Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
WWF: Sistem geri dönüşü olmayan tehlike altında 

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) ‘’2024 Yaşayan Gezegen Raporu, son 50 yılda yaban hayatı popülasyonlarının yüzde 73 oranında azaldığını ve ekosistemlerin geri dönüşü olmayan kritik noktalara yaklaştığını ortaya koyuyor. 

Bu düşüş, özellikle Latin Amerika ve Karayipler gibi bölgelerde yüzde 95, Afrika’da yüzde 76, Asya ve Pasifik’te ise yüzde 60’a varan kayıplarla habitat tahribatı, aşırı kullanım ve iklim değişikliği tarafından tetikleniyor.

Londra Zooloji Derneği (ZSL) tarafından hazırlanan ve bu değişiklikleri izleyen Yaşayan Gezegen Endeksi (Living Planet Index), Amazon yağmur ormanları ve mercan resifleri gibi birçok ekosistemin geri dönülemez bir noktaya yaklaştığı konusunda uyarıda bulunuyor. 1970-2020 yılları arasında 5.495 türe ait yaklaşık 35.000 popülasyonun gidişatını ortaya koyuyor. 

Tatlı su ekosistemleri yüzde 85 düşüşle en ağır kayba uğrarken, bunu yüzde 69 düşüş ile kara ve yüzde 56 ile deniz ekosistemleri takip ediyor. 

Gıda sistemimiz başta olmak üzere farklı etkenlerin sebep olduğu habitat kaybı, dünya genelinde yaban hayatı popülasyonlarına yönelik olarak en fazla kaydedilen tehditken, aşırı avlanma, istilacı türler ve hastalıklar da diğer tehdit unsurları arasında yer alıyor. 

Bilim insanları, Amazon yağmur ormanları, Arktik ve deniz ekosistemlerindeki kritik dönüm noktalarının tetiklenmesiyle küresel ısınmanın hızlanacağını ve bu kayıpların önümüzdeki yıllarda daha da artabileceğini ifade ediyor.

Hayata geçirilen koruma çabaları etkili olsa da, gıda, enerji ve finans sistemlerinde daha geniş ölçekli dönüşümler gerekiyor​:

1.Gıda üretiminin dönüştürülmesi: Gıda sistemindeki işlevsel bozukluk, Dünya’nın yaşanabilir topraklarının yüzde 40’ının tarım için kullanılması ve biyolojik çeşitliliğe sahip ormanlar ile çayırların tarım arazilerine dönüştürülmesiyle habitat kaybına yol açıyor. Daha fazla ve besleyici gıda üretmek, aynı zamanda gıda israfını azaltmak için doğa dostu üretim yöntemlerinin artırılması gerekiyor.

2. Finansın dönüştürülmesi: Finansman, çevreye zarar veren faaliyetlerden uzaklaştırılarak doğanın restorasyonuna yönlendirilmeli. Halihazırda doğa temelli çözümler için yaklaşık 150 milyar sterlin ayrılırken, doğaya zarar veren faaliyetlere yaklaşık 5 trilyon sterlin harcanıyor.

3. Temiz enerjiye geçiş: Sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar yarıya indirmek ve 1,5°C hedefini korumak için fosil yakıtlardan hızla uzaklaşıp temiz enerjiye geçilmesi gerekiyor.

Dünya ulusları, biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve bu olumsuz gidişatın tersine çevrilmesi (Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi), küresel sıcaklık artışının 1,5ºC ile sınırlandırılması (Paris Anlaşması), yoksulluğun ortadan kaldırılması (BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları) gibi iddialı küresel hedefler belirledi.  

Ancak Yaşayan Gezegen Raporu, ulusal ölçekte kabul edilmiş olan taahhütlerin ve sahada gerçekleştirilen eylemlerin, 2030 hedeflerine ulaşmak ve söz konusu eşiklerin aşılmasından kaçınmak adına yapılması gerekenlerden çok uzak olunduğuna işaret ediyor.

Yakında gerçekleşecek olan uluslararası biyoçeşitlilik zirvesi COP16 ve iklim zirvesi COP29, ülkelere karşı karşıya oldukları zorlukların büyüklüğü ile orantılı adımlar atmak için yeni bir fırsat sunuyor.