BM Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) küresel araştırma merkezi Innocenti tarafından yayımlanan en son raporuna göre, 2014 ile 2021 yılları arasında dünyanın en zengin 40 ülkesinde çocuk yoksulluğunda kritik bir artış kaydedildi.
UNICEF araştırma kanadının yeni bulguları, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Avrupa Birliği’ne (AB) Üye Devletlere odaklanıyor.
Gelişmiş ekonomilerde çocuk destek politikalarını inceleyen rapor, yedi yıllık dönemde yoksullukta yüzde 8’lik bir azalma olmasına rağmen, ortalama milli gelirin yüzde 60’ından az gelir eden hanelerde yaşayan 69 milyondan fazla çocuğun bulunduğunu ortaya koyuyor.
Çocuk yoksulluğu ile mücadelede en iyi performansı sergileyen ülkeler arasında Polonya ve Slovenya yer alıyor. Bunları Letonya ve Kore Cumhuriyeti izliyor. Bununla birlikte, en zengin ülkelerde beklentinin aksi bir durum sergileniyor.
Innocenti’nin Direktörü Bo Viktor Nylund, ‘’Yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkilerinin kalıcı ve aynı zamanda zarar verici’’ olduğunu söyledi.
Bu durum çoğu çocuk için, yetersiz beslenme, giysi ve okul malzemelerine erişememe veya ev diyebilecekleri sıcak bir yerde yaşamadan büyümeleri anlamına geliyor. Bu olumsuz etkiler ve engeller, fiziksel ve ruhsal sağlıklarının bozulmasına neden olabiliyor.
Raporun yazarları, yoksulluğun sonuçlarının ömür boyu sürebileceği konusunda uyarıyor.
Yoksullukla karşı karşıya kalan çocukların okulda başarılı olma ve mezun olma şansı daha az oluyor. Bu nedenle de büyüdüklerinde daha düşük ücretli işlerde çalışıyorlar.
Rapor, bazı ülkelerde yoksul bir bölgede doğan çocuğun, zengin bir bölgede doğan çocuktan sekiz ile dokuz yıl daha az yaşadığını ortaya koyuyor.
Bütün bunlara ek olarak büyük eşitsizlikler de dikkat çekiyor. Mercek altına alınan 38 ülkede, tek ebeveynli ailede yaşayan çocukların yoksulluk içinde yaşama olasılığı diğer çocuklara göre üç kat daha fazla.
Şaşırtıcı farklılıklar
Rapor, Slovenya ve İspanya gibi benzer milli gelir düzeylerine sahip ülkelerin çocuk yoksulluğu oranlarında sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 28 olmak üzere ciddi farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor.
Raporda ayrıca, bir ülkenin zenginliği düzeyde olursa olsun çocukların yaşam koşullarının iyileştirilebileceği belirtiliyor. Örneğin, OECD ve AB’nin en zengin ülkeleri arasında yer almayan Polonya, Slovenya, Letonya ve Litvanya çocuk yoksulluğunun giderilmesinde önemli adımlar attı.
Bununla birlikte, beş yüksek gelirli ülke Birleşik Krallık, Fransa, İzlanda, Norveç ve İsviçre’de 2010 yılından bu yana mali sıkıntı yaşayan hanelerde yaşayan çocukların sayısında büyük artış görüldü.
Raporda, çocuk yoksulluğunu ortadan kaldırmak için ailelerin hane gelirini desteklemek amacıyla çocuk ve aile yardımları da dahil olmak üzere çocuklara yönelik sosyal korumanın acilen genişletilmesi gerektiği belirtiliyor.
Ayrıca tüm çocuklar için çocuk bakımı ve ücretsiz eğitim gibi kaliteli temel hizmetlere erişiminin sağlanması, yeterli ücret ve aile dostu politikalarla istihdam fırsatları yaratılması ve tedbirlerin tek ebeveynli ailelerin özel ihtiyaçlarına göre uyarlanması gibi ihtiyaçların altı çiziliyor.
Yoksulluğun azaltılmasında nakit yardımların doğrudan etkisi olduğunu vurgulayan Nylund,’’Karar vericiler, çocuk ve aile yardımlarına öncelik vererek ve harcamaları artırarak haneleri destekleyebilir’’ diyor.
Kaynak: