Geleneksel moda endüstrisi çevresel etkiler nedeniyle giderek daha fazla eleştiri alırken, yeni nesil moda liderleri daha sürdürülebilir ve çevre dostu iş modellerine yöneliyor.
Bu girişimciler, sadece kâr odaklı bir yaklaşımı bırakıp, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluğu işlerinin merkezine koyarak sektörde dönüşüm yaratıyor. Ancak bu çabaların başarıya ulaşması, yalnızca yenilikçi fikirlerle değil, büyük markaların, tüketicilerin ve politika yapıcıların desteğiyle mümkün olacak.
Bu öncülerden biri, moda endüstrisinin en popüler ve kirletici malzemelerinden birini sürdürülebilir hale getirmek için çalışan Dustin White.
White, tekstilde geleneksel olarak kullanılan petrol bazlı kimyasallara karbon-negatif bir alternatif olarak, çelik kaplarda bira gibi fermente edilen mikroalgleri kullanarak denim üretimini dönüştürmeyi amaçlıyor.
Fermente edilmiş mikroalgler, havadaki karbonu çekerek onu denim pantalonlardan plaklara ve hatta kaykay tekerleklerine kadar pek çok ürünün üretiminde kullanılabilecek yağların içine hapsediyor.
Sürdürülebilir Moda Girişimleri
White’ın sürdürülebilirliğe olan bağlılığı, denim üretiminde boya israfını ve su tüketimini önemli ölçüde azaltan “dijital renklendirme” yöntemini de içeriyor. Bu yöntem, moda endüstrisinin çevreye en çok zarar veren alanlarından biri olan denim üretiminde fark yaratacağa benziyor.
Oxfam’ın 2022 tarihli raporu, Birleşik Krallık’taki yetişkinlerin sahip olduğu kot pantolonların üretiminden kaynaklanan emisyonların, bir uçağın dünyayı 2 bin 372 kez dolaşmasına veya benzinli bir aracın 21 milyar mil yol kat etmesine eşdeğer olduğunu gösteriyor.
Diğer bir rapor ise her bir kot pantolonun önemli bir karbon ayak izine sahip olduğunu ve yaşam döngüsü boyunca 33 kilogramdan fazla karbondioksit salımına neden olduğunu gösteriyor. Bu rakam, New York ile Washington DC arasında yapılan gidiş-dönüş uçuşunun emisyonlarına eşdeğer.
White, denim sektörünü seçerken sembolik ama bir o kadar da stratejik bir amacı olduğunu belirtiyor. Denimin kültürel öneminin, tüketicileri yeni üretim sürecine destek vermeye teşvik edebileceğine inanıyor.
“Bu ürünün varlığı uzun bir tarihe dayanıyor ve özgün bir yanı var’’ diyen White, “Bazıları, yenilikçi uygulamalara fazlaca yönelmenin özgünlüğü tehdit edebileceğinden endişeleniyor. Ancak görünümü mükemmelleştirdiğimiz için değişimi görmeye başladık’’ sözleriyle düşüncelerini aktarıyor.
‘’Denim, giyilebilirlik, hissiyat ve görünüm olmak üzere üç ana bileşenden oluşuyor. Eğer tüm bunları karşılayan, daha sürdürülebilir bir ürün yaratmanın mümkün olduğunu gösterebilirsek, bu endüstriyi harekete geçirecektir’’ diye ekliyor.
En Az Sürdürülebilir Üretim: Denim
Halihazırda denim kotlar ve giysiler moda endüstrisindeki en az sürdürülebilir ürünler arasında yer alıyor.
PWC gibi birçok çalışma, tüketicilerin sürdürülebilir ürünler için ne kadar fazla ödeyebileceklerinin sınırlı olduğunu gösteriyor. White’a göre, yeni teknolojik süreçlerin devreye alınması, maliyetlerin düşürülmesi ve geniş çapta tüketici kabulünün sağlanması ile başarılı olacak ve bu dönüşümün kilit faktörlerinden biri de üretim tesislerini sürece dahil etmek.
Ancak, birçok tesis geçmişte yapılan yatırımlarla rahat bir şekilde ilerliyor ve yeni teknolojilere yatırım yapma konusunda isteksiz davranıyor.White, bu zihniyeti değiştirmek için büyük denim markalarının tedarikçilerinden değişim talep etmesi gerektiğine inanıyor.
Bu amaçla, markalarla iletişim kurmaya önemli bir zaman ayıran White, olumlu geri dönüşler de alıyor. Birçok marka, bu yeni yöntemlerin işe yaradığını gördükçe ilham alıyor.
Genç tasarımcılar arasında artan ilgi de umut verici bir gelişme. White, Parsons Tasarım Okulu’nda katıldığı bir etkinlikte, öğrencilerin sürdürülebilir tasarım yöntemlerine yönelik heyecanını gözlemlediğini belirtiyor.
Sürdürülebilir modayı hızlandırmada politikanın rolü
Moda endüstrisinin daha sürdürülebilir bir yapıya geçişini sağlamak için gereken acil eylem göz önüne alındığında, yalnızca sektör içi yeniliklere ve kendi çıkarlarına güvenmek, gerekli değişimi zamanında gerçekleştirmeye yetmeyecek.
Apparel Impact Institute’ten elde edilen güncel veriler, müdahale edilmediği takdirde moda sektöründeki emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 40 oranında artabileceğini gösteriyor. Bu nedenle, sektör genelinde değişimi hızlandırmak için hükümet desteği ve düzenlemeler hayati önem taşıyor.
Sürdürülebilir moda politikaları için uzun süredir kampanya yürüten moda çevrecisi ve politika girişimcisi Runa Ray, Kaliforniya’nın 2024 tarihli Sorumlu Tekstil Geri Dönüşüm Yasası’nı önemli bir adım olarak nitelendiriyor. Bu yasa, tamir, geri dönüşüm ve yeniden kullanım yoluyla ürünlerin yaşam döngüsünün tamamında markaların sorumluluk almasını gerektiren Üretici Sorumluluğu (EPR) ilkesini getiriyor.
Neyse ki, ufukta değişim görünüyor. New York’un Moda Yasası gibi önerilen yasalar, moda sektöründeki şirketleri, bilimsel temelli hedefler belirlemeye ve kamuya açık sürdürülebilirlik raporları sunmaya zorlayarak hesap verilebilir kılmayı amaçlıyor. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan New York’un aynı zamanda ve küresel bir moda başkenti olduğu göz önüne alındığında, bu yasa markalar ve tedarikçileri üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratabilir.
New York Moda Yasası, sürdürülebilir moda arayışında ivme kazanan birkaç politika girişiminden sadece biri.
Ray, White gibi, çalışmalarında algleri kullanıyor ve sektör değişimini teşvik etmek amacıyla Birleşmiş Milletler gibi etkin yerlerde sürdürülebilir modayı savunuyor. Onun gibi savunucular sayesinde, UN Fashion Industry Charter for Climate Action gibi girişimler, imzacı markaların yüzde 80’inden fazlasının çevresel ilerleme konusunda kamuya açık raporlama yapmasını sağladı. 2020 ile 2022 arasında yüzde 100 yenilenebilir enerji hedefleyen markaların oranı yüzde 18’den yüzde 42’ye yükseldi.
ABD’deki modanın uzun vadeli geleceği, nihayetinde daha rejeneratif uygulamaları destekleyen liderlere bağlı. White gibi girişimciler, sektörde yeniliğin mümkün olduğunu gösteriyor; ancak bu çabaların ölçeklenmesi için sistemik politika desteği kritik bir önem arz ediyor. Yeni büyüyen bu hareketin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek.
Kaynak: