Travma nedir ve çocuklar hangi travmatik tepkileri gösterir?

Travma nedir ve çocuklar hangi travmatik tepkileri gösterir?

YÖRET Vakfı’nın çarşamba günleri gerçekleştirdiği Online Merak Ediyordum Öğrendim Dizisi’nin 20 Mayıs’taki yayınında, Uzman Psikolog Selin Alpanda ve Uzman Psikolojik Danışman Aslı Sazcı “Çocuklarda Görülen Travmatik Tepkiler ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Alpanda ve Sazcı, travmanın ne olduğunu, çocukların travmalar karşısında verdikleri tepkileri ve oyun terapisini anlattı.

Travmanın günlük yaşam içerisinde kişinin beklenmedik bir durumla karşılaştığı zaman yoğun stres yaşaması olduğunu belirten Uzman Psikolog Selin Alpanda, “Yaşanılan durum, dayanma gücünü zorlayacak düzeyde veya dayanma gücünün üzerindeyse travmatik bir süreç olarak adlandırılıyor. Bu süreç, şimdiki zamanı etkilediği gibi geleceği de etkileyebiliyor. Herkesin belli bir bilgi işleme düzeyi var. Travmatik yaşantılarda, bu süreçler farklılıklarla meydana geliyor ve bilgi beklenen şekilde işlenmiyor, blokajlar oluşuyor. Bu blokajlar çözülmediğinde sonraki yaşantıları da etkiliyor. Doğal afetler, savaş, kişinin kaza geçirmesi, taciz, tecavüz gibi ağır yaşanan durumlar büyük travmalar çerçevesinde incelenirken, insanın benliğiyle ilgili olan olumsuz tecrübeler de küçük travmalar olarak adlandırılıyor. Büyük travmalar çok yakıcı olsa da insanın benliğiyle ilgili olanlar kişiye daha fazla etki ediyor. Ayrıca, travmanın oluşması için kişinin birebir olarak bir durumu yaşaması da gerekmiyor. Bir olaya şahit olmak da travmatik etki yaratabiliyor” sözleriyle travmanın ve travmatik süreçlerin ne olduğunu anlattı.

Çocuklar travmatik yaşantılara nasıl tepkiler veriyor?

Travmatik yaşantı sonrasında çocukların verdikleri tepkilere değinen Uzman Psikolojik Danışman Aslı Sazcı, “Travmatik yaşantı sonrasında çocuklar fizyolojik, bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutta tepki verebiliyor. Travma yeniyse, terleme, titreme, kasılma, nefes darlığı, uyuşma gibi fizyolojik semptomlar ortaya çıkabiliyor. En sık görülenlerden biri de uyku sorunu. Bazı çocuklar uykuya dalmakta zorluk yaşayabiliyor ya da gece ağlayarak, bağırarak, kabuslarla uyanma gibi semptomlar gösterebiliyorlar. Buna bağlı olarak, fiziksel yorgunluk ön plana çıkabiliyor. Bilişsel boyutta, travma yaşayan çocuklarda dikkat sorunlarına çok sık rastlanılıyor, unutkanlıklar ortaya çıkabiliyor. Hatta travma yaşayan kişiler o anıyı tamamen unutabiliyorlar. Çocuklar öğrenme sorunları, okul yaşantısında performans düşüklüğü, kekemelik problemleri yaşayabiliyorlar. Bazen karar verme, problem çözme gibi yönetici işlevlerde de güçlükler görülebiliyor. Duygusal boyutta ise, bir anda korku geliştirme, tehlikede hissetme, öfke, üzüntü, geleceğe dair umutsuzluk duygusu, bazen de suçluluk ve çaresizlik hissi görülebiliyor. Son olarak davranışsak boyutta ise regresif tepkiler görülebiliyor. Örneğin, çocuk bir anda tekrar parmak emmeye ya da altını ıslatmaya başlayabiliyor. Bunlar gibi bir önceki gelişim dönemine dönmek olarak adlandırabileceğimiz regresyon eğilimleri başlayabiliyor. Aynı zamanda, içe kapanma, olay hiç yaşanmamış gibi davranma, manik davranışlar, agresyon ve ebeveyne aşırı şekilde yapışma durumları gözlemlenebiliyor” dedi.

Çözüm: Oyun terapisi

Travmatik yaşantılarda oyunun iyileştirici bir rolü olduğunu vurgulayan Alpanda, “Çocuklar, fazla olan duyguyu oyun yoluyla dışsallaştırıyorlar. Oyun terapisinde şiddet, şefkat gibi temalar, sürekli bir araba çarpma sahnesini canlandırmak gibi sık tekrarlar, oyunun ortasında başka bir oyuna geçmek gibi keskin değişimler önem arz ediyor. Bu noktalarda çocuğun travmatik yaşantılarına dair ipuçları elde ediliyor. Bazen de çocuklar kutulardan kule yapmak gibi özellikle mekanik oyunları oynamayı tercih ediyor. Bunu evde duyguların çok konuşulmadığı durumlarda ya da çocuğun duygularını aktarmak için hazırlık sürecinde olduğu zamanlarda görüyoruz. Ne olursa olsun çocuğun duygularını ifade edebilmesi gerekiyor ve oyun terapisi bunu sağlıyor. Aileler de evde oyunları gözlemlemeli ve oradaki duyguyu, çocuğun ne hissettiğini, neden o oyunu oynamak istediğini anlamaya çalışmalı, sembolik oyunların oynamasına engeller koymamalı” sözleriyle travmatik yaşantıların çözümünde kullandıkları terapi yöntemini aktardı.

“Ebeveynlerin travmalara tepkisi, çocuklar için çok belirleyici olabiliyor”

Oyun terapisinin 3 yaştan itibaren kullanılabildiğini ekleyen Sazcı ise “Çocuk 3 yaşında kendini sözel olarak ifade edebiliyor ve bu da simgeleri kullanabildiğini gösteriyor. Daha küçük yaşlardaki ameliyat, doğum gibi travmaları olan çocuklarla da çalışabiliyoruz ama bu noktada ebeveynler en büyük yardımcımız. Hatta bazen çocukla çalışmaya başlamadan önce anne babayla çalışmaya başlıyoruz. Ebeveynlerin travmalara tepkisi de çocuklar için çok belirleyici olabiliyor. O yüzden travma çalışmalarında anne ve baba her zaman eşlikçimiz. Aynı zamanda, travmayı işlemek için hem çocuğun hem de anne babanın hazır olması gerekiyor. Onlar hazır olmadan travmayı işlemek mümkün olmuyor. Bu sebeple, bazen hazırlık sürecinden de geçilmesi gerekebiliyor” diyerek ebeveynlerin çocuklarının travmalarının çözümündeki rolünü anlattı.

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar