Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Artan karbondioksit seviyesi insan kanında da iz bırakıyor

İklim değişikliğinin başlıca sorumlularından biri olarak gösterilen karbondioksit, yalnızca atmosferi değil, insan vücudunu da etkiliyor. 

Air Quality, Atmosphere & Health dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, atmosferdeki karbondioksit artışıyla birlikte insan kanındaki bazı kimyasal göstergelerin de değiştiğini ortaya koydu.

Bilim insanları, mevcut eğilimin devam etmesi halinde kandaki önemli bir biyokimyasal göstergenin önümüzdeki 50 yıl içinde doktorlar tarafından “sağlıklı” kabul edilen üst sınıra ulaşabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durumun özellikle çocuklar ve gençler açısından daha kritik olabileceği belirtiliyor; zira bu yaş grubu, değişen atmosfer koşullarına en uzun süre maruz kalacak kesimi oluşturuyor.

Karbondioksit kanı nasıl etkiliyor?

İnsan vücudu her gün doğal olarak karbondioksit üretiyor. Hücreler, besinlerden enerji elde etmek için oksijen kullandığında atık ürün olarak karbondioksit ortaya çıkıyor. Kan dolaşımı bu gazı akciğerlere taşıyor ve solunum yoluyla dışarı atılmasını sağlıyor.

Kandaki karbondioksitin büyük bölümü “bikarbonat” adı verilen başka bir maddeye dönüşüyor. Bu süreçte “karbonik anhidraz” enzimi görev alıyor. Bikarbonat, hem karbondioksitin taşınmasına yardımcı oluyor hem de kanın asit-baz dengesini koruyor.

Kandaki pH seviyesinde oluşan küçük değişimler bile organları, kasları ve beyni etkileyebiliyor. Atmosferdeki karbondioksit arttığında, kandaki bikarbonat düzeylerinin de yükseldiği biliniyor.

Avustralya merkezli The Kids Research Institute Australia araştırmacıları, ABD’de yürütülen National Health and Nutrition Examination Survey verilerini inceledi. 1999–2020 yılları arasında her iki yılda bir yaklaşık 7 bin kişinin kan örneklerinin analiz edildiği bu çalışma, atmosferdeki karbondioksit artışıyla kan kimyasındaki değişimleri karşılaştırdı.

Bu dönemde atmosferdeki karbondioksit seviyesi yaklaşık 369 ppm’den 420 ppm’in üzerine çıktı. Aynı süreçte:

·       Kandaki ortalama bikarbonat seviyesi yaklaşık %7 arttı.

·       Kalsiyum düzeyi yaklaşık %2 azaldı.

·       Fosfor seviyesi ise yaklaşık %7 düştü.

Araştırma ekibine göre bu değişimler, atmosferdeki karbondioksit artışıyla paralel bir seyir izliyor.

Sağlık açısından ne anlama geliyor?

2019–2020 verilerine göre ortalama bikarbonat seviyesi 25,3 mEq/L olarak ölçüldü. Tıp literatürü venöz kan için 30 mEq/L seviyesini üst sağlıklı sınır olarak kabul ediyor. Mevcut artış hızı devam ederse, bu sınırın 2070’li yıllarda aşılabileceği tahmin ediliyor.

Kalsiyum ve fosfor ise kemik sağlığı başta olmak üzere pek çok hayati işlev için kritik öneme sahip:

·  Kalsiyum, kemik ve diş yapısının yanı sıra kas kasılması, kalp ritmi ve sinir iletiminde rol oynuyor.

·  Fosfor, hücrelerin enerji kaynağı olan ATP’nin temel bileşenlerinden biri. Aynı zamanda DNA yapısında ve kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşınmasında görev alıyor.

Vücuttaki karbondioksit arttığında kan hafifçe daha asidik hale gelebiliyor. Bu dengeyi sağlamak için vücut kemiklerden kalsiyum ve fosfor salabilir. Uzun vadede bu durum kemik dayanıklılığı ve mineral dengesi üzerinde etkili olabilir.

Uzmanlar, bazı insanların bedeninin artan karbondioksit seviyelerine uyum sağlayabileceğini savunurken, bazıları bunun o kadar da kolay olmayabileceğini düşünüyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından Dr. Phil Bierwirth, insan vücudunun belirli bir karbondioksit aralığına adapte olduğunu ancak günümüzde bu aralığın aşılmış olabileceğini belirtiyor. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde atmosferdeki karbondioksit seviyesi 280–300 ppm civarındaydı. Günümüzde ise bu oran tarihsel seviyelerin oldukça üzerinde.

Araştırmalar, kapalı ortamlarda karbondioksit seviyesinin orta düzeyde artmasının bile düşünme ve odaklanma üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. 1.000–2.500 ppm aralığındaki karbondioksit seviyelerinin karar verme süreçlerini yavaşlatabileceğini ve beyin aktivitesini etkileyebileceğini gösteriyor.

Bilim insanları, atmosferdeki karbondioksit seviyesinin gelecekte 500–800 ppm aralığına ulaşması halinde insan sağlığı üzerindeki etkileri netleştirmek için daha uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Halk sağlığı açısından yeni bir uyarı

Araştırmacılar, bu bulguların ani bir sağlık krizine işaret etmediğini; ancak, yavaş ve kademeli biyokimyasal değişimlerin şimdiden başlamış olabileceğine dikkat çekiyor.

Atmosferdeki karbondioksit artışı sürerse, kandaki bikarbonat seviyeleri birkaç on yıl içinde sağlıksız kabul edilen sınırlara yaklaşabilir. Kalsiyum ve fosfor düzeyleri de sağlıklı aralığın alt sınırına doğru kayabilir.

Karbondioksit emisyonlarının azaltılması, bugüne kadar ağırlıklı olarak iklim politikaları çerçevesinde ele alınıyordu. Ancak bu çalışma, meselenin doğrudan insan sağlığıyla da bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.

Kaynak.

https://www.earth.com/