Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
İran savaşı kaynaklı enerji krizine karşı tasarruf ve alternatif arayışları 

İran’a yönelik savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla tetiklenen küresel enerji krizi, dünya genelinde hükümetleri acil önlemler almaya zorluyor. Azalan yakıt arzı ve hızla yükselen fiyatlar karşısında ülkeler;  kömür kullanımını artırma, yakıtı karneye bağlama, çalışma düzenlerini değiştirme ve vatandaşlara tasarruf çağrısı yapma gibi çok yönlü adımlar atıyor. 

Dünya petrol ve sıvılaştırılmış gaz ticareti açısından kritik öneme sahip boğazın kapanması, fosil yakıt arzında ciddi daralmaya yol açtı. Bu durum, küresel ekonomilerde dalgalanmaları tetiklerken hükümetler, maliyet artışlarını kontrol altına almak ve arz güvenliğini sağlamak için acil politika paketlerini devreye aldı.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), geçen ay stratejik rezervlerden 400 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesine rağmen krizin etkilerinin sürdüğüne dikkat çekerek, daha az uçuş yapılması, araçların daha düşük hızda kullanılması ve genel enerji tüketiminin azaltılması çağrısında bulundu.

ABD: Fosil yakıta yatırım artıyor

Şubat sonunda İsrail ile birlikte İran’a saldırılar düzenleyen ABD, enerji krizine karşı fosil yakıt üretimini artırma yönünde adımlarını hızlandırdı. Yönetim, petrol ve gaz yatırımlarını büyütürken yenilenebilir enerji projelerine yönelik kısıtlayıcı bir tutum sergiliyor.

Öte yandan Washington’un, artan enerji faturalarıyla mücadele eden hane halkına yönelik kapsamlı bir destek paketi açıklamaması dikkat çekiyor. ABD’nin, enerji arzını artırarak fiyatları dengeleme stratejisi benimsediği görülüyor.

İngiltere, Avustralya ve Kanada: Sınırlı ve hedefli müdahale

İngiltere, enerji fiyatlarındaki yükselişe rağmen geniş kapsamlı talep kısıtlamalarından kaçınarak daha temkinli bir yaklaşım izliyor. Hükümet, özellikle ısınmada petrol kullanan kesimlere yönelik mali destek seçeneklerini değerlendiriyor.

Avustralya, üç ay süreyle yakıt vergisini yüzde 50 oranında düşürerek pompa fiyatlarını geçici olarak aşağı çekmeyi hedeflerken, ulusal yakıt güvenliği planını devreye aldı. 

Yeni Zelanda “gelir baskısı altındaki orta kesim” için haftalık nakit destek programı başlattı. 

Kanada ise piyasa müdahalesinden uzak durarak fiyat artışlarını doğrudan dengelememeyi tercih ediyor.

Avrupa Birliği: Enerji politikalarında çatlaklar

Avrupa Birliği, yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmak için krizi bir fırsat olarak değerlendirse de, üye ülkeler arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşanıyor. 

İtalya kömürden çıkış planını erteleyerek fosil yakıtlara dönüş sinyali verirken, Almanya kömür santrallerinin daha uzun süre devrede kalabileceğini ve doğalgaz santrallerinin hızla artırılması gerektiğini savunuyor. Buna karşın birçok ülke, tüketicileri korumak amacıyla yakıt sübvansiyonları ve vergi indirimleri uygulamaya başladı.

Avrupa Komisyonu ise karbon fiyatlandırma sisteminde gevşeme ve elektrik üzerindeki vergilerin düşürülmesi gibi düzenlemelerle enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor. Ancak bu adımların, kısa vadeli kriz yönetimi ile uzun vadeli iklim hedefleri arasında denge kurma çabası olduğu değerlendiriliyor.

Asya: Kömüre geri dönüş ve tasarruf önlemleri

Enerji krizinden en sert etkilenen bölgelerden biri olan Asya’da kömür yeniden öne çıkıyor. Hindistan, kömür santrallerinin tam kapasite çalışmasını isterken, Japonya ve Güney Kore kömür kullanımına yönelik kısıtlamaları gevşetti.

Buna karşılık bazı ülkeler talebi azaltmaya odaklanıyor. Sri Lanka yakıtı karneye bağlayarak dört günlük çalışma haftasına geçerken, Vietnam evden çalışma modelini teşvik ediyor. Tayland’da hükümet, klima kullanımını sınırlama, kamu çalışanları için kravat zorunluluğunu kaldırma ve ofis sıcaklıklarını yükseltme gibi sembolik tasarruf önlemleri aldı. Bölge genelinde daha az araç kullanımı, toplu taşıma ve araç paylaşımı çağrıları öne çıkıyor. 

Afrika: Kırılgan ekonomiler zorlanıyor

Petrol ürünlerinde büyük ölçüde dışa bağımlı olan Afrika ülkeleri, krizden en fazla etkilenen bölgeler arasında yer alıyor. Artan enerji maliyetleri aynı zamanda gübre fiyatlarını da yükselterek tarım sektörünü baskı altına alıyor.

Güney Afrika geçici yakıt vergisi indirimi uygularken, Tanzanya fiyat tavanı getirdi ve stratejik rezervlerini güçlendirme kararı aldı. Etiyopya yakıt sübvansiyonu başlattı. Bazı ülkeler elektrik tüketimini sınırlamaya başladı.

Güney Amerika: Piyasa odaklı yaklaşım

Güney Amerika’da birçok hükümet, enerji fiyatlarını baskılamak yerine küresel piyasalara uyum sağlamayı tercih ediyor. Şili’de yeni yönetim yakıt fiyatlarını artırırken, toplu taşıma ücretlerini sabit tutarak sosyal etkileri sınırlamayı hedefliyor.

Arjantin, yakıt vergilerindeki artışı erteleyerek geçici bir rahatlama sağlamaya çalışırken, benzine etanol karıştırılmasını teşvik ediyor. Brezilya ise şeker kamışından üretilen etanol sayesinde krizin etkilerini kısmen hafifletiyor.

Küresel enerji krizi derinleştikçe ülkelerin farklı stratejiler izlediği görülüyor. Kimileri arzı artırmaya yönelirken, kimileri talebi kısmaya veya sosyal destek mekanizmalarını devreye sokmaya odaklanıyor. Ancak ortak gerçek, hem enerji güvenliğini sağlamak hem de ekonomik etkileri sınırlamak için dünya genelinde kapsamlı ve çoğu zaman zorlayıcı önlemlerin kaçınılmaz hale geldiği.

Kaynak:

https://ablink.email.theguardian.com/