Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
ILO: İklim krizinin etkilerine karşı dünyanın yarısı sosyal korumadan yoksun

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni raporu, hükümetlerin iklim değişikliğine uyum sağlamak, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve adil bir geçişi sağlamak için evrensel sosyal korumanın güçlü potansiyelinden tam olarak yararlanmaları gerektiğini söylüyor. Rapor ayrıca, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en savunmasız ülkelerin genellikle en düşük sosyal koruma seviyelerine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Dünya Sosyal Koruma Raporu 2024-26: İklim Eylemi ve Adil Geçiş için Evrensel Sosyal Koruma başlığı altında ilk kez küresel nüfusun yarısından fazlasının (%52,4) bir tür sosyal koruma kapsamına sahip olduğunu açıklıyor. Bu oran, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının kabul edildiği 2015 yılında yüzde 42.8 idi.

Bununla birlikte, iklim krizine karşı en savunmasız 20 ülkede, insanların yüzde 91,3’ü (364 milyon) halihazırda herhangi bir sosyol korumadan yoksun.

İklimden en fazla etkilenen 50 ülkede nüfusun yüzde 75’i (2,1 milyar kişi) herhangi bir sosyal koruma kapsamında değil. Küresel olarak, çocukların çoğu (%76,1) hala etkili bir sosyal koruma kapsamına sahip değil. Cinsiyetler arasında da önemli bir fark var: kadınların etkin kapsamı (%50,1) erkeklerin kapsamının (%54,6) gerisinde kalıyor. 

ILO Genel Direktörü Gilbert Houngbo, ‘’İklim değişikliği sınır tanımıyor ve krizi dışarıda tutmak için bir duvar inşa edemeyiz. Bu kriz hepimizi etkiliyor ve günümüzde sosyal adalete yönelik en ciddi tehdidi oluşturuyor’’ dedi.

Sosyal koruma, gelir güvencesi ve sağlık hizmetlerine erişim gibi sosyal koruma faydaları sağlayarak insanların iklimle ilgili şoklara uyum sağlamasına ve bunlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir.

Ayrıca sosyal koruma, yeşil geçiş sürecinde aileleri, çalışanları ve işletmeleri destekleyebilir ve daha sürdürülebilir ekonomik uygulamalara olanak sağlayabilir. Yeşil ve düşük karbonlu sektörlerde istihdam için çalışanların bilgi ve becerilerle donatılması amacıyla eğitmek gibi.

Rapor, olumlu iklim eyleminin katalizörü ve kolaylaştırıcısı olmasına rağmen, süregelen kapsam boşlukları ve önemli ölçüde yetersiz yatırım nedeniyle hükümetlerin sosyal korumanın potansiyelinden etkin bir şekilde yararlanmadıklarını ortaya koyuyor.

Ortalama olarak ülkeler gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYH) yüzde 12,9’unu sosyal korumaya (sağlık hariç) harcıyor. Yüksek gelirli ülkelerde bu oran yüzde 16,2, düşük gelirli ülkelerde ise yalnızca yüzde 0,8.

Rapor koruma açıklarını kapatmak için kararlı ve entegre politika eylemi çağrısında bulunarak, ‘’çıtayı yükseltmenin’’ ve sosyal korumaya önemli ölçüde yatırım yapmanın zamanının geldiğini savunuyor.

Raporda sunulan öneriler aşağıda sıralanıyor:

·      Herkesin yeterli sosyal korumadan yararlanmasını sağlayarak hem rutin yaşam döngüsü risklerine hem de iklimle ilgili şoklara önceden sosyal koruma sistemleri kurarak hazırlanmak.

·      İklim değişikliği azaltım ve uyum çabalarını desteklemek ve bu önlemlerin kamuoyu tarafından kabul edilmesini sağlamak için sosyal korumanın kullanılması.

·      Sınırlı mali olanağa sahip ülkeler için dış destek dahil olmak üzere sosyal koruma yatırımlarına öncelik verilmesi.

Kaynak:

https://news.un.org/en/story/2024/09/1154266?utm_source=UN+News+-+Newsletter&utm_campaign=df0ec6beaa-EMAIL_CAMPAIGN_2024_09_13_12_00&utm_medium=email&utm_term=0_fdbf1af606-df0ec6beaa-%5BLIST_EMAIL_ID%5D