Anne ve babası cezaevinde yatan çocukları evlat edinen oyuncu

Anne ve babası cezaevinde yatan çocukları evlat edinen oyuncu

Usta oyuncu Turgay Tanülkü’nün ilk çocuğuyla tanışma hikayesi, 1970’li yıllarda siyasi nedenlerden girdiği Ulucanlar Cezaevi’nde başlıyor. Tanülkü, cezaevinde gördüğü işkencelerden dolayı çocuk sahibi olamıyor.

Kendisi 6 yaşındayken babasını kaybeden, baba özlemine bir de çocuk özlemi eklenen Tanülkü, orada kaldığı dönemde yaşadığı bir olaydan çok etkileniyor. Cezaevinden çıktıktan sonra 1981’de babasından da izin alarak, müebbet alan bir mahkumun çocuğuna sahip çıkıp onu okutuyor. 

Anne ve babası cezaevinde yatan çocukları evlat edinen oyuncu Turgay Tanülkü; ‘’Çocuğum olmadığı için her Anneler Günü’nde karımdan özür dilerim, ona bir evlat veremedim diye. Ama bu güzel insanlar evlatlarını bana emanet ettiler, dolayısıyla büyük bir ailem var’’ diyor.

‘’1981 yılında ilk çocuğun bakımını üstlendim. Şimdi 45 yaşında. Oğullarım, kızlarım, torunlarım var. Çocuklarımın bir kısmına dostlarım bakıyor. Beş ayrı evde büyüyorlar. Küçük olanlar Uşak’ta köyde yaşıyor. Üniversiteyi İstanbul, Ankara, İzmir’de kazanmak zorundalar. 17 evladım üniversitede öğrenim görüyor. İkisi savcı biri avukat oldu. Toplam 101 evladım var. Ailemiz gün geçtikçe genişliyor.’’

Bir çocuğun hayatına dokunmanın verdiği mutluluğu tadan Tanülkü ve her zaman destekçisi olan eşi Zehra Tanülkü, artık annesi ve babası cezaevinde kalan çocuklar ile sokakta yaşayan çocukların ailesi olmaya karar veriyor.

Tanülkü, tiyatro ve dizilerden kazandığı para ve eşinin maaşıyla bugüne kadar sahip çıktığı 26 çocuğun farklı illerde kiraladığı evlerde bakımını sağlayıp onları okutuyor.

Yardım etmenin sadece çocuğun karnını doyurmak olmadığını, o çocuğun başını okşamanın asıl mesele olduğunu ifade eden Tanülkü, ‘’Koruyucu aile ol’’ demek bana göre lükse kaçıyor. Neye göre korumak? İsmi değişirse sahiplenmek adına mükemmel bir şey.  Sokakta bir sürü evlat var. Çocuklarımdan mezun olanlar, iş güç sahibi olanlar, yuva kuranlar dönüp arkasına bakıyor ve arkadan gelen çocuklarımıza da onlar sahip çıkıyor. Bu, bir zincir. Koruyucu ailelikte de bir zincir olmalı. Eskiden yaşadıklarımdan dolayı çocuğum olmuyor. Onun için dışarıdaki her çocuk benim için kutsal. Onların ağlamaları, gülmeleri her bakımdan benim için çok özel.’’

Ailesini 6 Şubat depremlerinde kaybeden 4 yaşında bir kız çocuğunun da olduğunu anlatan Tanülkü, “Kızımız hala annesini bekliyor. Diğerleri oynarken o oturuyor. ‘Kızım hadi oynasana’ diyorum, ‘yok annem gelecek’ diyor. Bir tek onu çözemiyorum.” diyor.

Çocuklarının hepsinin eşine ve kendisine “anne”, “baba” diye hitap ettiğini belirten Tanülkü, ‘’Bayramlarda çocukları ailelerine göndermek istiyorum. Üç gün sonra ‘bizi gel al’ diye arıyorlar. Mutluyuz’’ diyerek kendilerini adadıkları hayatlara gösterdikleri olağanüstü hassasiyet ve değeri ortaya koyuyor.Böyle koca yürekli insanların çoğalması dileğiyle!

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar