Pasifik’te güçlenen El Niño, zaten ısınmış olan dünyada kuraklık, sel ve tarımsal üretim kaybı riskini artırıyor. BM uzmanlarına göre etkileri önceden öngörülebilen bu iklim olayı, ülkeler için hem gelecek hasadı koruma hem de iklim krizine uyumu hızlandırma fırsatı sunuyor.
Tropikal Pasifik’te deniz sularının normalden fazla ısınmasıyla ortaya çıkan El Niño yeniden güçleniyor. Dünya genelinde sıcaklık ve yağış düzenlerini değiştirebilen olayın, özellikle tarım ve gıda güvenliği üzerindeki baskıyı artırması bekleniyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), mevcut El Niño’nun “çok güçlü” seviyeye ulaşmasının beklendiğini ve yıl sonuna doğru zirve yapabileceğini belirtiyor. Ancak zirve, etkilerin sona ereceği anlamına gelmiyor; sıcaklık ve yağış üzerindeki etkilerin daha uzun süre devam etmesi bekleniyor.
Riskli bölgeler önceden belirlenebiliyor
El Niño’nun diğer bazı doğal afetlerden farkı, gelişiminin önceden izlenebilmesi. WMO’nun iklim tahminlerini, FAO’nun 40 yılı aşkın tarımsal verileriyle birleştirmesi sayesinde risk altındaki bölgeler daha hassas biçimde belirlenebiliyor.
FAO, Güney Afrika ve Sahel, Orta Amerika’nın Kurak Koridoru ile Güney ve Güneydoğu Asya’nın bazı kesimlerinde tarımsal kuraklık riskinin yüksek olduğunu öngörüyor. Bazı bölgelerde ise aşırı yağış ve sel riski öne çıkarken, ısınan denizler balıkçılık ve kıyı topluluklarının geçim kaynaklarını tehdit edebiliyor.
Geçmiş El Niño olayları bu risklerin boyutunu ortaya koyuyor. 2023-2024 dönemindeki güçlü El Niño sırasında Fas’ta tahıl verimi yüzde 43 azalırken, Güney Afrika bir yüzyılı aşkın sürenin en şiddetli kuraklıklarından birini yaşadı. Bölgede 61 milyon kişinin yardıma ihtiyaç duyduğu, 8 milyondan fazla kişinin ise gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldığı bildirildi.
Bir sonraki hasat için zaman daralıyor
Uzmanlara göre kuraklığa dayanıklı tohumlar, daha iyi su yönetimi, sağlıklı topraklar, hayvancılığın korunması ve çiftçilere zamanında ulaşan erken uyarı sistemleri, El Niño’nun etkilerini azaltabilir.
Ancak bunun için hızlı hareket edilmesi gerekiyor.
Bu yatırımlar yalnızca El Niño’ya karşı kısa vadeli önlem olarak görülmüyor. Dayanıklı tarım sistemleri, daha sıcak ve öngörülemez bir iklime uyum sağlamak açısından da önem taşıyor. FAO, bu yaklaşımı “daha kısa bir takvimde iklim adaptasyonu” olarak tanımlıyor.
İklim finansmanı azalıyor
Tarım ve gıda sistemlerinin dayanıklılığını artırmak için gereken kaynaklar yetersiz kalıyor. FAO’nun yayımlanması beklenen analizine göre, tarım ve gıda sistemlerine yönelik iklim bağlantılı kalkınma finansmanı 2024’te yüzde 10 azalarak 26,9 milyar dolara geriledi.
FAO, gıda güvenliğinin korunabilmesi için üretim sektörlerine ve iklim direncini artıran yatırımlara daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini belirtiyor.
El Niño’nun ortaya çıkması engellenemese de etkilerinin önemli bir bölümü önceden tahmin edilebiliyor. Bu nedenle önümüzdeki aylar, yalnızca bir sonraki hasadı korumak için değil, daha sıcak ve öngörülemez bir iklime hazırlanmak için de kritik bir dönem olarak görülüyor.
FAO’ya göre bozulmuş toprakların iyileştirilmesi, tarımsal ormancılığın yaygınlaştırılması, daha sürdürülebilir hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği gibi uygulamalar aynı anda gıda güvenliğini, iklim direncini ve biyoçeşitliliği destekleyebilir.
Kaynak: