Fildişi süs eşyalarından nadir bitkilere, pangolin pullarından kurutulmuş denizatlarına kadar uzanan yasadışı yaban hayatı ticareti, dünya genelinde doğayı hızla tükenen bir meta haline getiriyor. Uzmanlara göre bu görünmez suç ağı, yalnızca türlerin yok olmasını hızlandırmakla kalmıyor; organize suç örgütlerini besliyor ve ekosistemlerde onarılması güç tahribatlara yol açıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2015–2021 yılları arasında yaklaşık 4 bin tür
Fildişi süs eşyalarından nadir bitkilere, pangolin pullarından kurutulmuş denizatlarına kadar uzanan yasadışı yaban hayatı ticareti, dünya genelinde doğayı hızla tükenen bir meta haline getiriyor. Uzmanlara göre bu görünmez suç ağı, yalnızca türlerin yok olmasını hızlandırmakla kalmıyor; organize suç örgütlerini besliyor ve ekosistemlerde onarılması güç tahribatlara yol açıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre 2015–2021 yılları arasında yaklaşık 4 bin tür yasadışı ticaretten etkilendi. Bunların 3.250’si, Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme’nin (CITES) koruması altında bulunuyor. Yıllık 20 milyar dolara kadar ulaştığı tahmin edilen bu ticaret, uyuşturucu, insan ve silah kaçakçılığından sonra dünyanın en kârlı dördüncü yasa dışı faaliyeti olarak öne çıkıyor.
Ekolojik denge tehlikede
Uzmanlara göre bu ticaretin en ağır bedelini ekosistemler ödüyor. Doğadaki kilit türlerin sistem dışına itilmesi, besin zincirlerini bozuyor ve birçok hayvan ile bitki türünü geri dönüşü olmayan bir yok oluş sarmalına sürüklüyor.
Yaban hayatı kaçakçılığı; avlama, yakalama, ithalat, ihracat ve tüketim gibi birçok aşamayı kapsıyor. Fillere ve kaplanlara yönelik kaçak avcılıktan, deniz canlılarına ve nadir ağaç türlerine kadar uzanan bu faaliyetler, insanın maddi kazanç uğruna doğayı korumakta ne denli yetersiz kaldığını gözler önüne seriyor.
Yasadışı yaban hayatı ticareti, birçok bölgede organize suç örgütleriyle doğrudan bağlantılı.Bu ağlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığında kullanılan gizli güzergâhları ve yöntemleri yaban hayatı ürünleri için de kullanıyor.
Uzmanlar, zayıf mevzuat ve yetersiz denetimin kaçakçılığın önünü açtığını belirtiyor. Yasa dışı yollarla elde edilen kereste, bazı ülkelerde yasal ürün gibi piyasaya sürülebiliyor. Siyasi irade bulunsa bile, yaban hayatı ticaretini denetlemekle görevli kurumların kaynak ve kapasite eksikliğiciddi bir sorun olarak öne çıkıyor.
Orkideler, pangolinler ve denizatları
Yabani orkideler, özellikle Avrupa’da koleksiyoncuların hedefinde. Sosyal medya ve çevrim içi satış platformları, nadir türlerin aylar içinde doğadan silinmesine yol açabiliyor.
Pangolinler ise dünyanın en çok kaçakçılığı yapılan memelileri arasında yer alıyor. Pullarına yönelik talep, binlerce hayvanın öldürülmesine neden oluyor. 2016’da uluslararası ticaret yasaklanmış olsa da, Afrika’dan Asya’ya uzanan kaçakçılık ağları varlığını sürdürüyor.
Deniz ekosistemleri de bu suçtan payını alıyor. Denizatları, çoğunlukla dip trolü avcılığında yan av olarak yakalanıyor ve kurutulmuş halde yasa dışı pazarlara taşınıyor. 2015–2021 arasında dünya genelinde 10 tondan fazla kurutulmuş denizatı ele geçirilmesi, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor.
Başarı örnekleri umut veriyor
Tüm bu karanlık tabloya rağmen, bazı ülkeler başarı hikâyeleriyle öne çıkıyor.
Nepal, yaban hayatının korunmasında küresel ölçekte örnek gösterilen ülkeler arasında yer alıyor. Ülke, 2011’den bu yana bir çok yıl kaçak gergedan avının sıfırlandığını kaydederken, 2014’te gergedan, kaplan ve fillerin kaçak avlanmadığı ilk ülke olmayı başardı. Bu başarının arkasında güçlü siyasi irade, sıkı denetim mekanizmaları, yerel toplulukların koruma sürecine aktif katılımı ve WWF’nin Zero Poaching Toolkit gibi koordineli mücadele stratejileri bulunuyor. Nepal’in bu yaklaşımı, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından da uluslararası düzeyde takdir edildi ve bugün Asya genelinde iyi uygulama modeli olarak paylaşılıyor.
Çin’in 2017 yılında yürürlüğe koyduğu fildişi ticareti yasağı, talep odaklı politikalara yönelik müdahalelerin etkisini ortaya koyan bir diğer örnek. Yasağın ardından fildişi satın alma eğilimi, 2017 öncesinde yüzde 43 seviyesindeyken 2020 itibarıyla yüzde 20’nin altına geriledi. Uzmanlara göre bu tablo, yasadışı yaban hayatı ticaretiyle mücadelede tüketici odaklı politikalarınkritik önemini gözler önüne seriyor.
Yasadışı yaban hayatı ticareti, yalnızca bir çevre suçu değil; yaşamı ayakta tutan doğal dengeye yönelmiş ciddi bir tehdit.
Kaynak:
https://earth.us3.list-manage.com/track/click?u=01326b3db2cbfb01105b88a5d&id=059695563f&e=7fe4053e85















