Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Çocuk gelişiminde sınırlar neye yarar ve nasıl konulur?

YÖRET Vakfı’nın çarşamba günleri gerçekleştirdiği Online Merak Ediyordum Öğrendim Dizisi’nin 22 Nisan’daki yayınında, Okul Psikolojik Danışmanı Nejla Öztürk “Korona Günlerinde Evde Çocuklarla Sınırlarımız” hakkında konuştu. Öztürk, sınırların önemini, çocukların onaylanmaları gerektiğini, özgüvenlerinin gelişimi için yaşlarına ve güçlerine uygun sorumluluklar verilmesinin anlamını ve sınır koyarken dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.

Koronavirüs salgını döneminde çocukların ilk sınırları yaşadığı evlerimizde bulunmamızın çocuklarla sınırları belirlemek için bir fırsat sunduğunu belirten Okul Psikolojik Danışmanı Nejla Öztürk, “Salvador Minuchin adlı yapısal aile kuramcısı bir terapist, aile içi problemlerin ağırlıklı olarak sağlıksız sınırlardan kaynaklandığını söyler. Sınırlar ne yapacağınızı anlatan yol işaretlerine benzer; kendimizi emniyette hissettirir, nasıl hareket edeceğimizi belirtir. Sınırlar kuralların daha iyi anlaşılmasını sağlayarak çocuğun kendini ve diğerleriyle nasıl ilişki kurabileceğini anlamasını, ne kadar ileriye gidebileceğini öğrenmesini, kendi kendine iyi alışkanlıklar edinmesini ve kendini korumasını sağlar. Böylece, ceza ve ödüle gerek kalmadan çocukların gelişimine çok büyük katkılar sunar. Çocuğun sınırlara ne kadar uyabildiği büyümenin de ölçütlerinden biridir” sözleriyle sınırların neye yaradığını anlattı.

“Çocukları onaylamak gerekiyor”

Çocuklarda iç denetimin gelişmiş olması hakkında konuşan Öztürk, “Çocuklarımızın kendi kararını kendisinin verebilmesini, yetkin olmasını istiyoruz ama beynin de bir kimyası var. Dopamin adındaki bir hormon çocuğun iç denetiminin gelişiminde önemli bir rol oynuyor. Bu hormon en çok ödül ve onayla sağlanıyor. Yani sınır oluşturmaya çalıştığımızda en çok kullanacağımız yöntemlerden birisi çocuğu onaylamak olmalı. İç denetimin gelişmesi çocuğa bağlı olsa da ebeveynle de şekilleniyor. Çocuğu alkışlamak, ‘aferin’, ‘bravo’ demek dopamin hormonunu salgılatıyor. Ebeveynler olarak çocuklar ilk yürüdüğünde, ilk kelimelerini söylediğinde onları takdir ediyoruz fakat çocukların görevi arttıkça, onların davranışlarını pekiştirirken bu onaylarımız bir tarafa bırakılıyor ve onların daha çok eleştirilmeye açık taraflarını görmeye başlıyoruz. Halbuki çocukların her zaman onaylanmaya ve yüreklendirilmeye ihtiyaçları var” diyerek çocukların iç denetiminin sağlanması için ebeveynlerin yapması gerekeni açıkladı.

“Verdiğimiz sorumluluklar çocuğa uygun mu?”

Çocuklarımızın mutlu ve özgüvenli olmasını istediğimizi söyleyen Öztürk, “Sınır koyduğumuzda aslında sorumluluklardan bahsediyoruz. Peki, verdiğimiz bu sorumluluk çocuğun yaşına, gücüne, yapabileceklerine uygun mu?  Özgüven dediğimiz şey yapabildiklerimiz ve becerebildiklerimizle gelişiyor, değerbiçiciler tarafından üzerimize giydiriliyor. Değerbiçiciler öncelikle anne babalarımız, sonrasında öğretmenlerimiz, hayatımıza giren arkadaşlarımız ve sevdiklerimiz. Kendimize de ‘ben bunu yapabilirim, bunu başarabilirim’ diyerek bir değer giydiriyoruz. Bu deneyimler aile ortamında ediniliyor” dedi.

Sınır koyarken nelere dikkat edilmeli?

Çocuklarına bir türlü sınır koyamayanların da bulunduğunu belirten Öztürk, “Sınırları ne kadar çok daraltırsanız çocuk için de ev halkı için de o kadar zorlayıcı olur. Sınır dediğimiz şey aslında az sayıda kurallardır. Bunlar hiçbir zaman değişmez, her zaman işleyen ve tutarlı olan kurallar olmalıdır. Sınır koyarken öncelikle kural koyucunun kendi sınırlarını gözden geçirmesi, sınırları kendi içinde sindirmesi gerekir. Sınırları belirlerken önden konuşma yapmak daha sonra sınırlarla ilgili çıkabilecek sorunlarda hem çocuğu hem anne babayı güven altına alır. Bazı sınırlarlar çocuklarla da belirlenebilir. Sınırları yazıya döküp imzalamak da çocukların sınırlara daha iyi uymasını sağlayan yöntemlerden biridir. Ayrıca, sınır koyarken aynı hizada ve göz seviyesinde olmak, cezadan kaçınmak, olumlu bir dil kullanmak, ‘lütfen, rica ediyorum, yalvarıyorum’ yerine ‘bunu yapmanı istiyorum’ şeklinde net tavırlar koymak, kararlı ve tutarlı olmak da önemlidir. Çocuğun mutluluğu için kendini dizginleyen ebeveynlerin ‘hayır’ diyebilme becerilerini geliştirmesi gerekebilir. Çocuk sınırlara uymadığındaysa muhtemel sonuçlara katlanmayı öğrenmelidir. Örneğin, salonda oyun oynadıktan sonra oyuncaklarını toplamadığında salonda oynama hakkını kaybedebilir. Ancak, ebeveynlerin sınırları sadece kendileri için mi yoksa çocukları için mi koyduklarını da gözden geçirmesi gerekebilir. Unutulmamalıdır ki sınır koymak bir süreç işidir” sözleriyle sınır koyarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıkladı.