Pandemi sürecinde çevrimiçi yaygın eğitim

Pandemi sürecinde çevrimiçi yaygın eğitim

Hrant Dink Vakfı tarafından düzenlenen “Ayrımcılıkla mücadeleyi yeniden düşünmek: Çevrimiçi yaygın eğitim yöntemleri” sohbeti 12 Ağustos Çarşamba günü gerçekleşti. Sohbette, dünyada Covid-19 pandemisinin nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadelede insan hakları odaklı çalışmalara etkileri ve bu koşullarda çevrimiçi yöntemlerin yarattığı zorluklar ve fırsatlar tartışıldı.

Yaygın eğitimin; bir aktarıcı ve bir aktaran olmayan bir paylaşım ortamında gerçekleştiğini belirten etkinlik moderatörü Sabancı Vakfı Hibe Programları Koordinatörü Hakan Kahraman’ın ardından, Avrupa Konseyi Ayrımcılık ve Nefret Söylemi Program Yöneticisi Menno Ettema pandemi öncesi gerçekleştirdikleri yaygın eğitim çalışmalarında kullandıkları araçlardan bahsetti. Ettema, “Pandemi öncesinde çok fazla fiziksel eğitim gerçekleştiriyorduk. Arada karma eğitimler de oluyordu. Bilgi kazanımı üzerine çevrimiçi eğitimler veriyorduk. Daha sonrasında fiziksel faaliyetler yapılıyordu. Fiziksel faaliyetler, insanların öğrenebilmesi ve hata yapabilmesi için güvenli bir alan oluşturuyor. Ayrıca, networking de sağlıyor. Yaz döneminde pek çok festival gerçekleştiriyorduk. Burada, insanların bir polis memuru gibi toplumda farklı özellikleri olan kişilerle konuşmalarını sağlayan Yaşayan Kütüphane yaptık. Bu çerçevede, güvenli alan yaratarak insanların soru sormalarını sağladık. Aynı zamanda, kutu oyunları, infografik çalışmalar, açık ev dediğimiz organizasyonlar gerçekleştirdik” dedi.

Neden yaygın eğitim?

Yetişkin eğitimi, insan hakları ve çevre başlıklarını bir araya getiren çalışmalar yürüten Yuva Derneği’nin Program Direktörü Özge Sönmez de neden yaygın eğitimi tercih ettiklerinden bahsetti. Sönmez şu ifadeleri kullandı: “ Yaygın eğitimin içeriği ve değerleriyle YUVA’nın yaratmak istediği değişimler örtüşüyor. Yaygın eğitim, eleştirel düşünmeyi teşvik ediyor. Zorunlu değil, insanlar kendi istekleriyle katılıyorlar. Ayrıca, bu eğitimler ihtiyaca yönelik olarak ortaya çıkıyor. Son olarak ise öğrenmenin yaşam boyu devam etmesine olanak sağlıyor.”

Çevrimiçi araçların avantajları ve dezavantajları

Pandemin döneminde yaygın eğitimi nasıl devam ettirdiklerini anlatan Ettema, “Önce paydaşlarımızla iletişime geçip ihtiyaçlarını öğrendik. Daha sonra ağlarımızı geliştirmeye başladık. Artık webinarlar düzenliyoruz. Pandemiyle ilgili soruları yanıtlamaya çalışıyoruz. Daha fazla insana ve daha geniş bir kitleye ulaşabiliyoruz. İnsanların aksi takdirde alamayacakları bilgiye erişim sağladıklarını görüyoruz. Çevrimiçi etkinlikleri kaydedip farklı mecralara yükleyerek etkinlikler sonrasında yorumlar, farklı sorular alabiliyorsunuz. Tartışmaları takip edebiliyorsunuz. Bunlara yanıt verme şansınız oluyor. Yani etkileşimi ve katılımı yüksek bir ortam yaratabiliyorsunuz. Buradaki zorluksa insanların dikkatini toplamak. Bu sebeple, soru-cevap katılımı önemli. Ayrıca fiziksel etkinliklerde aralarda veya toplantı sonrasında insanlar gelip sorularını sorabiliyor. Ancak, çevrimiçi toplantılar sonrasında iletişimde kalmıyorsunuz. Aynı zamanda ekranlara bakmak çok da yorucu olabiliyor.  Bu sebeplerle eğitimleri geniş zaman dilimlerine yaymaya çalışıyoruz. Bunların yanı sıra, online toplantıların kayıt edilme riski daha yüksek. Bu konuda dikkatli olmak, çok güvenli bir ortam yaratmak gerek. Korkuları gidermek adına ön toplantılar yapılabilir. STK’lara tavsiyem kullanacakları platformun güvenlik düzeylerini öğrenmeleri. Bence tamamen fiziksel toplantılardan da vaz geçmeyin. Böylece insanların da birbirleriyle tanışma ve daha fazla soru sorma fırsatları olur” şeklinde konuştu.

“Dezavantajlı grupların eğitime erişimi kolaylaştı”

Pandemi sürecindeki deneyimlerini aktaran Sönmez de, “Çevrimiçi etkinlikler daha önce kullandığımız bir metot değildi. Evde kaldığımız dönemde çevrimiçi toplantılar konusunda çokça eğitime katıldık. Özellikle insan hakları, ayrımcılık konularında konuşurken öncelikle kimseyi geride bırakmadığınızdan emin olmanız gerekiyor. Hedef  kitleniz tarafından erişilebilir olmanız gerekiyor. Bu konuda zorlandık çünkü hedef kitlemizin bir kısmında internet erişimi, elektronik cihaz ve bunları kullanma becerisi yoktu. Bilgisayar okuryazarı olmayanlara birebir görüşmelerle bu bilgileri aktardık. Ayrıca yüzyüze eğitim esnasında normalde kalem, defter gibi gerekli materyalleri dağıtabiliyorduk. Birlikte çalıştığımız hedef kitlenin bu araçlara sahip olduğundan emin olmak gerekiyordu. Böylece, katılımcılara eğitim kitleri hazırlayıp, tek tek dağıttık. Çevrimiçi etkinliklerin zorlukları haricinde avantajları da oldu. Zaman açısından bizi çok rahatlattı. Araştırmalar gösteriyor ki dezavantajlı grupların eğitime erişimi kolaylaştı çünkü dil engeli ve ulaşım harcamaları yok, etkinliklerin çoğu ücretsiz. Fakat, çevrimiçi eğitimler sosyal uyuma ne derece bir katkı sağlıyor bunu henüz bilmiyoruz. Dijital teknoloji herkes için kullanılabilir değil ama ileride hem çevrimiçi hem de yüzyüze eğitimden vaz geçmeden, kimseyi geride bırakmadığımızdan emin olarak bir arada eğitim programları geliştirmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar