Çin’in Gobi Çölü’nde, sıcaklığın 55 dereceyi aştığı, kum fırtınalarının sıkça görüldüğü bir bölgede inşa edilen Hami Pterozor Müzesi, sürdürülebilir mimarinin dikkat çarpıcı örneklerinden biri. Büyük bölümü yer altına inşa edilen, doğal ışığı kullanan ve enerjisini güneşten sağlayan müze, iklim koşullarına karşı koymak yerine onlara uyum sağlayarak enerji tüketimini önemli ölçüde azaltıyor.
Müze, yalnızca mimarisiyle değil, ev sahipliği yaptığı bilimsel mirasla da öne çıkıyor. Çin’in kuzeybatısındaki Hami bölgesinde bulunan yapı, yaklaşık 130 milyon yıl önce yaşamış, dinozorlarla akraba uçan sürüngenlere ait yüzlerce fosili sergiliyor.
Çin Bilimler Akademisi paleontologu ve müzenin direktörü Wang Xiaolin’e göre bölgede hava sıcaklığı 55 dereceyi, yüzey sıcaklığı ise 80 dereceyi aşabiliyor. Kışın sıcaklıklar eksi 20 derecenin altına inerken şiddetli rüzgârlar ve kum fırtınaları da yaşamı ve yapılaşmayı zorlaştırıyor.
Sekiz metre derinlikte enerji tasarrufu
Pekin merkezli Turenscape mimarlık ekibinin tasarladığı 8 bin metrekarelik müzenin büyük bölümü, çöl zemininin sekiz metre altında inşa edildi. Yer altındaki daha dengeli sıcaklık, binanın yazın serin, kışın ise sıcak kalmasına yardımcı oluyor. Böylece güneş ışığına, rüzgâra ve kuma doğrudan maruz kalma azalırken iklimlendirme ihtiyacı da düşüyor.
Müzede doğal hava dolaşımını sağlayan bacalar, serin havanın aşağıya inmesini, sıcak havanın ise yükselerek dışarı çıkmasını sağlıyor. Turenscape’in hesaplamalarına göre bu tasarım, benzer büyüklükte bir yer üstü binasına kıyasla klima kaynaklı elektrik tüketimini yüzde 94 azaltabiliyor. Yıllık 223 bin 421 kilovatsaatlik tasarruf, ortalama bir Birleşik Krallık hanesinin 89 yıllık elektrik tüketimine eşdeğer.
Yer altındaki sergi alanlarını aydınlatmak için kullanılan, tavandan zemine uzanan büyük ve ışık geçirgen huniler de yapay aydınlatma ihtiyacını yaklaşık yüzde 50 azaltıyor. Bu sistemle yılda 84 bin 672 kilovatsaat elektrik tasarrufu sağlanması öngörülüyor.
Güneş enerji ve geri dönüştürülen su
Yapının kendine ait güneş enerjisi çiftliği ve enerji depolama bataryalarından oluşan bir mikro şebekesi bulunuyor. Müzeye yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki güneş enerjisi çiftliğinin, yılda 22,4 gigavatsaatten fazla elektrik üretmesi ve müzenin enerji ihtiyacını karşılaması bekleniyor.
Su kaynaklarının son derece sınırlı olduğu Gobi Çölü’nde müze, gri suyu toplayıp arıtarak yeniden kullanan bir sisteme de sahip. Böylece sürdürülebilirlik yaklaşımı enerji verimliliğinin ötesine geçerek su kaynaklarının korunmasını da kapsıyor.
İklim değişirken mimari de dönüşmeli
Müze, Çin’de sel riskini azaltmak için doğadan yararlanan “sünger şehirler” yaklaşımının öncülerinden, yaşamını yitiren peyzaj mimarı Kongjian Yu’nun son tasarımları arasında yer alıyor.
Nebraska-Lincoln Üniversitesi’nden peyzaj mimarı Wang Yujia’ya göre bu mimari yaklaşım, doğaya karşı koymak yerine çevresel koşullara uyum sağlayan binaların tasarlanabileceğini gösteriyor. Yujia, mimarinin çevresel koşulları tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onlarla birlikte çalışması gerektiğini savunuyor.
Turenscape’in baş mimarı Jiinyi Hwang da kurak bölgelerin genişlediğine, kentlerin ısındığına ve yapıların daha zorlu iklim koşullarında inşa edildiğine dikkat çekiyor. Hwang’a göre doğal çevreden yalıtılmış ve sürekli mekanik ısıtma-soğutma sistemlerine bağımlı binalar, özellikle kaynakların kısıtlı olduğu bölgelerde sürdürülebilir bir çözüm sunmuyor.
Gobi Çölü’ndeki müze, mimarinin değişen iklim koşullarına nasıl uyum sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Doğal kaynakları tüketmek yerine çevresel koşullardan yararlanan yapı, iklim krizinin derinleştiği bir dünyada daha az enerjiyle inşa etmenin ve yaşamanın mümkün olduğunu gösteriyor.
Kaynak: