Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
COP28 Sonrası: Harekete Geçmek konulu etkinlikte yer alan bir uzmanın görüş ve önerileri

Harvard Business Review Türkiye tarafından 15 Ocak tarihinde ‘’COP28 Sonrası: Harekete Geçmek’’ adıyla gerçekleştirilen etkinlik, 28.Taraflar Konferansı sonrası ortaya çıkan tabloyu değerlendirmek ve sürdürülebilirliği bütünsel bir yaklaşımla ele almak amacıyla uzmanları ve sektör temsilcilerini misafir etti ve karşı karşıya olduğumuz risklerle ilgili düşüncelerini paylaşmaları için bir platform sağladı.

Küresel iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha fazla hissettiğimiz bir dönemde, uzmanlar bu yüzyılın sonunda bizleri bekleyen muhtemel olumsuz senaryolara karşı uyarılarına devam ediyor. Bu uyarıları dikkate alarak acilen harekete geçmek gerekiyor. Değişen dengeleri yeniden ele almak ve sürdürülebilirlik stratejilerini doğru bir çerçeveye oturtmak için bireylere ve kurumlara önemli roller düşüyor.

Burada önemli olan nokta; iklimle ilgili konuların günlük hayatta yaşadığımız mevcut olaylar kadar hissedilmesi gerektiği.

İklim, iklim değişimi ve iklim modellemesi konularında çalışmalar yürüten İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü emekli öğretim üyesi Hasan Nüzhet Dalfes, ‘İklim değişimi nedir’ sorusuna karşılık öncelikle bunun iki nedenden kaynakladığını belirtti.

Birincisi doğa kaynaklı, ikincisi ise insan faaliyetleri kaynaklı.

Doğal iklim değişimleri, dünyanın var olmasından bu yana her zaman var ve her zaman olacak. Bunun nedeni gezegenin yer değiştirmesiyle birlikte yörüngesinin değişmesinden kaynaklanıyor.

Bunun yanı sıra, sera gazları sonucunda insanın atmosferi değiştirmesinden kaynaklanan egemen bir değişim söz konusu.

Dalfes ve ekibinin, iklim değişimi, küresel ısınma ve insanın buna etkileri üzerine yaptığı modelleme çalışmaları insan kökenli iklim değişiminin bir gerçek olduğunu bilimsel tabanda ortaya koyuyor.

‘’İnsan iklimin ürünü olan bir tür’’ diyen Dalfes, ‘’Gezegenin tarihi ile birlikte süregelen iklim değişimi türümüzün de nedeni olan bir olgu’’ diyor.

‘’Günümüzde çok kısa sürede oluşan ve etkilerini şiddetli bir şekilde hissettiğimiz hava olayları yaşıyoruz’’ diyerek, bunu freni patlamış ve yokuş aşağı inen bir kamyona benzetiyor.

Sera gazları her zaman vardı ve olmasa zaten yaşam olmazdı diyor. Ancak endüstri çağının başlarından itibaren bu gazların salınımının giderek hızlandığını belirtiyor. 

‘’Enerji kaynaklarını fosil yakıtlardan tedarik eden bir endüstri ortamında sera gazlarının katlanarak artması kaçınılmaz olur’’ diyor.

Atmosferde, son 400-500 yıldır görmediğimiz seviyede sera gazı olduğunu aktarıyor.

İklim değişimini reddeden okumuş veya okumamış insanlar var ve bu yaklaşımlarıyla maalesef bilimi reddediyorlar.

Bizi bekleyen senaryolar nedir?

Temel fizik kanunları üzerine kurulmuş modellemeler sayesinde günümüzle geçmişi karşılaştıklarını açıklayan Darfes, son 50-60 yılda gözlemlenen iklim değişimine insan kaynaklı etkileri dahil etmediklerinde, bugünkü miktarlara asla ulaşılmadığını vurguluyor.

İyimser ve kötümser senaryolar var, ancak ne yaparsak yapalım 10 yılın sonunda ortalama 2C veya 3C derecelik sıcaklık artışı kaçınılmaz olacak.

Akdeniz bölgesi ve Akdeniz iklimine sahip olan yerler en çok etkilenen kesimler olarak öne çıkacak. Bu bölgelerde su problemi ve sıcaklık artışının çok derin etkileri olması bekleniyor. Halihazırda Türkiye’nin Akdeniz bölgesi aşırı sıcak ve su ile bağlantılı etkilere maruz kalıyor.

Bununla birlikte esas sıcaklık artışının kutup bölgelerinde yaşanacağını belirtiyor.

2023 yılının kayıtlı tarihin en sıcak yılı kabul edildiğini söyleyen Dalfes, giderek artan riskleri en aza indirmek için bugünden harekete geçmenin ve küresel dayanışma içinde mücadele etmenin önemini vurguluyor.

Sonuç olarak, iklim değişecek bu kesin, bilim bunu kanıtlıyor. Bu nedenle, tarım, su yönetimi, üretim sistemleri, kentlerin yönetimi gibi konularda Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl için istikrarlı ve sürdürülebilir planlamalar yapması ve bunun için hemen harekete geçmesi gerektiğinin önemle altını çiziyor.