Modern insan, hızla akan zamanın içinde doğayı çoğu zaman bir fon, kısa süreli bir kaçış noktası olarak görüyor.Hollandalı tatil kiralama platformu Natuurhuisje’nin “Ik wacht op je” (Seni bekliyorum) sloganıyla hayata geçirilen kampanyası, doğayı pasif bir arka plan olmaktan çıkarıp, şehir hayatının temposundan bunalan insanlara seslenen canlı bir varlık olarak konumlandırıyor. Şehirler büyüdükçe, beton yoğunlaştıkça, insanın
Modern insan, hızla akan zamanın içinde doğayı çoğu zaman bir fon, kısa süreli bir kaçış noktası olarak görüyor.Hollandalı tatil kiralama platformu Natuurhuisje’nin “Ik wacht op je” (Seni bekliyorum) sloganıyla hayata geçirilen kampanyası, doğayı pasif bir arka plan olmaktan çıkarıp, şehir hayatının temposundan bunalan insanlara seslenen canlı bir varlık olarak konumlandırıyor.
Şehirler büyüdükçe, beton yoğunlaştıkça, insanın doğayla kurduğu bağ daha da zayıflıyor. Gürültü, kalabalık ve sürekli tüketim döngüsü, doğayla teması sınırlıyor.
Seni Bekliyorum kampanyası için çekilen video; su altı çekimlerinden ormanların havadan görüntülerine, yaprakların arasından süzülen ışığa kadar uzanan geniş yelpazede doğa olaylarını gözler önüne seriyor.
Bu görsel dil, kaçış fikrinden ziyade hayranlık ve merak duygusunu öne çıkarıyor. Kalabalık tatil merkezlerinin yarattığı ekolojik baskıya karşı, daha az müdahaleci ve daha izole konaklama seçeneklerini savunuyor.
Amaç yalnızca kaçmak değil; kalabalıktan uzaklaşıp sessizlikle temas etmek.
Bu anlatı, çevresel etkileri göz ardı etmiyor. Büyük tatil komplekslerinin aksine, Avrupa geneline yayılan 18 bin bağımsız konaklama noktası, doğaya daha az zarar veren bir turizm modelini temsil ediyor.
Marka gelirinin yüzde 5’ini yerel biyoçeşitlilik projelerine aktarıyor. Bu yaklaşım, doğayla kurulan ilişkinin tek yönlü bir tüketimden ibaret olmadığını, karşılıklı bir sorumluluk gerektirdiğini ortaya koyuyor.
Kaynak:














