Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Kadın sağlığındaki eşitsizlik hayatları ve ekonomiyi tüketiyor

Dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor; ancak bu uzun ömür ne yazık ki sağlıklı yıllarla desteklenmiyor. Yeni veriler, kadınların yaşamlarının erkeklere kıyasla yüzde 25 daha fazlasını hastalık ya da engellilikle geçirdiğini ortaya koyuyor. Bu durum, küresel ölçekte 75 milyon yıllık yaşam kaybına yol açarak hem bireysel refahı hem de ekonomik üretkenliği ciddi biçimde zedeliyor.

Uzmanlar, bu tablonun yalnızca sağlık alanında değil, ekonomi ve toplumsal kalkınma açısından da ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor. Kadın sağlığındaki eşitsizliklerin giderilmesi halinde, 2040 yılına kadar küresel ekonomiye her yıl en az 1 trilyon dolar katkı sağlanabileceği belirtiliyor.

Kadınlar dünya nüfusunun yarısını oluşturuyor ve toplumların sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol üstleniyor. Ancak sağlık sistemleri kadınların ihtiyaçlarına hala tam anlamıyla yanıt veremiyor. Daha uzun yaşam süresi, çoğu zaman daha uzun süren sağlık sorunlarıyla birlikte geliyor. 

Bu eşitsizliğin arkasında; sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan engeller, kadın sağlığına ilişkin veri eksikliği ve tıbbi araştırmalarda erkek biyolojisinin “standart” kabul edilmesi gibi temel sorunlar bulunuyor.

Kadın sağlığındaki uçurumu büyüten en önemli faktörlerden biri de finansman eksikliği. Küresel ölçekte yaklaşık 2,9 trilyon dolarlık özel sağlık yatırımlarının yalnızca %6’sı kadınlara yönelik hastalıklara ayrılıyor.

Üstelik bu sınırlı kaynağın büyük bölümü kadın kanserleri, üreme sağlığı ve anne sağlığı gibi alanlarda yoğunlaşıyor. Buna karşın, kadınları özgün ya da orantısız şekilde etkileyen birçok hastalık hala büyük ölçüde göz ardı ediliyor.

Örneğin, milyonlarca kadının yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen endometriozis, menopoz ve polikistik over sendromu gibi hastalıklar, toplam sağlık yatırımlarının yüzde 2’sinden daha azını alıyor.

Uzmanlar, kadın sağlığında ihmal edilen alanlara yapılacak yatırımların yalnızca sağlık değil, aynı zamanda ekonomik kazanç sağlayacağını vurguluyor. Kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz, menopoz ve Alzheimer gibi alanlara odaklanılması halinde, 2030 yılına kadar 100 milyar doları aşan bir pazar potansiyelinin ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

Sağlık ile ekonomik refah arasındaki güçlü bağ göz önüne alındığında, kadın sağlığındaki iyileşmelerin iş gücüne katılımı ve verimliliği artırarak uzun vadeli büyümeyi destekleyeceği ifade ediliyor.

Veri eksikliği ve geç tanı sorunu

Kadın sağlığındaki en kritik sorunlardan biri de veri yetersizliği. Klinik araştırmaların yalnızca yüzde 5’inde cinsiyete göre ayrıştırılmış veriler yer alıyor. Bu durum, tedavilerin çoğunlukla erkek biyolojisine göre şekillenmesine ve kadınlar için eksik ya da hatalı sonuçlara yol açmasına neden oluyor.

Bunun sonucu olarak kadınlar, 700’den fazla hastalıkta erkeklere kıyasla ortalama 4 yıl daha geç teşhis ediliyor. Menopozda doğru teşhis oranı ilk başvuruda sadece yüzde 20 seviyesinde kalırken, endometriozis gibi hastalıkların doğru tanısı çoğu zaman 7 yılı aşabiliyor.

Küresel çözüm arayışları

Kadın sağlığındaki bu eşitsizlikleri tersine çevirmek amacıyla uluslararası girişimler de hız kazanmış durumda. Dünya Ekonomik Forumu öncülüğünde yürütülen Küresel Kadın Sağlığı İttifakı, daha kapsayıcı sağlık sistemleri tasarlamayı ve kadınlara yönelik yatırımları artırmayı hedefliyor. 

Kadın sağlığındaki görünmeyen kriz, yıllardır göz ardı edilen sistematik bir sorunun sonucu ve milyonlarca kadının yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir gerçek. Ancak aynı veriler, çözümünde mümkün olduğuna işaret ediyor.  Atılacak doğru adımlar, kaybedilen milyonlarca yılı geri kazandırmasa da, gelecek nesiller için daha sağlıklı ve daha eşit bir dünya kurmanın anahtarı olabilir. 

Kaynak:

http://click.e.weforum.org/