ABD’de seçmenler artan yaşam maliyetleriyle iklim krizini ilişkilendiriyor

ABD’de seçmenler artan yaşam maliyetleriyle iklim krizini ilişkilendiriyor

Yale Üniversitesi’nin yeni anketine göre, ABD’de kayıtlı seçmenlerin yüzde 65’i küresel ısınmanın yaşam maliyetlerini artırdığını düşünüyor. Bulgular, Trump yönetiminin iklim politikalarına yönelik güçlü bir toplumsal tepkiye işaret ediyor.

ABD’de kamuoyunun iklim krizine bakışı, ekonomik kaygılar üzerinden yeniden şekilleniyor. Yale Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, Amerikalı seçmenlerin büyük çoğunluğunun artan yaşam maliyetleri ile küresel ısınma arasında doğrudan bir bağ kurduğunu ortaya koydu.

Anket, aynı zamanda Trump yönetiminin iklim araştırmalarını budama ve rüzgâr enerjisi projelerini durdurma girişimlerine yönelik güçlü bir toplumsal itiraz olduğunu da gösteriyor.

Ankete göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 65’i, iklim krizinin günlük hayatı doğrudan etkileyerek yaşam maliyetlerini artırdığı görüşünde. Sel, kuraklık, fırtına ve aşırı sıcaklar gibi iklim krizinin şiddetlendirdiği hava olayları, özellikle tarımsal üretimi vuruyor. Uzmanlar, son dönemde kahve ve çikolata fiyatlarında görülen artışların arkasında da bu etkilerin bulunduğunu belirtiyor.

Öte yandan pek çok Amerikalı, konut elektrik faturalarındaki yükseliş ve ev sigortası primlerindeki sert artışlarla karşı karşıya. Bu iki kalemin de iklim kriziyle bağlantılı olduğu ve Trump yönetiminin, çoğu zaman en ucuz enerji kaynakları arasında yer alan güneş ve rüzgâr enerjisini kısıtlamasının maliyetleri daha da artırdığı belirtiliyor.

Anketin işaret ettiği bir diğer başlık ise yapay zekâ yatırımlarıyla ilişkilendirilen yeni veri merkezlerine yönelik tepkiler. Yönetim ve teknoloji sektörü bu tesisleri ekonomik büyümenin anahtarı olarak savunurken, eleştirmenler veri merkezlerinin hem sera gazı emisyonlarını artırdığını hem de elektrik faturalarını yükselttiğini dile getiriyor.

Yale İklim Değişikliği İletişimi Programı Direktörü Anthony Leiserowitz, bazı siyasetçiler ve aktivistler iklim konusundan uzaklaşsa da, Amerikalıların artan sıcaklıklarla yükselen faturalar arasındaki bağı giderek daha iyi kavradığını söylüyor.

Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana çevreye yönelik temel düzenlemeleri geri çekti; federal bilim insanlarını görevden aldı; iklim krizine ilişkin kamusal bilgileri kaldırdı ve temiz enerji yerine fosil yakıt sektörünü açıkça destekledi. Başkan Trump, yenilenebilir enerji politikalarını sık sık “yeşil aldatmaca” olarak nitelendirirken, bazı güneş ve rüzgâr projelerinin önünü kesmişti.

Yale anketi, bu yaklaşımın Amerikan kamuoyunda geniş kabul görmediğini ortaya koyuyor. Kayıtlı seçmenlerin yaklaşık yüzde 80’i iklim bilgisi ve araştırmalarına getirilen kısıtlamalara karşı çıkarken, benzer bir oran Federal Acil Durum Yönetim Ajansı’nın (FEMA) kapatılmasına da karşı. 

Yale anketi ABD’nin, iklim krizi konusunda diğer sanayileşmiş ülkelere göre daha keskin bir siyasi kutuplaşma yaşadığını ortaya koyuyor. 

Araştırmanın ortaya koyduğu tablo net: ABD’de iklim krizi artık yalnızca çevresel bir başlık değil, doğrudan mutfak masasına yansıyan bir ekonomik mesele olarak algılanıyor. Bu algının, önümüzdeki dönemde siyasi tartışmaları ve seçmen tercihlerini ne ölçüde etkileyeceği ise merak konusu.

Kaynak:

https://www.theguardian.com/us-news/2025/dec/26/us-voters-link-climate-crisis-affordability

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar