Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Küresel su krizi önümüzdeki 25 yıl içinde gıda üretiminin yarısını tehdit ediyor 

Artan nüfus, iklim değişikliği, su kaynaklarının aşırı kullanımı ve kirlilik, tatlı suya olan erişimi giderek daha sınırlı hale getiriyor. Bu durum, özellikle tarım için gerekli olan su kaynaklarının azalması anlamına geliyor ve bu da küresel gıda sistemini tehdit ediyor.

Hollanda tarafından 2022 yılında kurulan Küresel Su Ekonomisi Komisyonu raporuna göre, hızla artan su krizi gezegeni etkisi altına alırken, önümüzdeki 25 yıl içinde dünya gıda üretiminin yarısından fazlası verimsizlik riskiyle karşı karşıya kalacak. Tatlı suya bağımlı ekosistemlerin tahribatının durdurulması ve su kaynaklarının korunması için acil önlemler alınmadığı takdirde, bu risk daha da büyüyecek.

Rapora göre, dünya nüfusunun yarısı şimdiden su kıtlığı ile karşı karşıya ve iklim krizi kötüleştikçe bu rakamın artması bekleniyor. Dünya su sistemlerinin ‘’benzeri görülmemiş bir baskı’’ altında olduğu belirtilen raporda, taze su talebinin on yılın sonunda arzı yüzde 40 oranında aşacağı öngörülüyor.

Dünya üzerindeki yağışların yaklaşık yarısı, suyu atmosfere geri salan sağlıklı bitki örtüsüne sahip ekosistemlerden kaynaklanıyor ve bu süreçte bulutlar oluşturarak rüzgarın yönüne doğru hareket ediyor.

Çin ve Rusya, bu “atmosferik nehir” sistemlerinden en büyük faydayı sağlayan ülkeler. Hindistan ve Brezilya, kara alanları yeşil su akışını diğer bölgelere yönlendirdiği için önemli ihracatçılar.

Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü’nün direktörü ve komisyonun eş başkanlarından Prof. Johan Rockström, “Çin ekonomisi, Ukrayna, Kazakistan ve Baltık bölgesinde sürdürülebilir orman yönetimine bağımlıdır. Brezilya’nın Arjantin’e taze su sağlaması durumunda da benzer bir durum söz konusudur. Bu karşılıklı bağımlılık, tatlı suyu dünya ekonomileri içinde küresel bir ortak mal olarak değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor’’ dedi.

Küresel Su Ekonomisi Komisyonu, küresel hidrolik sistemlerin durumu ve yönetimi üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapmak amacıyla çok sayıda önde gelen bilim insanı ve ekonomistin çalışmalarından yararlandı. 194 sayfalık rapor, su krizinin tüm yönlerini inceleyen en büyük küresel çalışma olarak politika yapıcılar için çözüm önerileri sunuyor.

·      Küresel sıcaklıklardaki her 1°C artış, atmosfere yüzde 7 oranında fazladan nem ekliyor. Bu durum, hidrolik döngüyü normal dalgalanmaların çok ötesinde “güçlendiriyor’’. Doğanın yok edilmesi bu krizi daha da derinleştiriyor; çünkü ormanların kesilmesi ve sulak alanların kurutulması, ağaçların terleme yoluyla sağladığı ve topraklarda suyun depolanmasına dayanan hidrolik döngüyü bozuyor.

·      Uzmanlar, zararlı sübvansiyonların dünyanın su sistemlerini de bozduğunu ve bunların öncelikli olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor. Her yıl tarıma giden sübvansiyonlar 700 milyar dolardan fazla ve bunların büyük bir kısmı yanlış yönlendiriliyor. Bu da çiftçilerin sulama için ihtiyaç duyduklarından daha fazla su kullanmalarına yol açıyor ya da israfa neden olan uygulamaları teşvik ediyor.

·      Ayrıca dünya genelindeki sanayilerin kullandığı atık suyun yaklaşık yüzde 80’i geri dönüştürülemiyor.

Raporda, gelişmekte olan ülkelerin su sistemlerini yenilemek, güvenli su ve sanitasyon sağlamak ve doğal çevrenin yok olmasını durdurmak için ihtiyaç duydukları finansmana erişim sağlanmalarının önemine dikkat çekiliyor.

Kaynak:

https://www.theguardian.com/environment/2024/oct/16/global-water-crisis-food-production-at-risk?utm_term=6710ef603eff8d14bdb5ad022877b15a&utm_campaign=DownToEarth&utm_source=esp&utm_medium=Email&CMP=greenlight_email