direktörü Andreas Schleicher, teknolojinin etkisine dair “neden-sonuç” ilişkisi kurarken dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Schleicher, İsveç’in diğer ülkelere kıyasla teknolojiyi sınıflara “fazla hızlı ve plansız” entegre etmiş olabileceğini belirtiyor.
İş dünyası ve teknoloji sektörü bu gelişmeleri kaygıyla izliyor. Swedish Edtech IndustryCEO’su Jannie Jeppesen, dijital becerilerin iş hayatı için vazgeçilmez olduğunu hatırlatarak, ‘’Yakında işlerin yüzde 90’ı dijital yetkinlik gerektirecek’’ uyarısında bulunuyor.
İsveç’in Spotify gibi milyar dolarlık teknoloji şirketleri çıkaran bir ülke olduğuna dikkat çeken Jeppese, bu politikanın uzun vadede inovasyonu zayıflatabileceğini savunuyor.
Tartışmanın bir diğer boyutu da yapay zekâ eğitimi. Hükümet ortaöğretimde bu alana yer vermeyi planlasa da bazı uzmanlar bunun daha erken yaşlara çekilmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak hükümet cephesi, öğrencilerin önce temel becerileri edinmesi gerektiğinde ısrarcı.
Sınıflarda ise görüşler bölünmüş durumda. 18 yaşındaki Alexios, dijital araçların gençlerin dikkatini dağıttığını söylerken; 19 yaşındaki Jasmine daha farklı düşünüyor: “Gerçekçi olalım, dünya bilgisayarlarla ilerliyor” diyerek dijital eğitimin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
İsveç’in eğitimde attığı bu adım, yalnızca pedagojik bir tercih değil; aynı zamanda dijital çağ ile geleneksel öğrenme arasında kurulan hassas dengenin de yeniden sorgulanması olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: