Amazon raporu: Veri Merkezleri elektrik faturalarını artırmıyor, şebekeye katkı sağlıyor

Amazon raporu: Veri Merkezleri elektrik faturalarını artırmıyor, şebekeye katkı sağlıyor

Energy and Environmental Economics, Inc. (E3) tarafından yürütülen bağımsız bir çalışmaya göre, Amazon veri merkezleri enerji maliyetlerini tamamen üstleniyor ve bazı bölgelerde elektrik altyapısının güçlendirilmesine ek kaynak yaratıyor.

Dünya genelinde veri merkezi yatırımları hızla arterken, bu dev tesislerin bulunduğu bölgelerde elektrik faturalarını yükselttiği yönündeki endişeler de gündemdeki yerini koruyor. Amazon, bu tartışmalara yanıt olarak, veri merkezlerinin elektrik şebekeleri ve tüketici faturaları üzerindeki etkisini inceleyen kapsamlı ve bağımsız bir ekonomik araştırmayı kamuoyu ile paylaştı. 

Energy and Environmental Economics, Inc. (E3) tarafından yürütülen çalışma, Amazon veri merkezlerinin kullandığı elektriğin tüm maliyetini kendi bütçesinden karşıladığını ve bazı bölgelerde doğrudan hizmet bedelinin de üzerine çıkarak elektrik şebekelerinin modernizasyonuna katkı sunduğunu ortaya koydu.

Elektrik faturaları; üretim, iletim ve dağıtım maliyetlerinin birleşiminden oluşuyor ve abone türüne göre değişkenlik gösteriyor. Enerji şirketleri, haneler, ticari işletmeler ve veri merkezleri gibi yüksek tüketimli endüstriyel kullanıcılar için farklı fiyatlandırma modelleri geliştiriyor.

ABD’de elektrik altyapısının büyük bir bölümü yaşlanmış durumda. İletim hatlarının yaklaşık yüzde 70’i 25 yaşın üzerinde ve enerjiye giderek artan talep, ciddi altyapı yatırımlarını zorunlu kılıyor.

Bu nedenle enerji şirketleri, yüksek tüketim yapan kullanıcılar için özel tarifeler uyguluyor. Veri merkezleri de genellikle bu özel tarifeler kapsamında ücretlendiriliyor; böylece maliyetlerin konut abonelerine yansıtılması önleniyor.

E3 araştırması ne diyor?

E3’ün analizine göre Amazon veri merkezleri, elektrik tüketimlerinin tamamını finanse ediyor ve maliyetleri başka abonelere yansıtmıyor. Üstelik bazı bölgelerde, asgari hizmet bedelinin üzerinde ödeme yaparak şebeke yatırımlarına doğrudan katkı sağlıyor.

Araştırma, 100 megavatlık tipik bir Amazon veri merkezinin 2025 yılında yaklaşık 3,4 milyon dolar, 2030’a gelindiğinde ise 6,1 milyon dolarlık ek gelir yarattığını ortaya koyuyor. Bu kaynaklar, enerji şirketleri tarafından iletim ve dağıtım ağlarının yenilenmesi ve sistem güvenilirliğinin artırılması için kullanılabiliyor.

Araştırma, Amazon gibi büyük ölçekli enerji kullanıcılarının bölgesel altyapı projelerine sağladığı katkılara da dikkat çekiyor. Mississippi’de Entergy, Amazon ve benzeri müşterilerden sağlanan finansmanla 300 milyon dolarlık “Superpower Mississippi” programını hayata geçiriyor. Program, şebeke dayanıklılığını artırmayı ve elektrik kesintilerini azaltmayı hedefliyor.

Oregon’da ise Amazon, Umatilla Electric Cooperative ile yaptığı özel anlaşma sayesinde, yenilenebilir kaynaklar da dâhil olmak üzere kendi enerjisini tedarik ediyor; bu model, diğer abonelerin maliyetlerini etkilemiyor.

Amazon, veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacını karbonsuz kaynaklarla karşılamayı da öncelik haline getirmiş durumda. Şirket, dünya genelinde 600’ü aşkın güneş ve rüzgâr projesine yatırım yaptı. E3 çalışmasında incelenen dört eyalette Amazon’un yaklaşık 4,2 gigavatlık kesintisiz karbonsuz enerji kapasitesi devreye aldığı belirtiliyor. Ayrıca şirket, gelecekteki ihtiyaçlar için küçük modüler nükleer reaktörler gibi düşük karbonlu teknolojilere de destek veriyor.

Araştırma, veri merkezlerine ev sahipliği yapan bölgeler açısından önemli bir mesaj veriyor: Doğru tarifeler ve uzun vadeli iş birlikleri sayesinde dijital ekonominin büyümesi, elektrik fiyatları ve şebeke güvenliğiyle çelişmek zorunda değil. Aksine, bu yatırımlar hem altyapıyı güçlendirebiliyor hem de tüketiciler için maliyet baskısını azaltabiliyor.

https://sustainabilitymag.com/news/do-amazon-data-centres-raise-us-electricity-bills

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar