Unilever, Yarının Gıdaları İnisiyatifini başlatıyor

Unilever, Yarının Gıdaları İnisiyatifini başlatıyor

Unilever, 10 yıl önce Sürdürülebilir Yaşam Planı ile yola çıkarken temel hedeflerinden biri, insanları ve gezegeni yok saymadan büyümenin sağlanabileceğini ve tüm paydaşlarımızla birlikte uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratılabileceğini kanıtlamaktı. Şirket, ‘Daha iyi bir gelecek yaratmak’ için sürdürülebilirliği işinin merkezine koydu. 1 milyardan fazla insanın sağlık ve esenliğini iyileştirmek, çevresel etkisini yarıya indirmek ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını iyileştirmek için uzun dönemli bir plana odaklandı. Nitekim Unilever, geçtiğimiz on yılda önemli adımlar attı, başarılar elde etti.

Dünya gıda sisteminde ciddi aksaklıklar var ve bu durum, herkesi değişim için zorluyor.Dünyada 2 milyar insan fazla kilolu, buna karşın 1 milyar insansa açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Gıda sistemi çevreye büyük zarar veriyor. Küresel sera gazı salımının yüzde 20’sinden fazlası gıda endüstrisi tarafından gerçekleştiriliyor, buna karşılık üretilen tüm gıdaların üçte biriyse çöpe gidiyor.

Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Dünyanın en büyük gıda üreticilerinden biri olarak, adil bir küresel gıda sisteminin şekillenmesi için taşıdığımız sorumlulukla Yarının Gıdaları İnisiyatifini başlatıyoruz. Bu kapsamda dört temel taahhütte bulunuyoruz. Bunlar, ürünlerimizde sürdürülebilir tarımsal ham maddeler kullanımını ve bitkisel temelli gıda seçeneklerini artırmak, besleyici gıdaları herkes için erişilebilir kılmak, 2025 yılına kadar yeterli ve dengeli beslenmeye katkı sağlayan ürünlerimizi iki katına çıkarmak, tüm ürün gruplarımızda kalori, tuz ve şeker miktarını azaltmaya devam etmek ve gıda atığını yarıya indirmek. 2025’e kadar üretimden, ürünlerimizin raflara ulaşmasına kadar olan süreçteki doğrudan faaliyetlerimizde gıda atıklarını yarıya indireceğiz.” dedi.

Önümüzdeki beş ila yedi yıl içinde, et ve süt ürünlerine seçenek olarak bitkisel temelli gıdalardan oluşan global büyüklüğü 1 milyar Euro’ya ulaşacak yeni bir gıda iş kolu geliştirmeyi planladıklarını açıklayan Kölükfakı; “Yıllardır hayata geçirdiğimiz iyi uygulamaları, gıda kategorimizin yeni taahhütleriyle birlikte daha ileriye taşıyacağımız için çok heyecanlıyız. Önümüzde uzun bir yol var. Ancak ortak çabalar ile daha sağlıklı bir dünya yaratıp daha sürdürülebilir ve besleyici gıdaları beslenmeye dahil edebileceğimize inanıyoruz” dedi.

Sürdürülebilir yaşam yolculuğu

Unilever, 2010 yılından bu yana sürdürülebilir kaynaklar kullanan tarımsal ham maddelerin miktarını yüzde 14’ten yüzde 62’ye yükseltti; öncelikli 13 sebze ve baharatın yüzde 86’sini sürdürülebilir kaynaklardan elde etmeyi başardı. Türkiye’de domateslerin yüzde 100’ünü Bursa, Karacabey’den geleceğe dost tarım yapılan tarlalardan sağlıyor.

2012 yılında WWF ile başlatılan ‘Sürdürülebilir Tarım Programı’ ile bugüne kadar birlikte çalıştığı 4 bin çiftçiye geleceğe dost tarım uygulamaları konusunda eğitimler verdi. Türkiye, Lipton çayın hem üretilip hem tüketildiği ilk ve tek Yağmur Ormanları Birliği Sertifikası (RA) alan ülke oldu. Lipton Sürdürülebilir Çay Tarımı Projesi kapsamında 2011 yılından beri her sene 35 bin kişiye toplamda 100 bin saat doğru tarım uygulamaları hakkında eğitim verildi. Magnum kakao çekirdeklerinin yüzde 98’inden fazlası sürdürülebilir şekilde Rainforest Alliance Certified ™ çiftçilerinden temin ediliyor. Unilever, Türkiye’de gıda, içecek ve dondurma işinde ise, hammadde ve ambalaj malzemelerinin yüzde 72’sini sürdürülebilir kaynaklardan elde ediyoruz; harcamalarımızın yüzde 81’ini yerel kaynaklara yapıyor.

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar