Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Gökova körfezinde elde edilen kazanımlar Avrupa’ya ışık tutuyor

Avrupa genelinde milyarlarca euroluk zarara ve ekolojik felakete yol açan “dip trolü” avcılığına karşı çözüm, Türkiye’nin masmavi sularından geldi. Gökova Körfezi, koruma altına alındıktan sonra adeta küllerinden doğarken; bilim dünyası şimdi şu soruyu soruyor: “Türkiye’nin başardığını Avrupa neden yapamıyor?”

Bir zamanlar aşırı avlanma, istilacı türler ve yükselen deniz sıcaklıkları nedeniyle can çekişen Gökova Körfezi, bugün dünya çapında bir model haline geldi. 2010 yılında Türkiye’nin ilk Deniz Koruma Alanı (DKA) ilan edilen körfezde, dip trolü yasaklandı ve sıkı denetimler başladı. 

Kristal berraklığındaki körfez, bugün Türkiye’deki balık türlerinin yaklaşık yüzde 73’üne ev sahipliği yapıyor. Nesli tehlike altındaki Akdeniz fokları yeniden bölgede üremeye başladı. Sivil toplum kuruluşu Revive Our Ocean’a göre yerel balıkçıların gelirleri ise yüzde 300 arttı.

“Kendi evimi korumak için korucu oldum”

Gökova’nın başarısının sırrı sadece yasaklar değil, yerel halkın bu süreci sahiplenmesi. Bölgeyi koruyan korucular arasında, Türkiye’nin ilk kadın deniz korucusu olan 28 yaşındaki Ayşenur Ölmez her gün 100 kilometrelik hattı denetliyor. 

Ölmez, süreci şu sözlerle özetliyor: “Gelecekte tekrar balık tutabilmek için bugün korucu oldum. Deniz benim evim ve evimi korumak zorundayım.”

Türkiye’de bu başarı yaşanırken, Avrupa tarafında tablo oldukça karanlık.

National Geographic Pristine Seas tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, deniz tabanını devasa ağlarla (bazıları 12 adet Boeing 747 uçağı büyüklüğünde!) tarayan dip trollerinin topluma maliyetini gözler önüne serdi:

  • Karbon Bombası: Deniz tabanındaki karbonu hareketlendirerek yılda 112,4 milyon ton CO2 salınımına neden oluyor.
  • Ekonomik Fiyasko: Sektör 180 milyon euro kâr ederken, iklim ve sağlık üzerindeki yıkıcı etkisi yıllık 16 milyar euro.
  • Verimsizlik: Denizleri çöle çeviren bu yöntem, Avrupa’da tüketilen hayvansal protein ihtiyacının yalnızca yüzde 2’sini karşılıyor.

Avrupa’da 6 binden fazla Deniz Koruma Alanı bulunmasına rağmen, bu bölgelerin çoğunda dip trolü hâlâ devam ediyor. Belçika’dan İspanya’ya kadar birçok ülkede “korunan” alanlarda avlanma süreleri korkutucu boyutta. Ancak Türkiye’nin Gökova’daki başarısı, umudun bitmediğini kanıtlıyor.

Çözüm Mümkün mü?

Gökova örneği, denizleri kendi haline bıraktığımızda doğanın ne kadar hızlı iyileştiğini kanıtlıyor. 

Avrupa Komisyonu, biyolojik çeşitliliği korumayı amaçlayan Deniz Eylem Planı kapsamında 2030 yılına kadar AB’deki Deniz Koruma Alanlarında dip trolünü aşamalı olarak kaldırmayı hedefliyor. Yunanistan 2024’te tüm Deniz Koruma Alanlarında dip trolünü yasaklama sözü veren ilk Avrupa ülkesi olurken, kısa süre sonra İsveç de benzer bir adım attı.

National Geographic raporuna göre özellikle karbon açısından zengin deniz tabanlarında dip trolünün sona erdirilmesi, sera gazı emisyonlarında hızlı düşürüyor ve ekosistemlerin toparlanmasına yardımcı oluyor. Bunun sonucunda çevredeki balıkçılık faaliyetlerinin verimliliği artıyor.

Gökova örneğinde görüldüğü gibi uzmanlara göre yalnızca yasa çıkarmak yeterli değil; yerel halkın sürece katılımı da büyük önem taşıyor ve Gökova’da elde edilen kazanımlar diğer ülkelere örnek oluyor.

Denizlerimizi korumak, sadece balıkları değil; iklimimizi, ekonomimizi ve geleceğimizi kurtarmak anlamına geliyor.

Kaynak:

https://u33157014.ct.sendgrid.net/