Yediğimiz her şey için neden fotosenteze bağımlıyız?
Çiftlik olmadan üretilen gıdanın, iklimi ısıtan büyük miktarlardaki emisyonu önleyebileceği ve aynı zamanda biyolojik çeşitliliğe sahip arazileri koruyabileceği belirtiliyor.
Uzmanlara göre, net sıfıra ulaşma tarihi olan 2050’ye 27 yıldan az bir süre kalması karbon nötrlüğe ulaşmanın zorlu bir görev olduğunu ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler bu konuya onlarca yıldır dikkat çekiyor.
BM Genel Sekreteri Guterres bu yılın başlarında iklim krizinin kontrolden çıktığı konusunda uyarıda bulundu. Bu bağlamda pek çok yenilikçi girişim iklim eylemine yardımcı olacak çözümler üretmeye çalışıyor.
Irvine şehrinde bulunan California Üniversitesi araştırmacıları, tarımsal emisyonların azaltılmasına yönelik çalışmalarıyla iklim krizi sorunlarına odaklanıyor.
Kimyasal ve biyolojik yöntemler kullanarak besinsel yağların büyük ölçekli sentetik üretimini içeren çözümleri araştırıyor.
Geleneksel tarım yöntemleri olmadan doğal unsurlardan faydalanılması
Üniversite tarafından yapılan açıklamaya göre, bu üretim süreci, bitkiler tarafından kullanılanlara benzer sudaki hidrojen ve havadaki karbondioksit gibi temel kaynaklara dayanıyor.
Bu doğal unsurların kullanılması, araştırmacıların, geleneksel tarım yöntemlerine ihtiyaç duymadan sentetik yağlar geliştirmelerine olanak sağlıyor.
Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA), tarımsal emisyonların genellikle gübre kullanımı, hayvancılık ve gübre yönetiminden kaynaklandığını aktarıyor.
Ajans, azot oksit (N2O) emisyonlarının yarısından fazlasının toprak yönetiminden, yüzde 25’inin metan (CH4) hayvan sindiriminden ve yaklaşık yüzde 11 gübre yönetiminden kaynaklandığını söylüyor.
UCI Yer Sistemi Profesörü Steven Davis, yenilebilir moleküllerin tarımsal hammaddeler olmadan kimyasal ve biyolojik yollarla büyük ölçekli sentezinin çok gerçek bir olasılık olduğunu öne sürüyor.
Bu tür ‘’tarımsız gıda üretimi’nin, iklimi ısıtan büyük miktarlardaki emisyonları önleyebileceğini ve aynı zamanda biyolojik çeşitliliğe sahip arazileri koruyabileceğini savunuyor.
Tarımsız gıdayı teşvik etmek
Araştırma, böyle bir üretim yönteminin çeşitli avantajlar sunabileceğini ortaya koyarak, ‘’çiftlik olmadan üretilen gıdaya’’ duyulan ihtiyaca dikkat çekiyor.
Avantajları arasında; su kullanımının azalması, yerel gıda kontrolü, istikrarlı tedarik, iyileştirilmiş çalışma koşulları, biyolojik çeşitliliğin artırılması ve doğal karbon yutakları olarak hizmet edebilen tarım arazilerinin canlandırılması yer alıyor.
‘’Yediğimiz her gıda için fotosenteze bağımlı olmama fikri hoşuma gidiyor’’ diye düşüncelerini aktaran Davis, ‘’Hangi ölçekte olursa olsun, gıdanın sentezlenmesi, doğal ekosistemler ile tarım arasındaki rekabeti hafifletecek ve böylece çiftçilik faaliyetlerinin neden olduğu çevresel maliyet önlenebilecek’’ açıklamasını yapıyor.
Araştırma, Carnegie Bilim Enstitüsü, Orca Sciences, Waterloo Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi gibi kurumlarla işbirliği çerçevesinde Californiya Üniveristesi’nde (Irvine) gerçekleştirildi.
Yağların termokimyasal olarak kolay sentezlenen besinler olmaları nedeniyle bilim insanları araştırmalarını bu gıda maddesi üzerinde yoğunlaştırdı.
Yapılan deneyler neticesinde, geleneksel tarımla ortaya çıkan yağların, bin kalori başına yaklaşık bir ila üç gram karbondioksit salınımına yol açtığı tespit edildi.
Bununla birlikte, fotosenteze bağımlı olmadan sentezlenen yağların bir gramdan daha az karbondioksit eşdeğeri emisyona neden alacağı belirtildi.
Kaynak: