Çocuk işçiliğinin önlenmesi amacıyla 1990’lı yılların başından bu yana aktif mücadele veren T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, risk altında olan çocuklar ve aile bireylerinin refahını artırmaya yönelik çalışmalar yapan kamu kurum ve kuruluşları, meslek kuruluşları, işçi-işveren kuruluşları, üniversiteler, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı tüm taraflar arasında koordinasyon ve iş birliğini sağlar.
Bakanlık tarafından, çocuk işçiliğinin önlenmesi temel hedefiyle hazırlanan ‘’Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı (2017-2023)’’ çalışma hayatının tüm paydaşlarının katkılarıyla uygulanmakta olup, Avrupa Birliği finansmanı ve Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Ofisi iş birliğiyle ‘’Mevsimlik Tarımda Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi Projesi’’ yürütülüyor.
Çocuk işçiliği ile mücadele konusunda Türkiye’de bugüne kadar uygulanan en büyük girişim olma özelliğini taşıyan projeyle, mevsimlik tarımda aileleri ile birlikte hareket eden ve tarım işlerinde çalışan çocuklar için yerinde eğitim, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulması, yerleşim alanlarındaki mevsimlik tarım işçileri ve ailelerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, köy muhtarlarına çocuk işçiliğinin olumsuz yönleri ve ilgili mevzuat eğitimlerinin verilmesi ile toplumsal farkındalığın artırılması amaçlanıyor.
Çocuk hakları 18 yaş altındaki tüm bireyleri kapsar
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre ‘’çocuk işçiliği’’ çocukları çocukluklarından alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler olarak tanımlanıyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ise çocuk işçiliğini ‘’Çocuğun yaşına ve işin türüne bağlı olarak, minimum çalışma saatini aşan ve çocuğa zararlı olan iş’’ olarak tanımlar.
1989 yılında Birleşmiş Milletler, çocukların kendilerine özgü özel bir sözleşmeye ihtiyaç olduğuna karar vermiş ve bu haklar dizisini BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme olarak adlandırdı.
ILO’nun çocuk işçiliği hakkındaki kapsamlı tanımları arasında aşağıdakiler yer alır:
1.Çocuklar için zihinsel, fiziksel, toplumsal ya da ahlaki açılardan tehlikeli ve zararlı işler
2.Okula düzenli devam etmelerini engelleyen işler
3.Okuldan erken ayrılmalarına yol açacak işler
4.Çocukları okul ile aşırı uzun süren ve ağır işleri beraber yürütmek zorunda bırakan işler
Çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik eylemler, üç ana uluslararası sözleşme tarafından yönlendiriliyor: BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (1989), asgari çalışma yaşına ilişkin sözleşme 138 No’lu ILO Sözleşmesi (1973) ve yasaklama ve derhal ortadan kaldırmaya ilişkin 182 No’lu ILO Sözleşmesi. Bu sözleşmeleri onaylayan üye ülkeler, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına saygı gösterme, teşvik etme ve gerçekleştirme yükümlülüğüne sahiptir.
Çocuk işçiliğinin sektörlere göre dağılımda tarım açık ara ile en büyük paya sahip
Dünyada 63 milyonu kız, 97 milyonu erkek çocuğu olmak üzere 160 milyon çocuk, diğer bir deyişle her 10 çocuktan biri, halihazırda çocuk işçi olarak çalışıyor. Çocuk işçiliği Türkiye açısından incelendiğinde ise; TÜİK 2019 verilerine göre ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bindir. Cinsiyete göre incelendiğinde, ekonomik faaliyette çalışan çocukların yüzde 70,6’ sını erkek çocuklar, yüzde 29,4’ünü ise kız çocuklar oluşturuyor.
Ekonomik faaliyette çalışan çocukların yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi ve yüzde 45,5’i hizmet sektöründe yer alıyor.
UNICEF ve ILO tüm sektörlerde çocuk işçiliğinin önlenmesini ulusal hedef olarak ortaya koyuyorr. UNICEF, çok sektörlü bir strateji aracılığıyla Türk ve mülteci çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaya çalışmakta, risk altındaki çocuklar ve ailelerine yönelik hizmetleri, çocuk işçiliğine ilişkin veri ve bulgu toplanmasını destekliyor.
ILO’nun 12 Haziran tarihini ‘’Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’’ ilan ettiği 2002 yılından 2022 yılına kadar Türkiye’de en az 62 çocuğun iş kazalarında hayatını kaybetmiş olması medyanın bu konuya daha da odaklanması gerektiğini gösteriyor.
Medya ve haberlerde çocukların temsili
Medyada çocukların görsel ve yazılı tasviri çocuklara ve çocuklara yönelik tutumlar üzerinde derin bir etkiye sahip. Medyanın farklı programları içerisinde çocuklara ve gençlere konuşma fırsatları sağlanarak kendileri ile ilgili umutları, korkuları ve başarıları hakkındaki düşüncelerini paylaşabilmelerine olanak tanınması gerekir.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun tarif ettiği ve medya çalışanlarının yanında özellikle habercilerin dikkat etmesi gereken konuların yanında Oslo’da 1999 yılında oluşturulan ‘’Oslo Çağrısı’’ başlığı altında toplanan bir dizi yaklaşımın dikkate alınması önemli:
1.Çocukların medyaya erişim hakkı
2.Çocukların medya eğitimine ve okuryazarlığına erişim hakkı
3.Çocukların medyaya katılma hakkı
4.Çocukların medyadan ve ekrandaki şiddetten korunma hakkı
5.Medyanın çocuk haklarını koruma ve tanıtmadaki rolü
Sonuç olarak, medyanın ve özellikle çocuklar ile ilgili haber yapanların çocukların iyi oluşlarına özen göstermelerinin yanında onların hakları ile var olduklarını; farklı durum ve şartlar içerisinde ihtiyaçlara sahip olabileceklerini; toplum içerisinde farklı toplulukların üyesi olabileceklerini ve farklı değer temelli beklentilere sahip ailelerin parçası olarak yer alabildiklerini dikkate almalı.
UNICEF çocuk odaklı habercilik kavramı açısından üç temel yaklaşımı esas alır:
1.Saygı
2.Yararlı Olma
3.Adalet
Saygı, yararlı olma ve adaleti önemseyen medya ve habercilik yaklaşımı ile haberciliğin en önemli bölümünü oluşturan araştırmanın birlikte ilerlemesi sonucunda çocuk haklarını merkeze alan bir pratik hayata geçirilmiş olur.
Türkiye’de 15 yaş altındaki çocukların çalıştırılması yasaklanmış olup sadece istisnai olarak çalışabilecekleri hafif işler İş Kanunu’nda düzenlenmiş, 15-18 yaş arasındaki çocukların ve genç işçilerin çalıştırılması da çocuk ve genç işçileri koruyan ilave yasal düzenlemelere tabii tutulmuştur. Ağır ve tehlikeli işlerde, uzun saatler, eğitim hakkından mahrum kalarak, çocukluğunu yaşayamadan çalışan ve 18 yaşın altında bulanan her birey, çocuk işçiliğinin bir türü ile yüzleşiyor olabilir. Bu nedenle medya üyeleri haberlerini bu farkındalıkla hazırlamaya özen göstermelidir. Çocuk işçilerin sağlıklı beslenemediği gerçeği gibi konulara dikkat çekerek çocuğa ilişkin en yüksek yarar ile onun haklarına vurgu yapan haberlerin öne çıkarılması sağlanmalıdır.
Çocuk işçiliği ile ilgili haberler çocuk işçilere hakları konusunda artan farkındalık sağlaması yanında sağlıklı ve dengeli bir çocukluk için de fırsatlar sunabilmektedir. Özellikle, yaygın medyanın, sosyal ağların çocukların değerini vurgulaması nedeniyle daha iyi yönde değişimi tetikleyici olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda çocuk ve gençlerin korunması hususu güvence altında
Medya çalışanları ve habercilerin çocuk işçiliği ile mücadelede ve özellikle çocukların en yüksek seviyede iyi oluşlarını ve haklarını savunan yaklaşımlarda çok büyük bir potansiyele sahip oldukları hatırlanmalı ve böylesi anlamlı ve hak temelli bir yaklaşımın yer bulabilmesi için çocukları merkeze alan, onların seslerine hassasiyetle yer veren, gündeme getiren ve kamuoyu oluşturan, farklı kurumlar ile işbirliğini gözeten ve etik ilkeleri önceliklendiren eğilimler esas alınmalı.
Sonuç olarak, çocuk işçiliğine odaklanan habercilerin tartışılan tüm boyutlar açısından daha özgün, özel ve hassas bir haber öyküleştirmesi yoluyla hazırlayacakları çocuk dostu haberlerin toplumlara yön verebilme açısından kritik gücü önemsenmeli ve bu anlamda, çocuk işçiliği ile mücadelede medya ve habercilik faaliyetinin bir tür savunuculuk hareketi olduğu her zaman hatırlanmalı.