Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Ulaşımda sürdürülebilirliği destekleyen yeşil çözümler

Şirketler ve ülkeler, net sıfır emisyon hedefine ulaşmak ve operasyonlarını karbonsuzlaştırmak için çaba gösterirken, yeşil ulaşım çözümleri bu süreçte kritik rol oynuyor. 

Bu çözümler arasında, ulaşımın çevresel etkisini azaltmayı amaçlayan ve sera gazı emisyonlarını düşürmeyi, hava kalitesini iyileştirmeyi, sürdürülebilir kentsel ulaşımı desteklemeyi hedefleyen bir dizi çevre dostu alternatif yer alıyor.

10. Bisiklet yolları altyapısı

Sürdürülebilir ulaşımın önemli bir parçası olan bisiklet yolları, trafik sıkışıklığını azaltıyor ve sera gazı emisyonlarını düşürerek çevreye olan olumsuz etkileri en aza indiriyor.

Özel bisiklet yolları, güvenli park alanları ve güvenli geçişler sağlayarak, daha fazla insanın motorlu ulaşım yerine bisikleti tercih etmelerine yol açıyor.

Bu dönüşüm, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmanın yanı sıra, kirliliği azaltarak ve fiziksel aktiviteyi teşvik ederek hava kalitesi ve halk sağlığının iyileşmesine yardımcı oluyor.

Motorlu araçlar için yol genişletme uygulamalarına kıyasla daha uygun maliyetli olan bisiklet altyapısı, kentsel hareketliliği geliştirmek ve toplum için daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek adına verimli bir yöntem olarak benimseniyor.

Süper bisiklet yolları konseptine öncülük eden Kopenhag, şehir merkezini çevredeki banliyölere bağlayan geniş, korumalı bisiklet yollarından oluşan bir ağ oluşturdu.

2005’ten bu yana bisiklet altyapısına 150 milyon ABD doları yatırım yapan şehirde, işe veya okula yapılan yolculukların yüzde 49’u artık bisikletle yapılıyor.

1995’ten bu yana Kopenhag’ın ulaşım kaynaklı karbon emisyonları yüzde 30 oranında azaldı.

9. Sentetik yakıtlar

Sentetik yakıtlar, genellikle hidrojen ve karbon moleküllerinin kimyasal süreçlerle birleştirilmesiyle üretilen yakıtları temsil ediyor. Bu yakıtlar, fosil yakıtlardan farklı olarak, yenilenebilir kaynaklardan üretiliyor ve onları daha çevre dostu bir alternatif haline getiriyor.

e-dizel, e-kerosen ve e-metanol gibi türlerden oluşan bu yakıtlar, mevcut içten yanmalı motorlarda büyük modifikasyonlara gerek kalmadan kullanılabiliyor. Geleneksel yakıtlara göre sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltıyor.

Sentetik yakıtlar, havacılık ve deniz taşımacılığı gibi elektrifikasyonu zor sektörlerde karbon salınımını azaltmak için bir çözüm olmasına rağmen, mevcut üretim maliyetleri, bu yakıtların geniş ölçekte benimsenmesinin önündeki en büyük engel. 

Porsche, içten yanmalı motorlar için karbon-nötr bir alternatif olarak sentetik yakıtlar veya e-yakıtların geliştirilmesine yatırım yapıyor. Bu yakıtlar, yenilenebilir enerji, su ve havadan yakalanan CO2 kullanılarak üretiliyor.

Şirket, e-yakıtların CO2 emisyonlarını geleneksel yakıtlara göre yüzde 85’e kadar azaltabileceğini savunuyor.

8. Toplu taşım

Yeşil ulaşım çözümleri arasında önemli bir rol oynayan toplu taşıma, trafikteki bireysel araç sayısını azaltarak sera gazı emisyonlarının ve trafik sıkışıklığının önlenmesine yardımcı oluyor. Aynı anda birçok yolcu taşıyabilen otobüsler, trenler ve tramvaylar, özel arabalardan çok daha verimli bir şekilde yolcu başına karbon ayak izini azaltıyor.

Birçok toplu taşıma sistemi elektrikli ve hibrit araçlara geçiş yapıyor. Bunlar arasında Londra Ulaşım (TfL) bulunuyor. Kamu kurumu olan TfL, 2034 yılına kadar tüm otobüs filosunu sıfır emisyonlu araçlarla değiştirmeyi planlıyor.

Bu girişimin, 2030 yılına kadar Londra’nın ulaşım emisyonlarını yüzde 45 oranında azaltması bekleniyor. TfL, her bir elektrikli iki katlı otobüsün, dizel otobüslere kıyasla yılda yaklaşık 23 ton CO₂ tasarrufu sağladığını tahmin ediyor.

7. Biyoyakıtlar

Organik maddelerden (bitkiler, hayvansal atıklar veya biyolojik kaynaklardan) üretilen ve fosil yakıtların yerine kullanılabilen biyoyakıtlar, CO2 emisyonlarını yüzde 90’a kadar azaltabiliyor.

Biyoyakıtlar, petrol ithalatına olan bağımlılığı azaltarak enerji güvenliğine katkıda bulunuyor ve hammade üretimi yoluyla kırsal ekonomilerin canlandırılmasına yardımcı oluyor.

Shell Aviation, havacılık endüstrisindeki emisyonları azaltmak için Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanımına öncülük ediyor.

Şirket, 2025 yılına kadar yılda iki milyon ton SAF üretmeyi amaçlıyor. Bu hedef, havacılık emisyonlarını yıllık 1,6 milyon ton CO2 oranında azaltma potansiyeline sahip.

6. Hidrojen yakıt

Hidrojen yakıtı, su elektrolizi yoluyla yenilenebilir elektrik dahil çeşitli kaynaklardan üretilebilen temiz bir enerji kaynağı ve fosil yakıtlara göre sıfır emisyonlu bir alternatif. 

Yakıt hücreli araçlarda kullanıldığında, hidrojen oksijenle reaksiyona girerek elektirk üretiyor ve tek emisyon olarak su buharı açığa çıkıyor.

Bu özelliği sayesinde hidrojen yakıtı yeşil ulaşım çözümlerinde tercih edilen bir kaynak oluyor. Altyapı geliştikçe, ulaşım kaynaklı sera gazı emisyonlarını ve hava kirliliğini önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip.

İspanya merkezli elektrik dağıtım şirketi Iberdrola, ulaşım uygulamaları için yeşil hidrojen üretimine büyük yatırım yapıyor.

2030’a kadar yılda 350 bin ton yeşil hidrojen üretmeyi hedefleyen şirket, ağır taşıma ve sanayi sektörlerindeki emisyonları önemli ölçüde azaltmayı planlıyor.

5. Verimli lojistik

Verimli lojistik, ulaşım ve tedarik zinciri süreçlerinin optimize edilerek atıkların en aza indirilmesi, maliyetlerin ve emisyonların düşürülmesi amacıyla uygulanan yöntemleri ifade ediyor. Bu stratejiler arasında, rota optimizasyonu, envanter yönetimi ve operasyonları iyileştirmek için gelişmiş teknolojiler kullanılması yer alıyor.

Malların taşınmasındaki çevresel etkileri önemli ölçüde azaltan verimli lojistik, yeşil bir ulaşım çözümü sunuyor. Gelişmiş envanter yönetimiyle, atıkları ve aşırı depolama ihtiyacını azaltıyor.

Bu uygulamalar, maliyetleri düşürmenin yanı sıra tedarik zincirlerinin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltarak daha sürdürülebilir iş süreçlerine ve temiz bir çevreye katkıda bulunuyor.

UPS, en verimli teslimat rotalarını belirlemek için algoritmalar kullanan gelişmiş bir rota optimizasyon sistemi olan ORION’u geliştirdi. Bu sistem, trafik yoğunluğu, paket yükleri ve teslimat taahhütleri gibi faktörleri dikkate alarak en yakıt verimli rotaları oluşturuyor.

2016 yılında başlatılan ORION, UPS’in teslimat araçlarıyla kat ettiği mesafeyi yıllık 100 milyon mil azaltarak 10 milyon galon yakıt tasarrufu sağladı ve yıllık 100 bin metrik ton CO₂ emisyonunun azalmasına yardımcı oldu.

4. Yük taşımacılığında sürdürülebilir yakıtlar

Deniz taşımacılığı, kara taşımacılığı ve hava taşımacılığı gibi yük taşıma sektörleri, büyük bir karbon ayak izine sahip.

Sürdürülebilir yakıtlar, yük taşımacılığında devrim niteliğinde dönüşümlere neden oluyor. 

Deniz taşımacılığında, rotorlu yelkenler ve kanat yelkenleri gibi rüzgar destekli tahrik sistemleri, yük gemilerinde uygulanarak yakıt tüketimini yüzde 20’ye kadar azaltıyor.

Kısa mesafe uçuşlar için elektrikli uçaklar, sıfır emisyonlu operasyonlar ve düşük gürültü kirliliği sağlayarak yük taşımacılığında sürdürülebilir bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Bu yenilikler, yük taşımacılığının karbon ayak izini azaltmanın yanı sıra, yakıt tüketimini düşürerek maliyet tasarrufu sağlıyor ve sürdürülebilir bir küresel tedarik zincirine katkıda bulunuyor.

Dünyanın en büyük konteyner taşımacılık şirketi Maersk, gemilerini sürdürülebilir biyoyakıtla çalıştıran ECO Delivery hizmetini başlattı.

Kullanılan biyoyakıt, atık yemek yağlarından üretiliyor ve standart deniz yakıtlarına göre CO2 emisyonlarını %85 oranında azaltma potansiyeline sahip.

Maersk, 2024-2025 yılları arasında teslim edilmesi planlanan, yeşil metanolle çalışan 19 karbon nötr konteyner gemisi sipariş etti.

Bu girişimler, şirketin 2040’a kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma taahhüdünün bir parçası ve yıllık CO2 emisyonlarını milyonlarca ton azaltma potansiyeline sahip.

3. Şehir planlama

Sürdürülebilir şehir planlaması, çevresel etkileri azaltmayı ve daha yaşanabilir, erişilebilir ve verimli şehirler yaratmayı hedefliyor.

Şehir planlama, şehirlerin tasarımını ve gelişimini şekillendiriyor ve sürdürülebilir ulaşımı teşvik ediyor.

Yaya dostu caddeler, özel bisiklet yolları ve verimli toplu taşıma ağlarının uygulanması, sürdürülebilir ulaşım seçeneklerini daha erişilebilir ve cazip hale getiriyor.

Etkin şehir planlaması, ulaşım kaynaklı emisyonları azaltmak, hava kalitesini iyileştirmek ve daha yaşanabilir, sürdürülebilir şehirler inşa etmek için önemli rol oynayabilir.

Londra, şehir merkezindeki hava kalitesini iyileştirmek ve karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla Son Derece Düşük Emisyon Alanı (ULEZ) uygulamasını başlattı. Sıkı emisyon standartlarını karşılamayan araçlar, bu bölgeye girebilmek için günlük ücret ödemek zorunda.

2. Akıllı mobilite çözümleri

Akıllı mobilite çözümleri, şehir içi ulaşımını daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı dostu hale getirmek için dijital teknolojilerden ve yenilikçi tasarımlardan yararlanıyor.

Bu çözümlerden bazıları aşağıda sıralanıyor:

·      Gerçek zamanlı trafik yönetim sistemleri

·      Çok modlu ulaşım platformları

·      Elektrikli ve otonom araçlar

·      Paylaşımlı mobilite çözümleri

·      Entegre ödeme sistemleri

IoT, yapay zeka (AI) ve büyük veri gibi teknolojileri kullanan akıllı mobilite çözümleri, trafik akışını iyileştiriyor, tıkanıklığı azaltıyor ve emisyonları düşürüyor.

Mercedes-Benz, trafik akışını optimize etmek ve emisyonları azaltmak için yapay zeka ve bağlantılı araç teknolojilerini kullanan gelişmiş bir sürücü destek sistemi olan Intelligent World Drive’ı geliştirdi.

Bu sistem, trafik koşullarını öngörerek araç hızını buna göre ayarlayan tahmini hız ayarı ve gerçek zamanlı trafik ve topografik verilere dayanarak yakıt açısından en verimli rotayı hesaplayan ekolojik yönlendirme gibi özellikler içeriyor.

Şirket, Intelligent World Drive gibi akıllı mobilite çözümlerinin yaygın olarak kullanılması durumunda, şehir içi trafik emisyonlarının yüzde 20’ye kadar azaltılabileceğini iddia ediyor.

1.Elektrikli araçlar ve elektrikli araç altyapısı

Elektrikli araçlar, sıfır emisyonlu oldukları için hava kirliliğini azaltıyor ve karbon salınımını önemli ölçüde düşürüyor.

Tesla, popüler elektrikli otomobiller üretmenin yanı sıra, bu araçları desteklemek için kapsamlı bir şarj altyapısı geliştirerek elektrikli araç devriminde öncü bir rol oynuyor.

Tesla Supercharger ağı, elektrikli araçlarla uzun yolculukları pratik ve kolay hale getirmek için tasarlanmış, hızlı şarj istasyonlarından oluşan küresel bir sistem. Yalnızca 15 dakikada 200 mil menzil sağlayan bu şarj istasyonları, elektrikli araçlarla ilgili en büyük endişelerden biri olan uzun şarj sürelerine çözüm sunuyor.

Bu altyapının çevresel etkisi oldukça büyük. Supercharger ağı sayesinde 10 milyardan fazla elektrikli sürüş sağlandığı ve benzinli araçlarla yapılan eşdeğer yolculuklara göre 4 milyon tondan fazla C02 emisyonunun engellendiği tahmin ediliyor.

Supercharger istasyonlarını giderek daha fazla yenilenebilir enerjiyle besleyen Tesla, yakın gelecekte şarjların %100’ünün yenilenebilir kaynaklardan sağlanmasını hedefliyor.

Tesla’nın elektrikli araçlarının çevresel etkisi oldukça büyük. Ortalama bir Tesla aracının batarya ve elektrik üretimi hesaba katıldığında bile, benzinli bir araca göre yaşam boyu CO2 emisyonlarını yaklaşık yüzde 65 oranında azaltıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı ve elektrik üretiminin artmasıyla birlikte, bu oranının daha da iyileşmesi bekleniyor.

Kaynak:

https://sustainabilitymag.com/top10/top-10-green-transport-solutions?utm_campaign=&utm_medium=email&utm_source=Newsletter