Kanada’da yürütülen uzun soluklu bir bilimsel araştırma, doğa için umut veren önemli bir tabloyu ortaya koydu. Okyanus ekosistemlerinde yıllardır biriken ve “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS maddelerinin, deniz kuşlarının yumurtalarındaki seviyelerinde dramatik bir düşüş tespit edildi.
Bilim insanları, çevre düzenlemeleri ve kimyasal kullanımına getirilen kısıtlamaların bu olumlu gelişmede etkili olduğunu vurguluyor.
Hakemli bilimsel çalışmada araştırmacılar, Northern Gannet türü deniz kuşlarının yumurtalarındaki PFAS seviyelerini 55 yıllık bir dönem boyunca inceledi. Çalışma, Kanada’daki St. Lawrence Seaway havzasında yürütüldü.
Sonuçlar, PFAS seviyelerinin 1960’lardan itibaren hızla yükseldiğini, sanayi sektörünün zirve yaptığı 1990’ların sonlarında en yüksek noktaya ulaştığını ve ardından belirgin biçimde düşüşe geçtiğini ortaya koydu.
PFAS kimyasalları; suya, yağa ve ısıya dayanıklı ürünler üretmek için onlarca yıldır kullanılan binlerce maddeden oluşuyor. Ancak bu kimyasallar doğada neredeyse hiç parçalanmadığı için toprağa, nehirlere, denizlere ve canlıların bedenlerine yerleşiyor.
Bilim insanları PFAS’ları bu nedenle “sonsuz kimyasallar” olarak tanımlıyor.
Araştırmada kullanılan yumurtalar, Kuzey Amerika’nın en büyük Northern Gannet kolonisine ev sahipliği yapan Bonaventure adasından toplandı.
Verilere göre yumurtalardaki PFOS seviyesi, zirve yaptığı dönemde milyarda 100 parçaya (ppb) kadar çıkarken, 2024 itibarıyla 26 ppb’ye düştü. Bu yaklaşık yüzde 74’lük bir azalma anlamına geliyor.
Bilim insanları, yumurtalarda ölçülen yüksek PFAS seviyelerinin bir dönem kuşlar için ciddi ekolojik risk oluşturduğunu belirtiyor.
Araştırmacılara göre bu değişimde, kimya sektörüne yönelik uluslararası baskılar ve yasaklar belirleyici oldu. Dünyanın büyük PFAS üreticilerinden 3M, en zararlı maddelerden bazılarını üretmeyi aşamalı olarak durdurdu.
Ayrıca Birleşmiş Milletler destekli Stockholm Convention kapsamında PFOS kullanımına küresel sınırlamalar getirildi. Yangın söndürme köpüklerinde kullanılan PFAS’ların azaltılması da su kirliliğinin düşmesinde etkili oldu.
Araştırmacılar yine de ihtiyatlı olunması gerektiğini vurguluyor. Çünkü eski PFAS türlerinin yerini şimdi yeni nesil kimyasallar alıyor. Bu maddelerin de çevre ve yaban hayatı için risk taşıdığı düşünülüyor.
Araştırma, sanayi kaynaklı kirliliğin yalnızca insanları değil, bütün bir yaşam ağını etkilediğini yeniden ortaya koyuyor. Ayrıca geçmişte doğaya bırakılan PFAS’lar onlarca yıl boyunca varlığını sürdürebiliyor. Yani denizler, kuşlar ve ekosistemler uzun süre daha bu mirasın etkisini taşımaya devam edecek.
Kaynak: