Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Bir anaokulu öğretmeni ve 200 kral penguenin hikayesi

Şili’nin Tierra del Fuego bölgesinde bulunan bol rüzgarlı Useless Bay koyu, bugün dünyanın en sıra dışı başarılı koruma hikayelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Bu dönüşümün merkezinde bir anaokulu öğretmeni var: Cecilia Durán Gafo.

Kral penguenleri (Aptenodytes patagonicus), normalde Güney Okyanusu’nun uzak ve ıssız adalarına ait canlılar. Ancak bu tür, yüzyıllardır Şili’nin güney kıyılarındaki Tierra del Fuego koyunu bir tür sığınak olarak kullanıyor. Bunun muhtemel nedeni, sığ suların onları deniz yırtıcılarından ve insanlardan koruması.

Sığ suları nedeniyle teknelerin karaya yanaşmasını neredeyse imkânsız hale getiren bu koya ‘’Useless Bay’’ (Faydasız Koy) ismi verilmişti. Oysa doğa, bu “kullanışsızlığı” bir avantaja çevirerek, penguenler için güvenli bir alan yarattı.

Ancak bu korunaklı alan bile uzun yıllar boyunca penguenler için gerçek bir yuva olamadı. Her şey, bugün 72 yaşında olan anaokulu öğretmeni Cecilia Durán Gafo’nun, arazisine gelen penguenleri bir “misafir” değil, korunması gereken kırılgan bir yaşamın temsilcileri olarak görmesiyle değişti.

Bugün Durán, dünyanın tek kıtasal kral penguen kolonisini barındıran doğa koruma alanını yönetiyor. Bu koloni birkaç penguenden yaklaşık 200 bireye kadar büyümüş durumda.

Durán’ın yönettiği doğa koruma alanı, aslında küresel çapta giderek büyüyen bir akımın parçası. 2022 yılında Nature Ecology and Evolution dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, sayıları 15 bini aşan özel koruma alanları, hükümetlerin tek başına korumakta yetersiz kaldığı riskli bölgelerin korunmasında kritik rol üstleniyor. 

Penguenlerin geri dönüşü ve kırılganlık

Durán, 1990’ların başında arazisinde ilk kral penguenleri keşfetti. Ancak kısa süre sonra “bilim insanı” olduğunu iddia eden kişilerin gelip kuşları götürdüğünü söylüyor.

“Onları kafeslere koyup Japonya’ya götürdüler… sözde bilimsel araştırma için. Sonradan çoğunun hayvanat bahçelerine ya da evlere götürüldüğünü öğrendik” diyor.

Bunun ardından penguenler on yılı aşkın süre bölgeye geri dönmedi. 2010’da yeniden ortaya çıktıklarında ise yumurta hırsızlığı ve kötü muamele başladı.

Nüfus hızla çöktü: 90 penguenden sadece 8’i bir yıl sonra hayatta kaldı.

Bunun üzerine Durán sahilde nöbet tutmaya başladı. Termosunu, sandviçini aldı ve gün boyunca orada kaldı. İnsanları izledi, penguenleri korudu, soğuğa karşı sabretti.

Ertesi yıl, arazisinin 30 hektarını koruma alanı ilan etti. Ziyaretçiler penguenleri yalnızca uzaktan izleyebiliyordu.

Ancak sorun sadece insanlar değildi. 20. yüzyılda bölgeye getirilen minkler ve gri tilkiler, yumurta ve yavrular için ciddi bir tehdit oluşturuyordu.

Çözüm alışılmışın dışındaydı. Et artıklarıyla yırtıcılar başka bölgelere yönlendirildi.

Daha sonra köpekler kullanıldı; bölgeyi işaretleyerek doğal bir sınır oluşturuldu. Böylelikle tilki ve minklerin uzaklaştırılması sağlandı.

Zamanla bu küçük koruma alanı bir ekosisteme dönüştü. 2011’de 100 yıllık yasal koruma süreci başlatıldı; artık bu topraklar nesiller boyunca korunacaktı.

Bugün biyologlardan veterinerlere ve ekoturizm uzmanlarına kadar farklı disiplinlerden gelen 12 kişilik bir ekip görev yapıyor. Yılda yaklaşık 15.000 ziyaretçi ağırlayan bu sistem, hem onların ilgisiyle ayakta kalıyor hem de sağlanan gelirle finanse ediliyor.

Araştırmanın bilimsel açıdan en çarpıcı bulgusu; farklı kolonilerden gelen kral penguenlerin bile bu koya ulaştıklarında yerel koşullara hızla uyum sağlaması. Bilim insanlarına göre bu ‘esneklik’, türün iklim değişikliğine karşı hayatta kalma şansını artırabilecek hayati bir gösterge.

Durán’a göre başarısının en somut kanıtı hayatta kalan yavru sayısındaki artış. “Geçen yıl 23 yavru hayatta kaldı, bu bizim için bir rekor” diyerek duygularını ifade ediyor.

Kaynak:

https://ablink.editorial.theguardian.com/