SosyalUp’ın yeni YouTube programı “Yaşam Hasadı”nın ilk konuğu HydRain oldu

SosyalUp’ın yeni YouTube programı “Yaşam Hasadı”nın ilk konuğu HydRain oldu

Doğayla uyumlu yaşamı ve toplumsal faydayı güçlendiren çözümleri görünür kılmayı amaçlayan SosyalUp’ın Yaşam Hasadı YouTube serisinin ilk bölümüne HydRain Su ve Mühendislik Teknolojileri Genel Müdürü Eyüp Arslan konuk oldu. Programda yağmur suyu hasadı, su yönetiminin geleceği ve iklim değişikliğine karşı çözüm yolları ele alındı.


Sürdürülebilirlik, kaynak yönetimi ve çevresel farkındalık alanında ilham veren örnekleri ekranlara taşıyan Yaşam Hasadı’nın ilk bölümünde Marjinal Porter Novelli Marka Direktörü ve Doğa Gönüllüsü Eray Çoşan Akkuş’un sorularını yanıtlayan Eyüp Arslan, Türkiye’de artan kuraklık riski, yeraltı su seviyelerindeki düşüş ve su kalitesinde yaşanan sorunların su yönetiminde bütüncül çözümleri zorunlu hale getirdiğini vurguladı.

HydRain’in temiz ve güvenli su depolama, yağmur suyu hasadı, taşkın yönetimi, suyun geri dönüşümü, filtrasyon, infiltrasyon (yeraltına sızdırma) ve drenaj sistemleri gibi alanlarda çalışmalar yürüttüğünü belirten Arslan, suyun yalnızca depolanması değil, doğru yönetilmesi ve doğal döngüye geri kazandırılmasının da kritik önem taşıdığını ifade etti.

Sel riskini ve kuraklığı azaltan yöntem: Yağmur suyu hasadı
İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimlerinin değiştiğine dikkat çeken Arslan, artık uzun süreli ve dengeli yağışlar yerine kısa sürede yoğunlaşan ve taşkınlara neden olan yağışların arttığını, bunun da hem şehirlerde sel riskini büyüttüğünü hem de suyun etkin kullanımını zorlaştırdığını söyledi. Yağmur suyu hasadının su depolamanın yanı sıra taşkınları azaltan, yeraltı su kaynaklarını besleyen ve su kalitesini iyileştiren stratejik bir uygulama olduğunu söyledi.

“Dağda yağmur suyu hasadı yapılarak Bodrum selden de kuraklıktan da kurtulabilir” 
Datça’da, Bodrum’da ve Türkiye’nin pek çok kıyı yerleşiminde son aylarda etkili olan yoğun yağışlara dikkat çeken Arslan, “Sağanak yağışlar, büyük miktarda suyun kısa sürede denize ulaşmasına neden oldu. Bu suyun önemli bir bölümü doğrudan yerleşim alanlarına düşen yağıştan değil, yamaçlardan ve dağlık alanlardan hızla yüzeye inen akışlardan oluşuyor. Uzmanlara göre Datça ve Bodrum’da şehir içine düşen yağışın yaklaşık yüzde 70’ini karşılayabilecek altyapı kapasitesi bulunuyor. Ancak dağlık alanlardan gelen yüzey akışı bu sisteme eklendiğinde mevcut altyapı yetersiz kalıyor ve sel ile taşkın riski ortaya çıkıyor. Bu noktada çözüm, suyu yerleşim alanlarına ulaşmadan önce, en çok yağış alan yer alan dağda tutabilmek. Dağlık bölgelerde uygulanacak yağmur suyu hasadı ve yeraltı infiltrasyon depoları sayesinde yağış suları kontrollü şekilde toprağa kazandırılabiliyor. Bu yöntem hem yeraltı su kaynaklarını besliyor hem de ani yüzey akışını azaltarak taşkın riskini önemli ölçüde düşürüyor.” dedi.

Artan nüfus yoğunluğu ve betonlaşmanın şehirlerin su yönetimi kapasitesini zorladığını belirten Arslan, yeni yapılaşmalarda yağmur suyu sistemlerinin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın şehir altyapısını destekleyen ve iklim krizine karşı direnç geliştiren “sünger şehir” modelinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.

Programda uluslararası örneklere de değinildi. Büyük ölçüde çöl ve yarı çöl karakterli alanlarda yağmur suyu hasadı, yağmur tohumlama, modern tarım uygulamaları ve ileri su yönetimi tekniklerini kullanan Suudi Arabistan’ın zeytin üretiminde önemli ilerleme kaydettiği aktarıldı. Bu örnek, doğru su yönetimi ve tarım teknolojilerinin kurak bölgelerde bile üretimi mümkün kılabildiğini ortaya koyuyor.

“Beton dereler yeraltı su rezervlerinin yenilenmesini engelliyor”
Son yıllarda sel ve kuraklık riskinin artmasında dere yataklarının betonlaştırılmasının önemli bir payı bulunduğunu da belirten Arslan konuşmasının devamında şunları söyledi: “Doğal yapısı bozulmadan bırakılan dere sistemleri suyu yavaşlatıp toprağa emilmesini sağlarken, beton kanallar suyun hızla akarak doğadan uzaklaşmasına neden oluyor. Dere yataklarına yapılacak geçirgen bentler, suyun hızını keserek küçük göllenmeler oluşturur ve suyun toprağa sızmasını sağlar. Bu sayede ormanlık ve dağlık alanlarda nem oranı artar, yangın riski azalır ve yeraltı suyu doğal yollarla beslenir. Beton dere uygulamaları ise suyun hızla denize ulaşmasına yol açarak yeraltı su rezervlerinin yenilenmesini engeller. Trakya’da görüldüğü gibi, suyun toprağa sızmasının önüne geçilmesi uzun vadede yeraltı su seviyelerinin azalmasına neden olabiliyor. Bu nedenle çözüm, dere yataklarını tamamen betonlaştırmak değil, ekolojik dere yaklaşımını benimsemek olmalı. Geçirgen yüzeyler, infiltrasyon alanları ve yeraltı suyu besleme bölgeleri oluşturularak suyun toprağa emilimine izin verilmesi gerekiyor.”

SosyalUp tarafından hazırlanan Yaşam Hasadı serisi; havaya, suya ve toprağa değer katan projeleri görünür kılmayı, sürdürülebilir yaşam çözümlerini yaygınlaştırmayı ve ilham verici deneyimleri paylaşmayı amaçlıyor.

Yaşam Hasadı YouTube serisinin ilk bölümünü izlemek için:
https://youtu.be/P8xs_qQPFPc

Podcast olarak dinlemek için:
https://open.spotify.com/episode/19jsgDk66AXEyVwh4QWS5i

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar