Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Türkiye’nin 2023 net-sıfır hedefine giden yol: Enerji sektörünü dönüştürmek

Türkiye’nin enerji sektörü, 2053 yılı net-sıfır hedefini gerçekleştirmek için yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve teknolojik yeniliklerle şekillenecek köklü bir dönüşüm sürecine giriyor. 

Türkiye, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleşen COP29 iklim zirvesi kapsamında 2053 Uzun Vadeli İklim Stratejisi belgesini Birleşmiş Milletler’e iletti.

Strateji belgesi, Türkiye’nin 2053 yılına kadar “kalkınma önceliklerinden taviz vermeden” “net sıfır” hale gelme hedefine nasıl ulaşacağını detaylandırıyor.

Ancak, “En kirli fosil yakıt” olarak tanımlanan kömürden çıkışa dair bir plan belgede yer almıyor.

Türkiye’nin İklim ve Enerji Taahhütleri

Türkiye, küresel iklim hedefleriyle paralel olarak, 2021 yılında Paris Anlaşması’nı onayladı ve ardından 2053 yılı net-sıfır hedefini açıkladı.

Resmi verilere göre 2022’de Türkiye’de sera gazı salımlarının yüzde 70’inden fazlası enerji sektöründen kaynaklandı.

Türkiye’nin emisyonlarının büyük bir kısmını oluşturan enerji sektörünün, düşük karbonlu bir enerji modeline geçirilmesi son derece önemli.

Bu strateji, emisyonları azaltmayı hedeflerken, Türkiye’yi sürdürülebilir enerji üretimi ve yeşil yenilikçilik alanlarında küresel bir lider olarak konumlandırmayı amaçlıyor.

Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması

Türkiye’nin enerji stratejisi, yenilenebilir enerji kaynaklarının hızlı ve kararlı bir şekilde artırılmasına dayanıyor.

Hedef, 2020 yılında %42,4 olan yenilenebilir enerjinin elektrik arzındaki payını 2053 yılına kadar %69,1’e çıkarmak.  Türkiye, artan enerji taleplerini karşılamak amacıyla 2035 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesini dört katına çıkarmayı hedefliyor ve bu süreçte güneş, rüzgar ve hidroelektrik enerjiye öncelik veriyor.

Strateji belgesi, enerji güvenliğini artırmak ve ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak amacıyla hibrit enerji santralleri, yüzen güneş panelleri ve açık deniz rüzgar çiftlikleri gibi yenilikçi yenilenebilir enerji teknolojilerinin yaygınlaşmasını teşvik ediyor. 

Özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin, ülkenin enerji karışımında baskın bir rol oynaması bekleniyor. Güneş enerjisinin kurulu kapasitesinin, 2024’te 18,5 GW’dan 2035’te etkileyici bir şekilde 76,9 GW’a yükselmesi, rüzgar enerjisi kapasitesinin ise aynı dönemde 12,3 GW’dan 43,1 GW’a çıkması öngörülüyor.

Bu gelişmeler, Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması (YEKDEM) tarafından yürütülecek ve uzun vadeli alım garantileriyle yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik edecek.

Şebeke Esnekliğinin Artırılması ve Enerji Depolama

Yenilenebilir enerjiye geçiş, esnek ve dirençli bir şebeke gerektiriyor. 

Türkiye, enerji depolama kapasitesini artırarak, yeşil hidrojen kullanımını devreye alarak ve dijital teknolojileri benimseyerek bu hedefe ulaşmayı planlıyor.

2035 yılı itibarıyla, güneş ve rüzgar enerjisini desteklemek için 7,5 GW’lık batarya depolama kapasitesi hedefleniyor. Böylece yenilenebilir enerjilerin kesintili doğasından kaynaklanan zorlukların aşılması amaçlanıyor.

Yeşil hidrojen, şebekeyi dengelemede ve endüstriyel süreçlerin elektrifikasyonunu desteklemede kritik bir rol oynayacak.

Türkiye, 2030 yılına kadar 2 GW, 2035 yılına kadar ise 5 GW’lık elektrolizör kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Bu da yeşil hidrojen üretimini büyük ölçekle gerçekleştirmeyi mümkün kılacak ve bu temiz yakıt, karbonsuzlaşmanın zor olduğu sektörlerde emisyonları azaltmaya yardımcı olacak.

Dijitalleşmenin de, Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir rol oynayacağı; akıllı sayaçlar, IoT sensörleri ve yapay zeka destekli analizlerle gelişmiş şebeke yönetimini daha akıllı, verimli ve esnek hale getireceği belirtiliyor.

Bu teknolojilerin entegrasyonu, dayanıklı ve yüksek verimli bir enerji sistemi oluşturulmasına mümkün kılacak.

Enerji verimliliğine yatırım yapmak

Enerji zincirinde enerji verimliliğini artırmak, Türkiye’nin iklim stratejisinin temel unsurlarından biri.

Türkiye, 2035 yılına kadar enerji yoğunluğunu yüzde 35 oranında azaltmayı hedefleyerek, enerji israfını önlemeyi ve elektrik şebekesinin verimliliğini artırmayı amaçlıyor.

Düşük karbonlu çözümler ve geçiş yakıtları

Türkiye, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinde, geçiş yakıtlarına ve nükleer enerjiye yatırım yaparak bu dönüşümü destekliyor.

Biyogaz, sentetik metan ve biyoyakıt gibi temiz yakıtlar, Türkiye’nin tam karbonsuzlaşma hedefi doğrultusunda köprü çözümleri sunacak.

Nükleer enerjinin, Türkiye’nin enerji geleceğinde önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Belgede, 2024 yılında devreye girmesi planlanan Akkuyu Nükleer Santrali’nin tam kapasite çalıştığında Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacağı ve sera gazı salımlarını yıllık 30 milyon ton azaltacağı tahmin ediliyor.

Ayrıca, Karbon Yakalama, Kullanma ve Depolama (CCUS) teknolojileri, emisyonları düşürmenin nispeten zor olduğu çimento ve çelik üretimi yapan enerji yoğun endüstriler için önemli bir çözüm sunacak.

Türkiye’nin bu hedefleri gerçekleştirmek için 2035’e kadar yenilenebilir enerjiye 59 milyar dolar, enerji depolamaya 2,5 milyar dolar ve enerji verimliliğine 2030’a kadar 20,2 milyar dolar yatırım yapması planlanıyor.

Kaynak:

https://www.environmentenergyleader.com/stories/trkiyes-path-to-net-zero-transforming-the-energy-sector-for-2053,57040?newsletter=49426&utm_source=E%2B+E+Leader+Newsletter&utm_campaign=a84fc6ea3c-EMAIL_CAMPAIGN_2024_11_14&utm_medium=email&utm_term=0_-4691aa7acc-19332335