Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Gazze Savaşı’ndan kaynaklanan emisyonların iklim krizi üzerinde muazzam etkisi var

Birleşik Krallık ve ABD’deki araştırmacılar tarafından yapılan ve türünün ilk örneği olan çalışma, Gazze’deki savaşın ilk iki ayında yayılan emisyonların, dünyanın iklime en duyarlı 20 ülkesinden daha fazla yıllık karbon ayak izine sahip olduğunu gösteriyor.

İsrail’in askeri müdahalesinin ilk 60 gününün iklim maliyeti en az 150 bin ton kömür yakmaya eşdeğer ve bu rakam pek çok ülkede bir yılda üretilenden fazla emisyona denk geliyor. 

Henüz hakem incelemesinden geçmemiş olan analiz, tank ve diğer araçların yakıtlarından kaynaklanan CO2 ve bunun yanı sıra bombaların, topçu silahlarının ve roketlerin patlamasından ortaya çıkan emisyonları içeriyor. Ancak metan gibi gezegeni ısıtan diğer gazlar hesaba katılmamış. 

Bölgedeki savaşa bağlı emisyonların artışında Amerika Birleşik Devletleri’nin rolü de çok büyük. Toplam karbondioksit emisyonunun neredeyse yarısının İsrail’e askeri teçhizat taşıyan ABD kargo uçaklarından kaynaklandığı bildiriliyor.

Aynı dönemde İsrail’e ateşlenen Hamas roketlerinin yaklaşık 713 ton CO2 ürettiği ve bunun da 300 ton kömüre eşdeğer olduğu belirtiliyor.

Daha önce yapılan çalışmalar, tüm savaş tedarik zincirinden kaynaklanan emisyonların dahil edilmesi halinde gerçek karbon ayak izinin 5 ila 8 kat daha yüksek olabileceğini öne sürüyor.

Yaklaşık 23 bin Filistinlinin ölümüne neden olan İsrail saldırıları, doğrudan yaşanan acılara ek olarak, bomba ve uçaklardan kaynaklanan CO2 emisyonlarının katlanmasıyla küresel iklim acil durumunu daha da kötüleştiriyor. 

Yeni araştırma, Gazze’deki 100 bin hasarlı binanın çağdaş inşaat teknikleri kullanılarak yeniden inşa edilmesiyle oluşacak karbon maliyetinin de 30 milyon metrik ton sera gazına eşdeğer olduğunu hesaplıyor.

Etkisi onlarca yıl sürecek

Deniz seviyesinin yükselmesi, kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi iklim krizinin sonuçları, Filistin’deki su kaynaklarını ve gıda güvenliğini zaten etkiliyordu. 

Uzmanlar, Gazze’deki çevresel durumun şu anda bir felaket olduğunu, tarım arazilerinin, enerji ve su altyapısının büyük kısmının tahrip edildiğini veya kirlendiğini; bu durumun önümüzdeki on yıllar boyunca sağlık açısından yıkıcı sonuçlara yol açacağı konusunda uyarıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) açıkladığı kişi başına düşen su alt sınırının 100 litre olduğu hatırlatılırken bu rakam, Gazze’de 45’e, Kudüs ve Batı Şeria’da 50’ye, İsrail kontrolündeki bazı bölgelerdeyse 20 litreye kadar düşüyor. Tüm bunların sonucunda Kudüs ve Batı Şeria’da yaşayan 660 bin Filistinlinin suya erişimi yetersiz kalırken, Gazze’de 1 milyon insan su kıtlığı çekiyor.

Filistin Politika Ağı Al-Shabaka’nın politika analisti Zena Ağa, ‘’Gazze’ye yönelik yıkıcı hava saldırısı, ateşkes sağladığında ortadan kalkmayacak’’ diyor.

Sosyal Bilimler Araştırma Ağı’nda yayımlanan araştırmanın ortak yazarı, Londra Üniversitesi kıdemli öğretim görevlisi, Benjamin Neimark, ‘’İklim kriziyle mücadele etmek için hesap verilebilirliğe ihtiyacımız var’’ diyor. Ordunun çevresel istisnacılığı sağlanarak savaş uçakları ve bombaların yarattığı karbon emisyonlarının hesaba katılmaması gibi bir dünyanın kabul edilemez olduğunu vurguluyor. 

Geçtiğimiz ay Dubai’de düzenlenen COP28’de, Gazze ve Ukrayna’da ortaya çıkan insani ve çevresel felaket, savaşı, güvenliği ve iklim krizini konferansın gündemine taşımasına rağmen, silahlı kuvvetler ve askeri endüstri için şeffaflık ve hesap verilebilirliğin artırılmasına yönelik anlamlı bir adım atılamadı.

Kaynak:

https://www.theguardian.com/world/2024/jan/09/emissions-gaza-israel-hamas-war-climate-change