‘Plastikte Limit Aşım Günü’ dolayısıyla yapılan açıklamada, bu yıl üretilen plastiğin neredeyse yarısının çevre kirliliğine hizmet ettiği belirtiliyor.
Plastik Limit Aşım Günü, yılda üretilen plastik miktarının küresel atık yönetim kapasitesini aştığı nokta olarak kabul ediliyor.
İsviçre araştırma danışmanlığı şirketi Earth Action (EA), kısa bir süre için kullanılmak üzere tasarlanan küresel plastik üretiminin bu yıl 159 milyon tona ulaşacağını hesapladıklarını duyurdu. Bu miktar, atık yönetim sistemlerinin bir yıl içinde güvenle işleyebileceğinden 68,5 milyon ton daha fazla plastiği temsil ediyor.
Bu plastikleri geri dönüştürme veya depolama sahasına aktarma veya yakma fırını gibi güvenli bir işleme kapasitesinin yeterli olmaması nedeniyle muhtemelen çevre kirliliğine neden olacakları hatırlatılıyor. Bu durumun özellikle 2023 yılı için geçerli olmadığına işaret eden EA, küresel plastik üretim kapasitesinin son 10 yılda geri dönüşüm kapasitesinden 20 kat daha hızlı arttığını tahmin ediyor.
Küresel bazda kişi başına düşen plastik tüketimine bakıldığında, dünyada en kötü şöhrete sahip olan ülkenin İzlanda olduğu görülüyor. Bunun nedeni ülkenin seyrek nüfusu ve ithal mallara olan bağımlılığı ile açıklanıyor. İzlanda’dan sonra ilk ona giren ülkeler arasında Moğolistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Singapur, Lüksemburg, Kuveyt, Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, İtalya ve Kanada yer alıyor.
Kapsamlı atık yönetimi etkili olabilir
Kapsamlı atık yönetim sistemlerine sahip olan Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nin, kış aylarına kadar plastik limit aşım gününe ulaşamayacakları belirtiliyor.
Plastik kirliliği, özellikle gelişmiş atık yönetim sistemleri olmayan, ancak para kazanma aracı olarak daha fazla plastik atık ithal eden gelişen ve gelişmekte olan pazarları etkiliyor. Earth Action’ın ‘’atık süngerleri’’ olarak nitelendirdiği bu pazarlara sahip olan ülkeler arasında Hindistan, Güney Afrika ve Ekvator gösteriliyor.
Atık yönetim sistemlerini nüfus artışı ile uyumlu olarak geliştirmeyen pazarların da risk altına olduğuna değiniliyor. Bu kategorideki ülkeler arasında Moldova, Moğolistan, Meksika ve Kuveyt yer alıyor.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) küresel plastik girişimi lideri John Duncan, mevcut plastik sisteminin doğasında var olan eşitsizliklerin, sosyal, ekonomik ve ekolojik yükün düşük gelirli ülkeler ve daha yoksul topluluklar tarafından karşılanmasıyla plastik kirliliği sorununu uzun zamandır gözden ve akıllardan uzak olduğunu savundu.
Benzer şekilde EA kurucusu ve İcra Direktörü Julien Boucher, karbon gibi plastilk ayak izlerinin de ölçülmesi ve raporlanması gerektiğinin altını çizdi. Earth Action raporu ise, plastik atık yönetimi açısından dünyayı on farklı ülkeye ayırmak yoluyla yanlış yönetilen plastiklerin azaltılması için farklı önerilerde bulunuyor.
Transactor ülkeler harekete geçmeli
Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada ve Avrupa Birliği üye devletlerinden bazıları ‘’transactor’’ olarak sınıflandırılıyor. Transactor ülkeler, yüksek plastik tüketim oranlarına sahip zengin ülkeleri temsil ediyor ve genellikle plastiklerini çöp sahalarında yakma yöntemini kullanıyor çünkü geri dönüşüm kapasiteleri yok. Küresel ithalat ve ihracat süreçlerinin kilit oyuncuları bu ülkelerden oluşuyor.
Earth Action’ın bu ülkeler için temel tavsiyesi plastik üretimini ve kullanımını azaltılmaları. Yeniden kullanım ve onarım sistemlerinin yanı sıra ürün dayanıklılığının genişletilmesi yoluyla plastik üretim ve tüketiminde azaltımın kolaylaştırılmasının sağlanabileceği ön görülüyor.
Kaynak: