Küresel sıcaklıklar rekor seviyede artmaya devam ederken, sanayi sektörü karbon kredileri ve karbon dengeleme veya denkleştirme planları yoluyla emisyonlarını azaltma konusunda giderek daha fazla baskı altında kalıyor.
Peki bu iki terim ne anlama geliyor?
1990’lardan bu yana var olan karbon kredileri ve karbon denkleştirmeleri gibi terimler, günümüzde daha fazla duymaya başladığımız yeşil gündem maddeleri olarak hayatımızda önemli bir yer teşkil ediyor. İklim değişikliği medyanın odak noktası haline geldikçe ve çevre sorumlu aktivistler daha fazla ticari şeffaflık talep ettikçe, şirketlerin yeşil bir gündem benimsemelerinde karbon azaltım stratejileri itici bir güç olarak ortaya çıkıyor.
Emisyonları dengeleme ihtiyacı
Karbon denkleştirmenin ilk örneği 1989 yılında ABD’li AES şirketinin kömürle çalışan enerji santrallerinden salınan karbonu azaltmak için Dünya Kaynakları Enstitüsü’nden (WRI) yardım istemesiyle gündeme geldi.
Karbon dengeleme veya denkleştirme, açığa çıkan sera gazı salımlarının yine eşdeğer bir sera gazı tasarrufu ile karşılanması anlamına geliyor.
AES şirketi, Guatemala’da uluslararası bir yardım ve kalkınma kuruluşu olan CARE ile işbirliği yaparak tarımsal ormancılık projesini finanse etti.
Dünya Kaynakları Enstitüsü, AES ve CARE’in ortak çalışmalarında ‘’Guatemala’daki 40.000 küçük toprak sahibi çiftçinin on yıllık bir süre içinde 52 milyondan fazla ağaç dikmesine’’ yardımcı olmalarını ve 40 yıl içinde 19 milyon ton karbon tutmayı hedeflenmelerini önerdi.
Karbon dengeleme programına verilen ilk tepkiler başlarda çok destekleyici olmasa da, bu girişimden sorumlu olan WRI sözcüsü Mark Trexler, Guatemala’daki hareketi ‘’çevresel hayırseverlik’’ örneği olarak tanımladı.
Karbon dengeleme 1990’larda şekillenmeye başlarken, 1997’de sanayileşmiş ülkelere emsiyonlarını azaltma çağrısında bulunan uluslararası bir anlaşma olan Kyoto Protokolü, karbon kredisi kavramına son halini verdi.
Bunun ardından, Kyoto Protokolü’nde belirlenen yasal olarak bağlayıcı hedeflere yanıt olarak uyum piyasaları ve gönüllü piyasalar şekillenmeye ve gelişmeye başladı.
Karbon kredisi, karbon denkleştirme ve karbon kredisi programları terimleri birbirlerinin yerine kullanılabiliyor ve çoğu zaman karışıklığa yol açıyor.
Şirketler, sera gazlarını atmosferden uzaklaştırmak için; karbon kredisi olarak adlandırılan karbon dengeleme projeleri satın almak için Gönüllü Karbon Piyasalarından (VCM) destek alıyor.
Diğer taraftan karbon kredisi programları, şirketlerin atmosfere belirli miktarda sera gazı salmasına izin veriyor. Eşleştirmede, bir kredi bir metrik ton karbondioksit olarak hesaplanıyor ve bir şirket hakediş payından daha fazla salım yaparsa, karbon piyasasından daha fazla karbon kredisi satın alması gerekiyor. Daha az salım yaparsa da, karbondioksit salımlarını düzenlemek için kredilerini başka bir şirkete satabiliyor.
Karbon denkleştirme emsiyonların azaltılmasına, karbon kredileri ise önlenmesine yardımcı oluyor.
Karbon denkleştirme bir şirket tarafından gönüllü olarak yapılan bir eylemken, karbon kredileri hükümetler tarafından düzenlenen ve dağıtılan ve de şirketlerin uyum zorunluluğu olan işlemleri tanımlıyor.
Karbon dengeleme:
· Şirketlerin, ağaçlandırma veya yenilenebilir enerji girişimleri gibi karbonu yakalayan veya azaltan projeleri finanse ederek karbon emisyonlarını gönüllü olarak dengeleme yöntemi
· Bu krediler Gönüllü Karbon Piyasasından satın alınıyor
· Karbon dengeleme stratejileri, kredileri satın alan şirketler tarafından üretilen emisyonları telafi etmek için atmosferden karbonu uzaklaştırır veya azaltır.
Karbon kredisi:
· Şirketlerin, yönetim organları tarafından zorunlu bir eylem olarak belirlenen belirli bir karbon emisyon ödeneğine uymaları amacıyla düzenlenmiş bir sistemdir.
· Şirketlerin emisyonlarını tahsis edilen payların altına düşürmelerine veya limitlerini aşmalarına bağlı olarak krediler uyum piyasalarında alınır veya satılır.
· Bu kredilerle, hedeflerin aşılması durumunda ödüller ve ödeneklerin aşılması durumunda cezalardan oluşan bir sistem aracılığıyla karbon emisyonlarının azaltımı amaçlanır.
Günümüzde popülaritesi artan uyum piyasalarının 2023 yılındaki değeri yaklaşık 950 milyar ABD doları olarak hesaplandı ve 12,5 milyar metrik ton karbon kredisi alınıp satıldığı bildirildi.
Çevre ekonomisti olan Ruben Lubowski’ye göre, uyum piyasaları şu anda küresel emisyonların yaklaşık %25’ini kapsıyor ve dünya genelinde iklim amaçlarını ve hırsını yükseltiyor.
Benzer şekilde Dünya Bankası verileri, 2023 yılında karbon fiyatlandırmasından elde edilen gelirin 104 milyar ABD dolarına ulaştığını ve bunun yarısının iklim ve doğa ile ilgili programların finansmanında kullanıldığını gösteriyor. Dolayısıyla, karbon fiyatlandırmasının ülkelerin emisyonlarını azaltmalarına yardımcı olacak en güçlü araçlardan biri olabileceği düşünülüyor.
Şirketlerin, operasyonlarından kaynaklanan emisyonlarını azaltmak için karbon dengeleme projeleri satın aldığı Gönüllü Karbon Piyasası 2022 yılında 2 milyar ABD doları değerindeydi ve bunun 2030 yılına kadar 40 milyar ABD dolarına kadar değerlenebileceği tahmin ediliyor.
Karbon dengeleme ve karbon kredisi programları, iklim krizinin ele alınmasında endüstriyel sorumluluğun artırılması için kapitalist bir yaklaşım sunuyor.
Uyum piyasaları değer kazanmaya devam ederken, gönüllü piyasaların geleceği belirsizliğini koruyor.
Sonuç olarak, her iki stratejinin de iklim değişikliğinin azaltılmasında etkili olup olmayacağını zaman gösterecek.
Kaynak:
https://earth.org/carbon-credits-and-carbon-offsets-whats-the-difference/