Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nde iklim ekonomisti olan ve Science dergisinde yayımlanan çalışmanın ortak yazarlarından Nicolas Koch, “İyi ve kötü haberleri bir arada gözlemliyoruz” açıklamasını yaptı.
İlk olarak iyi haberden başlamak gerekirse; gezegeni ısıtan sera gazı emisyonlarını azaltmayı amaçlayan 1.500 iklim politikası var ve bunlar son yirmi yılda düzinelerce ülkede uygulamaya kondu.
Rahatsız edici haber ise; yeni bir araştırma, bu iklim poltikalarının yalnızca yüzde 4’ünün emisyonları önemli ölçüde azaltılmış olabileceğini ortaya koydu.
Çalışmada vurgulanan 63 politika 1,8 milyar metrik ton kadar karbonu başarılı bir şekilde azaltırken, Birleşmiş Milletler 2015 Paris Anlaşması’nda belirlenen hedeflere ulaşmak için emisyonların 2030 yılına kadar 23 milyar metrik ton düşmesi gerektiği tahmin ediliyor.
Bu hedefler, yaşanabilir gezegeni korumak için küresel ortalama sıcaklık artışını 1,5 C derece ile sınırlamayı amaçlıyor.
Bu emisyon azaltım çözümlerinin çoğu karbon fiyatlarındaki değişiklikler, enerji vergileri ve fosil yakıt sübvansiyonu reformları gibi finansal araçlara bağlıydı ve bunlar tek bir politika yerine birden fazla ulusal poltikanın bir araya gelmesiyle gerçekleşti.
“Ülkeler birbirlerinden bir şeyler öğrenebilir’” diyen Koch, eğer her ülke emisyon açığına yol açan en iyi uygulamalardan birini hayata geçirirse, 2030 yılına kadar açığın yüzde 41 oranında kapatılabileceğini savundu. Bu da, büyük emisyon azaltımlarına yol açan güçlü iklim politikalarının uygulanabileceğini gösteriyor.
Çalışmada 41 ülkede ulusal emisyonlardaki 63 düşüşü belirlemek için istiatistiksel modeller kullanıldı
Örneğin Birleşik Krallık, yenilenebilir enerjiye yönelik sübvansiyonların ve kömürden çıkış planının duyurulmasıyla birlikte enerji sektöründe asgari karbon fiyatı uygulayarak 2015 yılına kadar emisyonları yüzde 50’ye varan oranlarda azalttı.
Ancak çalışmanın dezavantajlı durumları da var. Örneğin önemli bir emisyon kaynağı sektörü olan tarım ve arazi kullanım değişikliği çalışmaya dahil edilmemiş. Buna ek olarak, başta Afrika, Latin Amerika ve Karayipler’deki gelişmekte olan ekonomiler dahil yüzlerce ülke OECD verilerinde yer almıyor.
Çalışmanın yalnızca yakın vadeli etkileri ve politikanın benimsendiği ülke içindeki etkileri kapsadığını belirten Massachusetts Teknoloji Enstitüsü profesörü olan Jessika Trancik düşüncelerini aktardı:
‘’Çalışmaya göre iklim politikalarının etkili olabilmesi için iki temel yol var. Bunlardan birincisi, emisyonları belirli bir yer ve zamanda azaltmak.
İkinci yol ise, teknolojik ilerlemelerden kaynaklanan daha düşük maliyetli güneş panelleri gibi gelecekte belki de birden fazla yerde emisyon kesintilerine olanak tanıyacak teknolojilerin geliştirilmesi.’’
Sonuç olarak, emisyon azaltımları ile birlikte yeni teknolojiler geliştirmenin, çalışmanın yakalayamayacağı olumlu bir geri bildirim döngüsü yaratabileceğini savunan Trancik, iklim değişikliğini ele almak için ihtiyaç duyulan teknolojik araçların birçoğunun artık mevcut ve daha önce uygulanan pek çok farklı politika nedeniyle geniş ölçekte benimsenmeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak: