ABD’de kadınların sağlık hizmetlerine erişimde yaşadığı sorunlar yalnızca sağlıklı sınırlı kalmıyor; iş hayatından aile ilişkilerine, toplumsal katılımdan kariyer fırsatlarına kadar uzanıyor.
Gallup ve Melinda French Gates’in kurduğu Pivotal’ın 5 bin 232 yetişkinle gerçekleştirdiği araştırma, kadınların sağlık ihtiyaçları ile aldıkları bakım arasında önemli boşluklar bulunduğunu ortaya koydu.
Kadın sağlığı ve fırsat eşitliği alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak sunulan çalışmaya göre, kadınların yüzde 42’si son beş yılda sağlık durumları nedeniyle hayatta yapmak istediklerinin tamamını yapamayacaklarını hissetmelerine neden olduğunu söylüyor. Kadınların yüzde 54’ü sağlık sorunlarının aile hayatını veya ilişkilerini, yüzde 42’si iş veya kariyerini, yüzde 32’si ise toplumsal yaşama katılımını etkilediğini belirtiyor.
İhtiyaç duyduğu sağlık hizmetini alamayan kadınlarda tablo daha ağır. Çaba göstermesine rağmen gerekli bakıma ulaşamayan kadınların yüzde 79’u aile hayatının veya ilişkilerinin, yüzde 66’sı iş yaşamının, yüzde 59’u ise toplumsal katılımının sağlık sorunlarından etkilendiğini bildiriyor.
Kadınların sağlık hizmetleriyle ilgili deneyimleri de dikkat çekici. Son beş yılda kadınların yüzde 51’i en az bir olumsuz sağlık hizmeti deneyimi yaşadığını söylüyor. Erkeklerde bu oran yüzde 39.
Kadınların yüzde 34’ü sağlık çalışanlarının belirtilerini veya ağrılarını küçümsediğini ya da göz ardı ettiğini belirtirken, yüzde 33’ü yanlış teşhis aldığını veya teşhis konulamadığını söylüyor. Yüzde 31’i ihtiyaç duyduğu yanıtları ve sonraki adımlara ilişkin bilgileri alamadığını, yüzde 25’i ise sağlık çalışanlarından çelişkili öneriler aldığını ifade ediyor.
Sağlık sorunu yaşayan kadınların yüzde 30’u ise ciddiye alınmak veya tedavi görebilmek için ısrar etmek zorunda kaldığını belirtiyor.
Pivotal’ın kurucusu Melinda French Gates, araştırmanın kadınların sağlık sisteminin ihtiyaçlarını karşılamadığı yönündeki deneyimlerini somut verilerle ortaya koyduğunu belirterek, sağlık hizmeti, bilgi ve desteğe erişememenin kadınların yaşamlarını ve fırsatlarını sınırladığını söyledi.
Maliyet ve bilgi eksikliği önemli engeller arasında
Sağlık hizmetlerine erişimde maliyet de önemli bir engel oluşturuyor. Kadınların yaklaşık üçte biri (yüzde 32), son bir yıl içinde maliyet nedeniyle ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetini ertelediğini veya hiç almadığını belirtiyor. Erkeklerde bu oran yüzde 25.
Kadınların bildirdiği en yaygın engel maliyet olurken, bunu yakınlarda uygun bir sağlık hizmeti sağlayıcısı bulamamak ve aile sorumlulukları, özellikle de bakım yükü nedeniyle sağlık hizmeti almak için zaman ayıramamak izliyor.
Araştırma, özellikle doğum kontrolü ve menopoz gibi kritik sağlık dönemlerinde bilgiye erişim konusunda da boşluklar bulunduğunu gösteriyor. Doğum kontrolü kullanan veya bu konuda hizmet arayan kadınların yüzde 56’sı bilinçli karar verebilmek için araştırmanın büyük bölümünü kendisinin yapmak zorunda kaldığını belirtiyor. Yüzde 41’i ise sağlık çalışanlarının tüm seçenekleri her zaman paylaşmadığını söylüyor.
18-34 yaş arasındaki kadınlarda sosyal medya önemli bir bilgi kaynağı olarak öne çıkıyor. Bu yaş grubunda doğum kontrolü arayan kadınların yaklaşık 10’da 7’si sosyal medyada bu konuda bilgiyle karşılaştığını bildiriyor.
Menopoz da sağlık hizmetlerindeki bilgi ve erişim boşluklarının görüldüğü alanlardan biri. 45-54 yaş arasındaki kadınların yüzde 74’ü halen veya geçmişte menopoz ya da perimenopoz belirtileri yaşadığını söylüyor. Ancak bu belirtileri yaşayanların yalnızca yüzde 51’i teşhis aldığını söylüyor.
Menopoz belirtileri için sağlık hizmeti arayan 35 yaş ve üzerindeki kadınların yüzde 24’ü ciddiye alınmak veya tedavi görmek için ısrar etmek zorunda kaldığını, yüzde 23’ü birden fazla sağlık çalışanına başvurduğunu, yüzde 20’si ise çaba göstermesine rağmen ihtiyaç duyduğu bakımı alamadığını söylüyor.
Sağlık sorunları iş hayatına da yansıyor
Kadınların yüzde 42’si sağlık durumunun iş veya kariyer yaşamını en az bir şekilde etkilediğini söylüyor. Bu etkiler arasında potansiyelini gerçekleştirememe hissi, daha az kariyer seçeneğine sahip olma veya terfi, yeni bir iş ya da liderlik pozisyonunun kendisi için gerçekçi olmadığını düşünme yer alıyor.
Gebelik ve doğum sonrasında yaşanan sağlık sorunları da kadınların çalışma hayatındaki değişikliklerle ilişkilendiriliyor. Siyahi kadınların yüzde 38’i doğumdan sonra fiziksel olarak hazır olmadan işe döndüğünü belirtirken, beyaz kadınlarda bu oran yüzde 24. Siyahi kadınların yüzde 34’ü doğum sonrasında iş değiştirdiğini, yüzde 29’u ise çalışma saatlerini azalttığını söylüyor. Bu oranlar beyaz kadınlarda sırasıyla yüzde 18 ve yüzde 22.
Ruh sağlığı sorunları da doğum sürecinde önemli bir başlık. Son 20 yıl içinde doğum yapan kadınların yüzde 54’ü hamilelik sırasında veya doğumdan sonraki 12 ay içinde depresyon, anksiyete ya da başka bir ruh sağlığı sorunu yaşadığını bildiriyor. Bu kadınların yüzde 57’si sağlık hizmeti ararken, yalnızca yüzde 29’u aldığı desteğin çok faydalı olduğunu söylüyor.
Sağlığın iş hayatına etkisi gelir grupları arasında da değişiyor. Hane geliri 50 bin doların altında olan kadınların yüzde 54’ü sağlık durumlarının iş veya kariyerlerini etkilediğini söylerken, 100 bin dolar ve üzeri gelire sahip kadınlarda bu oran yüzde 33.
Siyahi kadınların yüzde 49’u, Hispanik kadınların yüzde 45’i ve beyaz kadınların yüzde 40’ı sağlık durumlarının iş veya kariyer yaşamlarını etkilediğini bildiriyor.
Araştırmaya göre Amerikalıların 10’da 6’sı kadın sağlığının iyileştirilmesini eyalet yönetimleri (yüzde 61) ve federal hükümet (yüzde 60) açısından yüksek veya en üst düzeyde öncelik olarak görüyor.
Kaynak:
ttps://us.list-manage.com/Oe9sIoNCru6?e=cdfcfe7dd8&c2id=ab334998809e69eed5f780163777e610