Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Algoritmaların gölgesinde çalışmak: Yapay zekânın görünmeyen işçileri

Teslimat kuryelerinden içerik denetleyicilerine kadar milyonlarca çalışan, yapay zekâ ve algoritmaların belirlediği yeni çalışma düzeninin baskısıyla karşı karşıya. Uzmanlara göre asıl mesele artık yapay zekânın iş hayatını değiştirip değiştirmeyeceği değil; bu dönüşümün insan onuruna yakışır bir çalışma düzeni yaratıp yaratamayacağı.

Yeni teknolojilerin çalışma hayatı üzerindeki etkisi giderek daha görünür hale geliyor. Çevrim içi platformların algoritmalarının belirlediği tempoya ayak uydurmak zorunda kalan teslimat kuryeleri ya da yapay zekâ sistemlerini eğitmek için her gün şiddet, pornografi ve ölüm görüntülerini inceleyen içerik denetleyicileri bu dönüşümün en çarpıcı örnekleri arasında yer alıyor.

Dünyanın dört bir yanından uzmanlar, kısa süre önce International Labour Organization (ILO) ile International Telecommunication Union (ITU) tarafından düzenlenen bir web seminerinde bir araya gelerek yapay zekânın çalışma hayatına etkilerini tartıştı. Katılımcılar, teknolojinin sunduğu fırsatların çalışan haklarıyla korunmadığı takdirde yeni riskler doğurabileceği konusunda endişeli.

ILO’nun dijitalleşme ve yapay zekâ koordinatörü Sher Verick, tartışmanın merkezindeki soruyu şu şekilde özetledi: “Mesele yapay zekânın işleri dönüştürüp dönüştürmeyeceği değil; bu dönüşüm zaten başladı. Asıl soru, bunun insana yakışır iş ve sosyal adaleti nasıl güçlendireceği.’’

Küresel ölçekte de benzer bir tartışma yürütülüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Yapay Zekâ Bağımsız Uluslararası Bilimsel Paneli’nin ilk toplantısında yaptığı konuşmada, yeni oluşumun yapay zekânın yönünü belirlemede “büyük bir sorumluluk” üstlendiğini vurguladı.

Farklı bölgelerden ve disiplinlerden gelen uzmanları bir araya getiren panelin, teknolojinin geleceğini insanlığın yararına şekillendirecek önemli bir platform olması bekleniyor.

Yapay zekânın arkasındaki görünmeyen emek

Bugün milyonlarca insan, farkında bile olmadan yapay zekâ sistemleriyle etkileşim kuruyor: sohbet botları, sosyal medya algoritmaları, otomatik öneri sistemleri… Ancak bu teknolojilerin arkasında çoğu zaman görünmeyen bir iş gücü bulunuyor.

Küresel sendika ağı UNI Global Union temsilcisi Ben Richards, veri tedarik zincirinde çalışanların iki ana gruba ayrıldığını söylüyor: Zararlı içerikleri inceleyerek platformları daha güvenli hale getiren içerik denetleyicileri ve makinelerin öğrenebilmesi için verileri düzenleyen veri etiketleyiciler.

Richards’a göre dünyanın farklı bölgelerinde çalışanların anlattığı hikâyeler şaşırtıcı biçimde benzer: aşırı iş baskısı, sürekli izleme, düşük ücretler ve ciddi ruh sağlığı sorunları.

Büyük teknoloji şirketleri içerik denetleme ve veri etiketleme işlerini sıklıkla Küresel Güney’deki ülkelerdeki çalışanlara yaptırıyor.

Örneğin Hindistan’da on binlerce kişi bu alanda çalışıyor. İnternet bağlantısı olan herkese evden çalışma imkânı sunan iş ilanları, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar için önemli bir gelir ve bağımsızlık fırsatı gibi görünüyor.

Ancak işe başladıktan sonra karşılarına çıkan içerik çoğu zaman beklediklerinden çok daha ağır oluyor. Birçok çalışan, cinsel şiddet, trafik kazaları ve ölüm görüntülerini içeren yüzlerce videoyu her gün incelemek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Üstelik imzaladıkları gizlilik sözleşmeleri nedeniyle işlerinin doğası hakkında aileleriyle bile konuşamıyorlar.

İnsan hakları savunucuları, bu çalışma koşullarının çalışanların psikolojik sağlığı üzerinde ciddi etkiler yarattığı konusunda uyarıyor.

Yapay zekânın etkisi yalnızca içerik denetleyicileri ile sınırlı değil. Platform ekonomisinde çalışan milyonlarca kurye ve sürücü de algoritmik yönetimin baskısını hissediyor.

International Trade Union Confederation (ITUC) verilerine göre, bazı kuryeler algoritmaların belirlediği neredeyse imkânsız teslimat hedeflerini yakalamaya çalışırken ölümle sonuçlanan kazalar yaşayabiliyor.

2025’te University of Cambridge tarafından yayımlanan bir araştırma da benzer bir tablo ortaya koyuyor: Birleşik Krallık’taki sürücü ve kuryelerin yaklaşık üçte ikisi, algoritmaların belirlediği ani çalışma saatleri ve “haksız geri bildirimler” nedeniyle sürekli bir kaygı altında çalışıyor.

Amaç: insanlık yararına bir yapay zekâ

Uzmanlara göre yapay zekâ yalnızca vardiyaları planlamakla kalmıyor; ücretleri belirleyebiliyor, performansı değerlendiriyor ve hatta işten çıkarma kararları bile alabiliyor. Çoğu zaman bu süreçlerde insan denetimi oldukça sınırlı kalıyor.

Bu nedenle sendikalar ve uluslararası kuruluşlar, yapay zekânın çalışma hayatında daha adil kullanılabilmesi için yeni kurallar ve standartlar geliştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Bu alanda International Labour Organization (ILO) ve International Telecommunication Union(ITU) gibi kurumlar, yapay zekânın iş gücü piyasasına etkisini düzenlemeye yönelik uluslararası girişimler yürütüyor.

Birleşmiş Milletler’in temel hedefi, yapay zekânın çalışanların güvenliği ve refahını zayıflatmak yerine insan potansiyelini genişleten bir araç haline gelmesini sağlamak. 

Bunun için teknoloji odaklı yaklaşımın ötesine geçilerek insan hakları, eşitlik ve sürdürülebilir kalkınma temelinde güçlü bir yönetişim modeli oluşturulması gerektiği vurgulanıyor.

Kaynak:

https://news.us15.list-manage.com/