Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni raporu ısınmanın hızlanmasının dünya genelinde çalışanların yüzde 70’ini tehdit ettiğini ortaya koyarken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres fosil yakıt endüstrilerini beslemeye devam eden zengin ülkelerin ‘’geleceğimize imza attıkları’’ uyarısında bulundu.
‘’Dünyanın dört bir yanında süregelen ölümcül sıcak hava dalgaları, her kıtada ve okyanusta sonu gelmeyen yıllık, aylık ve günlük sıcaklık rekorları kırıyor’’ açıklamasını yapan Guterres, fosil yakıtların azaltılması için ekstra efor sarfedilmesi konusundaki çağrısını tekrarladı.
Guterres New York’ta basına verdiği demeçte, ‘’Tüm ülkeler önümüzdeki yıla kadar küresel sıcaklık artışını 1.5C derece ile sınırlandırmaya yönelik ulusal olarak belirlenmiş katkılarını veya ulusal iklim eylem planlarını sunmalıdır’’ diyerek, 193 üye ülkeye Paris İklim Anlaşması taahhütlerini hatırlattı.
Mevcut gidişat devam ederse, 2100 yılına kadar sanayi öncesi ortalamanın yaklaşık 2,7C derece üzerinde bir ısınma gerçekleşecek. Bu da, Paris Anlaşması’nın ısınmayı mümkün olduğunca 1.5 dereceye yakın bir seviyede tutma hedefinin çok üzerinde bir değer olarak gezegeni son derece tehlikeli bir ısınma alanına doğru itiyor.
Aşırı sıcak hava dalgaları, mahsul kıtlıklarını, yaşanamaz hava koşullarını, daha aşırı yağmur ve kuraklıkları tetikliyor. Bunları iklim krizinin semptomları olarak nitelendiren BM Genel Sekreteri, ‘’Tüm bu semptomların üstesinden gelmek için hastalıkla mücadele etmemiz gerekiyor. Hastalık ise fosil yakıtlara olan bağımlılık ve bu konudaki eylemsizliktir.’’
BM’nin ‘’Aşırı Sıcaklara İlişkin Eylem Çağrısı’’ başlıklı raporu, aralarında tarım, sağlık, biyoçeşitlilik, kültürel miras, afet riskinin azaltılması ve meteoroloji konularına odaklanan 10 uzman BM ajansı tarafından derlendi ve sıcaklığın dünya üzerindeki yaşamın her alanına olan etkilerini ortaya koyuyor.
Rapora göre, küresel olarak 2,41 milyar çalışan, yani çalışan nüfusun yüzde 70’i aşırı sıcağa maruz kalıyor. IPCC’ye atıfta bulunan raporda, yoksullar, yaşlılar ve önceden sağlık sorunları olan kişilerin yanı sıra hamile kadınlar, bebekler ve küçük çocukların sıcağa karşı özellikle savunmasız olduğu ve bu nedenle daha fazla koruma önleminin alınması gerektiği belirtiliyor.
Raporun yazarlarına göre, ‘’Dünya tahmin edilenden daha hızlı ısınıyor. Özellikle şehirlerde yoğun kalabalık, yapılı çevre ve yüksek seviyede enerji kullanımı sıcaklıkları hapsediyor ve bu durum şehirler üzerinde büyük baskı oluşturuyor.’’
Londra Imperial College’da iklim bilimci olan Joyce Kimutai, ‘’Dünya ısındıkça insanlar acı çekiyor. Emisyonlar bu hızla devam ettiği sürece acılar daha da artacak’’ dedi.
Daha fazla sıcaklık daha fazla aşırılık getiriyor
Reading Üniversitesi Ulusal Atmosferik Bilim Merkezi ve Meteoroloji Bölümü’nde araştırmacı bilim insanı olan Askhay Deoras, bu durumun sadece sıcaklıkla ilgili olmadığını ileri sürüyor. İnsan kaynaklı ısınma, daha fazla sel ve daha fazla kuraklıkla birlikte su döngüsündeki aşırı uçları da yoğunlaştırıyor.
Guterres, ‘’Buna neyin yol açtığını biliyoruz. Fosil yakıt kaynaklı, insan kaynaklı iklim değişikliği’’ diyerek, aşırı sıcakların yol açtığı son aylarda yaşanan korkunç etkilerden bazılarına dikkat çekiyor:
Suudi Arabistan’daki Hac ziyareti sırasında, sıcaklıkların 50 derecenin üzerine yükselmesiyle bölgede 1.300 kişi yaşamını yitirdi.
Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan sıcaklıkların son derece yaygın ve bunaltıcı olması, 120 milyon insanı sıcaklık alarmıyla karşı karşıya getirdi. Afrika ve Asya’da sıcaklığa bağlı okul kapanmaları 80 milyondan fazla öğrencinin eğitimini etkiledi.
BM Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni raporuna göre, küresel işgücünün yüzde 70’inden fazlası yani 2,4 milyar insan, aşırı sıcaklar nedeniyle ciddi risk altında. Bu durum özellikle Afrika ve Arap ülkelerinde daha vahim. Afrika’da çalışanların yüzde 90’ı, Arap ülkelerinde çalışanların yüzde 80’inden fazlası risk altında.
BM tahminlerinde göre, 65 yaş üstü kişilerde sıcaklığa bağlı ölümler son 20 yılda yüzde 85 arttı. Günümüzde tüm çocukların yüzde 25’i sıklıkla sıcak hava dalgalarına maruz kalıyor ve 2050 yılına kadar bu oranın neredeyse yüzde 100’e çıkabileceği tahmin ediliyor.
Günlük sıcaklıklar 34 santigrat derecenin üzerine çıktıkça işgücü verimliliğinin yüzde 50 oranında düştüğü hesaplandı. 1990’ların ortalarında 280 milyar dolar olan işyerlerindeki ısı stresinin 2030 yılına kadar küresel ekonomiye 2,4 trilyon dolara mal olacağı tahmin ediliyor.
Paris Anlaşması kapsamında gelişmiş ülkeler, küresel fosil yakıt tüketim ve üretimlerini 2030 yılına kadar yüzde 30 oranında azaltma planlarını göstermek durumunda.
Altyapı hasarı, mahsul kıtlığı ve su kaynakları, sağlık sistemleri ve elektrik şebekeleri üzerindeki artan baskı gibi etkiler kapsamında ekonomilerin ve toplumların dayanıklılığı güçlendirici adımlar atması gerekiyor.
2010-2016 yılları arasında BM iklim müzakerelerini yürüten ve iklim krizi ile mücadelede iyimserlik ve işbirliği kültürünü teşvik eden İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşu Global Optimism’in kurucu ortağı Christiana Figueres, Paris Anlaşması’nın eş mimari olan gelişmiş ülkelerin ‘’tehlikeli bir gerçeklikle’’ karşı karşı olduklarını söyledi.
Güçlü ekonomilere sahip zengin ülkelerin, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını hızlandıracak ve fosil yakıtları ihtiyatlı bir şekilde kullanımdan kaldıracak politikalarla iklim kaosunu kararlı bir şekilde ele almaları gerektiğinin tekrar altını çizdi.
‘’Küresel elektriğin üçte biri tek başına güneş ve rüzgardan üretilebilir’’ diyen Figueres, ‘’Hedeflenen ulusal politikalar bu dönüşümü mümkün kılmalı. Yoksa hepimiz kavrulup yanarız’’ sözleriyle endişe verici durumu hatırlattı.
Genel Sekreter Guterres ‘’Mesaj net: sıcaklık devam ediyor. Aşırı sıcaklar insanlar ve gezegen üzerinde aşırı bir etki yaratıyor. Dünya, artan sıcaklıkların yaratığı zorlukların üstesinden gelmek zorunda’’ ifadelerini kullanarak sözlerine son verdi.
Kaynak: