Dünya üzerindeki yaşamı sürdüren en önemli elementler biri topraktır. Ormanlar, tarım arazileri, savanlar, turbalıklar ve dağlar gibi doğal alanlar, insanlığın hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu gıda, su ve hammaddeyi temin eder.
Günümüz dünyasındaki toprakların tamamının 2 milyar hektardan fazlası bozulmuş durumda ve bu durum 3 milyardan fazla insanı etkiliyor. Hayati ekosistemler ve sayısız canlı türü tehdit altında bulunuyor.
Giderek daha şiddetlenen ve uzun süren kuraklıklar, kum fırtınaları ve artan sıcaklıklar karşısında, kuru toprakların çöle dönüşmesini, tatlı su kaynaklarının buharlaşmasını ve verimli toprakların toza dönüşmesini engellemenin yollarını bulmak çok önemli.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Ekosistemler Bölümü Direktör Yardımcısı Bruno Pozzi, ‘’İnsanlığın Dünya’ya verdiği zararın tersine çevrilmesinde hükümetlerin ve işletmelerin öncü bir rolü var. Bununla birlikte, bu restorasyonda her bir dünya vatandaşının atacağı adımlar da oldukça önemli’’ diyor.
UNEP öncülüğünde 1973 yılından bu yana her yıl 5 Haziran günü kutlanan Dünya Çevre Günü, dünya genelinde milyonlarca insanın gezegeni korumak için harekete geçmesiyle çevreye yönelik en büyük küresel platform olarak biliniyor.
5 Haziran Dünya Çevre Günü hazırlıkları öncesi toprak restorasyon yöntemleri, çölleşmenin önlenmesi ve kuraklıkla mücadelenin yolları aşağıda sıralanıyor:
1.Tarımı sürdürülebilir kılmak
Küresel olarak, kırsal ve yoksul bölgelerde yaşayan en az 2 milyar insan geçimlerini tarımdan sağlamasına rağmen, mevcut gıda sistemleri sürdürülebilir olmaktan uzak ve arazi bozulmasının başlıca nedenini oluşturuyor.
Bu zorluğu gidermek için hükümetler ve finans sektörünün işbirliğiyle, ekosistemleri korumak ve gıda üretimini artırmak üzere rejeneratif tarım teşvik edilebilir.
Tarım işletmeleri iklime dayanıklı mahsuller geliştirebilir, sürdürülebilir tarım yöntemleri geliştirmek için Yerli bilgisinden yararlanabilir ve toprak sağlığına zarar vermemek için pestisit ve gübre kullanımını daha iyi yönetebilir.
Tüketiciler bölgesel, mevsimsel ve bitki açısından zengin diyetleri benimseyebilir, fasulye, mercimek, nohut ve bezelye gibi toprak dostu gıdaları öğünlerine eklemeyi tercih edebilir.
2. Toprağın korunması
Bastığımız toprak, gezegende en fazla biyolojik çeşitliliğe sahip yaşam alanıdır. Tüm canlı türlerinin neredeyse %60’ı toprakta yaşar ve yediğimiz gıdaların yüzde 95’i topraktan üretilir.
Sağlıklı toprak, atmosfere karışacak olan sera gazlarını hapsederek karbon yutağı görevi görür ve iklimin hafifletilmesinde önemli rol oynar.
Toprağı sağlıklı ve üretken tutmak için hükümetler ve finans sektörü organik ve toprak dostu tarımı destekleyebilir. Tarımsal işletmeler, organik toprak örtüsünü korumak için toprak işleme yoluyla toprağı rahatsız etmeden mahsul yetiştirmek anlamına gelen sıfır toprak işleme tekniğini uygulayabilir.
Toprağın verimliliğini artırmak için kompost ve organik maddeler eklenebilir. Damla sulama ve malçlama gibi sulama teknikleri, toprak nem seviyelerinin korunmasına yardımcı olmak ve kuraklık stresini önlemek için kullanılabilir.
3.Tozlayıcıların korunması
Meyve ve tohum üreten dört üründen üçü polen taşıyıcılarla bağlantılıdır. Arılar en üretken tozlayıcılar olmakla birlikte, yarasalar, böcekler, kelebekler, kuşlar ve böceklerden de yardım alırlar. Örneğin, yarasalar olmadan muz, avokado ve mango gibi gıdalar sofralarımızda yer alamaz.
Onları korumak için hava kirliliğini azaltmak, pestisit ve gübrelerin olumsuz etkilerini en aza indirmek ve polen taşıyıcıların geliştiği çayırları, ormanları ve sulak alanları korumak gerekir.
Şehirdeki parklara ve evlerin bahçelerine çok çeşitli endemik bitkiler dikmek kuşları, kelebekleri ve arıları çekmeye yardımcı olacağından önemli bir eylem olarak benimsenebilir.
4. Tatlı su ekosistemlerinin restore edilmesi
Toprağı verimli tutan su döngülerinin devamını sağlayan tatlı su ekosistemleri, milyarlarca insana gıda ve su sağlıyor, dünya sakinlerini kuraklık ve sellerden koruyor. Aynı zamanda sayısız bitki ve hayvana yaşam alanı sağlıyor.
Bu kadar önemli olmalarına rağmen, kirlilik, iklim değişikliği ve aşırı avlanma nedeniyle büyük bir hızla yok oluyor.
Su kalitesi artırılarak, kirlilik kaynakları belirlenerek ve tatlı su ekosistemlerinin sağlığı izlenerek bu olumsuzluklar durdurulabilir. İstilacı türler bozulmuş tatlı su habitatlarından uzaklaştırılabilir ve doğal bitki örtüsü yeniden ekilebilir.
Şehirler kanalizasyon yönetimi, yağmur suyu akışı ve kentsel su baskınlarını ele alan atık su inovasyonunu destekleyebilir.
5. Kıyı ve deniz alanlarının yenilenmesi
İnsanlığa oksijen, gıda ve su sağlayan okyanuslar ve denizler, iklim değişikliğinin hafifletilmesine ve toplumların aşırı hava koşullarına uyum sağlamasına yardımcı olur.
Başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere 3 milyardan fazla insan geçimlerini deniz ve kıyı biyoçeşitliliğinden sağlıyor.
Bu değerli varlığı gelecek nesiller için güvence altına almak üzere hükümetler Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin uygulanmasını hızlandırabilir. Mangrovlar, tuz bataklıkları, yosun ormanları ve mercan resifleri gibi mavi ekosistemler restore edebilir.
Okyanuslarda son bulan devasa plastik yığınlarının sonlandırılması için, bunların üretim aşamasında yeniden tasarlanması ve yaşam döngüsü yaklaşımının tüm ülkeler tarafından hızlıca benimsenmesi gerekir.
6. Doğanın şehir yaşamına geri getirilmesi
Dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. 2050 yılına kadar her üç kişiden ikisinin kent merkezinde yaşayacağı öngörülüyor. Şehirler gezegen kaynaklarının yüzde 75’ini tüketiyor, küresel atıkların yarısından fazlasını üretiyor ve sera gazı emisyonlarının en az yüzde 60’ına katkıda bulunuyor. Şehirler büyüdükçe, çevrelerindeki doğal dünyayı dönüştürerek kuraklıklara ve arazi bozulmalarına yol açıyor.
Şehirler beton ormanlarına dönüştürülmeden, yeşil alan uygulamaları ve kent ormanlarıyla hava kalitesi artırabilir, daha fazla gölgelik olan oluşturularak iklimlendirmeye alternatif çözüm olabilir.
Şehirlerdeki kanalların, göletlerin ve diğer su kaynaklarının korunması sıcak hava dalgalarını hafifletebilir ve biyolojik çeşitliliği artırabilir.
7. Restorasyon için finansman yaratılması
Dünyanın iklim, biyoçeşitlilik ve ekosistem restorasyonu hedeflerine ulaşabilmesi için doğa temelli çözümlere yapılan yatırımların 2030 yılına kadar iki kattan fazla artarak 542 milyar ABD dolarına ulaşması gerekiyor.
Mevcut finansman açığını kapatmak için hükümetler, kuraklığın en kötü etkilerini önlemek için erken uyarı sistemlerine yatırım yapabilir, arazi restorasyon faaliyetlerini ve doğa temelli çözümleri finanse edebilir.
Özel sektör, ekosistem restorasyonunu iş modellerine entegre edebilir, verimli atık yönetimi uygulamalarını hayata geçirebilir ve sürdürülebilir tarım, eko-turizm ve yeşil teknolojiye odaklanan sosyal girişimlere yatırım yapabilir.
Bireyler, banka hesaplarını sürdürülebilir girişimlere yatırım yapan finans kuruluşlarına taşıyabilir, restorasyona bağışta bulunabilir veya gezegeni kurtarmaya yardımcı olabilecek yenilikler için kitle fonlaması yapabilir.
Kaynak: