‘Hedefimiz Avrupa’daki rafinelerin tedarik zincirinde önemli bir rol sahibi olmak’

‘Hedefimiz Avrupa’daki rafinelerin tedarik zincirinde önemli bir rol sahibi olmak’

Her gün birbirinden farklı elektronik alet kullanıyoruz. Bunların hepsi eninde sonunda “atık” halini alıyor. Elektronik atıkları geri dönüşüme kazandırarak, çevreye ve insan sağlığına verilen zararın önüne geçmeye çalışan Elektronik Atıkların Geri Dönüşümünü Destekleme Derneği’nin (EAGD) başkanı Burak Köktürk’le sosyal girişimini ve hedeflerini konuştuk.

EAGD’nin hikayesi nasıl başladı? Sizi bu yola çıkaran neydi?
Ben çevre mühendisiyim ama aynı zamanda uzun yıllar elektronik sektöründe çalıştım. 2008 yılında bir dergide elektronik atıklarla ilgili makale okudum. Sonrasında internette bir araştırma yaptım ve bu konuyla ilgili herhangi bir inisiyatif olmadığını gördüm. Bu konuyla ilgili bir Facebook grubu kurdum. Kısa sürede grup bin kişiye ulaşınca, insanlardan bir talep olduğunu düşündüm. 2012 yılında Samsung’da ürün müdürü olarak çalışırken derneği kurdum. 2015’te de Samsung’dan ayrılarak tamamen derneğe odaklandım. O zamana kadar daha limitli çalışabiliyordum. Ayrılınca daha çok sosyal girişim ekosistemiyle görüşmeye, tanışmaya başladım. Google’ın adwords desteklerini keşfettik ve elektronik atık aramasında ilk sayfada çıkmanın önemini anladık. Herhangi bir bedel ödemediğimiz için insanlar bize kolayca ulaşabiliyor. Üniversitede konferans verirken ilgili olan kişileri toplayarak derneği kurduk. Eğitim çalışmaları yapmaya başladık. Okullara, üniversitelere gittik. İçi görünür olması için şeffaf plastikten elektronik atık kutuları ürettik. Nerede, nasıl atık toplandığını araştırdık. Bu sosyal girişim ekosistemiyle tanıştıktan sonra yatırım yaparak işleri büyütme şansımızın olduğunu gördük ama dernek olduğumuz zaman yatırım alamadığımızı fark ettik. 2018 Ağustos’unda şirketi kurduk. Şu an yarı şirket, yarı dernek olarak ilerliyoruz.

E-atıkları nerelerden ve nasıl topluyorsunuz?
Bağışçılarımız bize internet üzerinden veya telefon yoluyla ulaşıyor. Telefonla ulaşanları not ediyoruz. E-postayla ulaşanları sisteme kaydediyoruz. Her perşembe atık toplama günümüz. Anadolu yakasından başlıyoruz, Büyükçekmece’ye kadar toplaya toplaya gidiyoruz. Eğer araç dolarsa 2-3 tane geri dönüşüm tesisi var, arabadakileri oralara boşaltıyoruz. 64 tane lisanslı geri dönüşüm firması var ama çoğu hurdacılıktan gelen firmalar olduğu için sadece beş tanesi işini düzgün yapıyor. Arabayla toplayabiliyorsunuz sıkıntı olmuyor ama kamyon, kamyonet gibi araçlar olursa lisanslı bir aracınızın olması gerekiyor. Onun için de lisanslı bir geri dönüşüm firması olmalısınız. Bizim amacımız yakın vadede lisanslı bir geri dönüşüm firması olmak değil. Büyük beyaz eşyalar hariç tüm elektronik aletleri alıyoruz. Çünkü onlar için aracımız yok. Belediyeyi yönlendiriyoruz ya da kaderine terk etmek durumundayız maalesef. Çünkü yeterli iş gücümüz yok.

Kaç kişilik bir ekibiniz var?
Toplam üye sayımız 17 kişi ancak 3-4 kişi aktif çalışıyor. Ben dahil maaşlı çalışan biri yok. Proje oldukça bir araya geliyoruz. Belli bir rutinimiz var. Ben şu anda rutini karşılayabiliyorum. Dernek de şirket de sanal ofis. Onların sabit hatlı telefonları, benim telefonuma yönlendiriliyor. Her gün ne yapacağımız aşağı yukarı belli. Pazartesi sosyal medya paylaşımlarını yayınlıyoruz. Perşembe günü atıkları toplama günü, cuma günü de atıkları ayıklayıp en verimli şekilde değerlendiriyoruz. Rutinin dışına çıktığımızda örneğin, Doğa Okulları’yla proje yaptık, beş ton atık toplandı. 145 tane kampüsten atıkları tek tek topladık. Şu an ülkede bunu hiçbir organizasyon yapamaz. Bu projeyle 145 tane insanların atığını getirebileceği yer kazanmış olduk. “En yakın Doğa Okulu’na bırakabilirsin” diyebiliyoruz. Amerikan Kültür Koleji’yle de yine böyle bir çalışma yaptık. Bu sayede Aydın’da ihtiyacı olan okullara beş adet bilgisayar bağışladık. İlk bilgisayar sınıfını 2015 yılında Malatya’da kurmuştuk. Ondan sonra yedi tane daha bilgisayar sınıfı kurduk.  

Topladıktan sonra atıkları ne yapıyorsunuz?
Topladığımız atık örneğin çalışan bir bilgisayarsa, formatlayıp ihtiyacı olan bir okula gönderiyoruz. Çok eski olmaması gerekiyor. Çalışmıyorsa tamir etmeye çalışıyoruz, olmuyorsa geri dönüşüm firmasına veriyoruz. Karşılığında bilgisayar veya bilgisayar parçası alıyoruz. Bütün eşyaların yeni/eski, çalışan/çalışmayan ve türüne göre puanlaması var. Atığı alırken önce resimlerini çekiyoruz. Atık bize ulaştığında da içeriğine bakıyoruz. Puanları not ediyoruz. Bağışçımıza kullanıcı adı ve şifre gönderiyoruz. Bir panelimiz var, bağışçı bağış ne şekilde kullanıldı, hangi okula gitti ve bilgisayarın ne kadarına tekabül ettiğini buradan öğrenebiliyor. Toplama konusunda bir iş birliğimiz yok. Bütün maliyetler bize ait. Biz topladığımız ürünleri elden çıkarırken aldığımız ücretle toplama maliyetini karşılıyoruz. Yetkilendirilmiş kuruluşlardan biriyle anlaştık. Onların yönetmelik gereği toplamaları gereken bir miktar var. Bizim topladığımız atıklar onların kotasında düşüyor. Hizmetimiz için de derneğimize bağış yapıyorlar. Atıkları verdiğimiz için de geri dönüşüm firmasından da bir ücret alıyoruz. Dolayısıyla şu an hurdacıların aldığı fiyatın biz üzerine çıkıyoruz.

E-atık toplama konusundaki katkınız ne boyutta?
Bir sene içinde birebir topladığımız atık miktarı 10 ton civarıdır. Bizim yönlendirmemizle toplanan atıksa yaklaşık 200 tonu bulur. Yalnız önemli olan atıkların içeriği. Örneğin, plastik ağırlıklı olduğu zaman, bazen firmalar kabul etmek istemiyor. Çünkü plastik çok ucuz, dolayısıyla bedelsiz almak istiyorlar. Cep telefonu, televizyon ve tabletin içinde kart olduğu için getirisi daha yüksek ürünler. Bilişim ekipmanlarının ağırlığı çok düşük olsa da bizim için çok değerli bir atık içeriği. Bilişim ekipmanları fazla gelince maliyetleri kontrol anlamında daha rahat ediyoruz. Hurdacılardan eski monitör, bilgisayar alıyoruz. Bunları tamir edip Good4trust üzerinden satıyoruz. Hesaplarımıza göre 10 kat katma değerle satabiliyoruz. Mesela, bir markanın televizyonlarının kartında problem var. Bazı televizyon tamircileri bu kartı çok yüksek fiyata tamir etmek istiyor ki insanlar vazgeçip televizyonu orada bırakıp yenisini alsın. Biz bunu keşfettik. Kartı çok düşük maliyete tamir edip internet üzerinden satışını yapıyoruz. Bunları yapmanın tabii gezegene de katkısı var. Gereksiz kaynak kullanımını azaltıyor. Yeni almak yerine mevcut aleti bir iki sene daha fazla kullandığınız zaman hem paranız cebinizde kalıyor hem de doğal kaynaklar tükenmemiş oluyor. Yeni hazırladığımız uygulamada, elektronik atıkların fazladan vermiş olduğu karbon emisyonuyla da ilgili bilgiler vereceğiz. Bağışçı bunu ölçebilecek. Ayrıca, ne kadar ağaç kesilmesini önlediğini de görebilecek.

Elektronik atık toplayan başka oluşumlar da var mı?
Hurdacılar ve lisanslı geri dönüşüm firmaları var. Ancak bunlar ücreti karşılığında alıyorlar. Bizim asıl olayımız bedelsiz toplamak. Satmak için arayanları geri dönüşüm firmalarına yönlendiriyoruz. Çünkü, üstüne bir ücret ödediğinizde sosyal bir fayda oluşturamıyorsunuz.

Sektörün eksikleri neler?
Bu sektör çok paydaşlı bir sektör; son kullanıcılar, elektronik üreticileri, yetkilendirilmiş kuruluşlar, geri dönüşüm firmaları, belediyeler ve bakanlık. Yönetmeliğe göre belediyeler atıkları toplamak veya toplatmak zorunda ama 6-7 belediye dışında evlerden toplayan yok. Dışarıya kutu koyan belediyeler var ama kutunun güvenliğini denetleyen yok. Yetkilendirilmiş kuruluşlara yönetmelikte toplama görevi verilmiş. Ancak bunun için para harcamaları gerekiyor ve bunu istemiyorlar. Toplamadıklarında herhangi bir ceza hükmü yok. Mesela 10 ton toplaması gerekirken iki ton topladı. Ertesi seneye sekiz ton devrediyor. Ancak bu devretmenin bir sonu yok. Çünkü, bu sektördekilerin en büyük derdi toplamanın finansmanı. Kimse bununla uğraşmak istemiyor ama bu sorundan kaçarak çözüme ulaşamayız. Bu aplikasyonla beraber çok ciddi bir lojistik operasyon ve talep toplama sistemini kurup tedarik zincirinde söz sahibi olmak istiyoruz. Avrupa’da toplama ortalaması yüzde 30, en iyi ülkede yüzde 60, yani yüzde 100 olan bir ülke yok. Bu zor bir iş, kolay değil. Türkiye gibi teknolojik açlığın olduğu bir ülkede bu biraz daha zor. Çünkü insanların elektronik aletleriyle bir duygusal bağı var. Yüzde 2’yi yüzde 10 yapma noktasında biz ne kadar pay sahibi olursak, derneğimiz ve sosyal girişimimiz o kadar güçlenecek.

Bağışçılarınızdan bahsedebilir misiniz?
Bin 500 bireysel bağışçımız var. 88 tane de kurumsal bağışçımız var. Bunlardan sürekli bağışlayanlar var. Bir kere bağış yapıp tekrar çıkana kadar bağış yapmayanlar var. Aldığımız en büyük bağış 16 bin TL’lik bilgisayar bağışıydı. Onları kasa olarak notebooklarla takas ettik. Bilgisayarları ayrı ayrı yerlere gönderdik. Öyle daha verimli olduğunu düşünüyoruz; çünkü bazı okullarda verimli şekilde bilgisayar eğitimi verilmiyor. Öğretmenin ilgisi, oradaki internetin varlığı, ayrı bir sınıf olanağı gibi bazı olanakları olan okullara göndermeye çalışıyoruz. Yardımın suistimal edileceğini bildiğimiz zaman göndermiyoruz. Özel şirketler, bize sponsor olmuyorlar. Ancak, bilgisayarlarını veya herhangi bir bilimsel atıklarını çöpe atmak yerine bize bağışlamak için teklif yapıyorlar.

Atık miktarın artmasıyla oluşabilecek zararlar nelerdir?
Bu konuda Türkiye’de hurdacılar ciddi zarar veriyor. Tüplü televizyonu kırıp içindeki bakırı alıyorlar. Civa buharı, fosfor havaya karışıyor. Ampullerin içinde cıva var. Kırıldığında camı çerçeveyi açıp elektrik süpürgesiyle değil, normal süpürgeyle temizlenmesi gerekiyor. İçinde gaz içeren buzdolabı ve klimaların parçalanmaması lazım. Pilde de sıkıntı var. Doğrudan kansere yol açıyor. Hem temizlik işçilerinin hem de hurdada çalışan kişilerin hayatını tehlikeye atıyor.

Köy Okullarına Bilgisayar projenizi anlatır mısınız?
Şahıslar ve kurumlar eski elektronik eşyalarını bize bağışlıyorlar. Eğer bunlar çalışan bilgisayarlarsa ihtiyacı olan okullara gönderiyoruz. Çalışmıyorsa geri dönüşüme gönderip bilgisayar ya da bilgisayar parçası alıyoruz. Bilgisayar dışındaki bütün geri dönüşüm ekipmanlarını da geri dönüşüme gönderiyoruz. Bu şekilde işleyen bir sistem var. Toplamda 10 bin TL maliyetli bir proje oldu. Bunun yarısı giderlere gidiyor. Geri kalanı da derneğe kalıyor ve onunla bilgisayar alıyoruz. Malatya, Niğde, Nevşehir, Hakkari, Ağrı ve Aydın’a bilgisayarlar yolladık.

Yeni çalışmalarınız var mı?
Şu anda deneme aşamasında olan Empact diye bir aplikasyon yaptırıyoruz. Elektronik atığını bağışlamak isteyenler, bu programı indirerek kolaylaştırdığımız talep formuyla bize bağışını gönderebilecek. Bu sistemi oturttuğumuz zaman son kullanıcıdaki atığın toplanmasında büyük bir fayda sağlamış olacağız.

Bundan sonraki dönemde hedefleriniz nedir?
Türkiye’deki toplama oranlarını artırmaya çalışıyoruz. Dünya ortalaması yüzde 10 civarında, Türkiye’de ise yüzde 2. Biz bu toplama rakamının ne kadar üzerine çıkarsak hem lisanslı geri dönüşüm firmalarının tedarik zincirinde hem de onların ürün sattığı Avrupa’daki rafinelerin tedarik zincirinde önemli bir rolümüz olacak. Hedefimiz, 10-15 sene sonra Avrupa’daki tedarik zincirlerinin en büyük payına sahip olmak, yani Türkiye’de bir rafineri kurulacaksa onda da pay sahibi olmak. Çünkü buradaki bütün kartların hepsi yurtdışına gidiyor. Esas katma değeri onlar kazanıyor. Çünkü endüstrinin ihtiyacı olan tüm ara hammaddeler orada var. Siz, teknolojik bir şey üreteceğiniz zaman çinko oksidi oradan alıyorsunuz. Biz buradan bozuk piller yolluyoruz. Onlar bunu çinko oksit haline getirip katma değerli bir şekilde pil üreten firmaya satıyor. O ara rolde çok değerli bir konuma sahipler ve kar marjları da çok yüksek. Dolayısıyla Avrupa’daki herhangi bir rafinerisine “Türkiye’den her sene 100 ton elektronik atık alıyoruz. EAGD sayesinde atıkları rahat bir şekilde raporlayabiliyoruz. Demek ki EAGD benim için önemli. EAGD ve Empact’in çalışmalarını destekleyeyim ki tedarik zincirime zeval gelmesin” dedirtmeyi amaçlıyoruz.  

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar