Avrupa Birliği ülkeleri, şirketlerin tedarik zincirlerindeki çevresel ve insan hakları risklerini izlemeyi zorunlu kılan düzenlemeleri gevşetme yönünde nihai onayı verdi.
AB üye ülkeleri, sürdürülebilirlik yükümlülüklerini hafifleten düzenlemelere nihai onayı Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan toplantıda verdi. Değişiklikler, iş dünyasından ve bazı uluslararası aktörlerden gelen baskıların ardından gündeme geldi.
Yeni düzenleme, büyük şirketleri kapsayacak şekilde sınırlandırıldı. Buna göre sürdürülebilirlik denetim kuralları, yıllık cirosu 1,5 milyar euro ve üzerinde olan ve 5.000’den fazla çalışanı bulunan AB şirketleri için geçerli olacak. AB pazarında faaliyet gösteren yabancı şirketler de aynı ciro eşiğini aşmaları durumunda bu kurallara tabi tutulacak. Kurallara uymayan şirketler, küresel net cironun yüzde 3’üne kadar para cezasıyla karşılaşabilecek.
AB yetkilileri, yeni düzenlemenin işletmeler üzerindeki “orantısız ve gereksiz bürokratik yükü” azaltmayı hedeflediğini savundu. Toplantıya başkanlık eden Kıbrıs AB İşleri Bakan Yardımcısı Marilena Raouna, düzenlemenin daha sade ve hedef odaklı hale getirildiğini söyledi.
Ancak karar, çevre örgütleri ve bazı yatırımcıların sert tepkisine hedef oldu. Eleştiriler, gevşetilen kuralların sürdürülebilir şirketleri tespit etmeyi zorlaştıracağı ve iklimle mücadele hedeflerini zayıflatacağı yönünde yoğunlaştı.
ABD ve bazı enerji ihracatçıları da sürece müdahil olmuştu. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Katar, AB’nin önceki taslağının Avrupa’ya doğalgaz tedarikini aksatabileceği uyarısında bulunmuştu. Enerji şirketi ExxonMobil ise yapılan değişikliklerin yeterince kapsamlı olmadığını öne sürdü.
Yeni düzenleme kapsamında şirketlerin iklim değişikliğine uyum planı hazırlama zorunluluğu da kaldırıldı. Ayrıca, şirketlerin çevresel ve sosyal etkilerini yatırımcılar ve tüketiciler için daha şeffaf hale getirmeyi amaçlayan raporlama kuralları da yumuşatıldı.
Reuters’ın haberine göre, yeni yasa önümüzdeki haftalarda yürürlüğe girecek. Şirketlerin uyum sağlaması için tanınan süre ise 2027 yerine 2029 ortasına uzatıldı.
Karar, Avrupa’da sürdürülebilirlik politikaları ile rekabet gücü arasındaki denge tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Kaynak: