Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Baş döndürücü hızla ilerleyen teknolojinin artıları ve eksileri

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yapay zekâdan nöroteknolojiye kadar uzanan hızlı teknolojik gelişmelerin iki yönlü doğasını değerlendirerek, küresel barış ve güvenlik için ortaya çıkan yenilikçi çözümlerin yanı sıra oluşturduğu riskleri vurguladı.

Tartışmaların zeminini hazırlayan BM Silahsızlanma Araştırma Enstitüsü (UNIDIR) Direktörü Robin Geiss, gelişmiş robotik, 3D baskı, üretken yapay zeka ve uzay gibi alanlardaki bilimsel gelişmelerin baş döndürücü hızına dikkat çekti. 

1880’lerdeki elektrik şebekesinin 100 milyon eve ulaşması yaklaşık 50 yıl sürerken, ChatGPT aynı başarıyı 2022’de yalnızca iki ayda gerçekleştirdi.

Geiss, “Bu durum, günümüz dünyasında bilimsel ve teknolojik gelişmelere yanıt verme ve uyum sağlama konusunda politika yapıcıların elinde kalan sürenin ciddi şekilde kısaldığını ortaya koyuyor” dedi.

Aynı zamanda, farklı teknolojilerin giderek daha fazla birleşimi ve bu teknolojilerin doğası gereği çift kullanım özelliklerinin, geniş kapsamlı ve istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini de ekledi. Bilim ve teknolojideki atılımların toplum üzerindeki etkisinin karmaşıklıklarına dikkat çekti.

Küresel güvenliğin geleceği

Kuantum teknolojisine dikkat çeken Geiss, bu teknolojinin önümüzdeki beş ila on yıl içinde küresel güvenlik üzerinde çok sayıda ve önemli etkilere sahip olabileceğinin altını çizdi.

Geiss, kuantum hesaplamanın geleneksel şifreleme tekniklerini geçersiz kılarak bilgi ve iletişim güvenliğini tehdit edebileceğini açıkladı. Aynı zamanda, sensörlerin yer altında veya su altında nesneleri tespit etmesine imkân tanıyarak savaş alanında devrim yaratabileceğini de ekledi.

“Kuantum hesaplama, en güçlü bilgisayarlarda bile çalıştırılamayan modellerin hesaplanmasını sağlayarak yapay zeka için yeni bir dönemin kapılarını aralayacaktır” dedi.

Bu yeni teknolojilerin getirdiği tehditler ve fırsatlar konusunda önceden tedbir alınması çağrısında bulundu.

Nöroteknoloji: Beyni ve bedeni yeniden birleştirmek

Güvenlik Konseyi’ne bilgi veren Profesörler Jocelyne Bloch ve Grégoire Courtine, yaşamları dönüştürme potansiyeline sahip ileri düzey nöroteknolojik gelişmeleri sunarak, bu gelişmelerin beraberinde getirdiği önemli etik ve güvenlik endişelerini gündeme getirdiler.

İsviçreli beyin cerrahı Profesör Bloch, ekibinin beyin ile omurilik arasında bir “dijital köprü” geliştirdiğini açıkladı. Bu teknoloji, omurilik yaralanmalarını devre dışı bırakarak felçli hastaların yeniden yürüyebilmesine olanak tanıyor.

Profesör Bloch, bacak hareketini kontrol eden omuriliğin aslında sağlam olduğunu, ancak “beyinle bağlantısının kesildiğini” belirtti. Bu sistemle, beyin ve omuriliğe elektrotlar yerleştirilerek ve yapay zeka ile beyin sinyalleri çözümlenerek, doğal hareket geri kazandırılıyor.

‘’Yakın zaman önce tetraplejik bir hastanın kol hareketini geri kazandırdık’’ diyen Bloch, ‘’Tedaviyi felçli hastalar ile parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara bağlı felç vakalarında da uygulamayı planlıyoruz’’ diyerek gelecek hedeflerini açıkladı..

Fırsatlar ve etik zorluklar

Fransız nörobilimci Profesör Courtine, bu gelişmelerin toplumsal etkileri hakkındaki görüşlerini aktardı.

‘’Bu ilerleme, yaralanma geçiren genç sporcular , savaştan felçli dönen askerler ve dolaylı mağdurlar olan siviller de dahil birçok insanın yaşamında önemli bir etki yaratacak’’ dedi.

Bireysel faydaların ötesinde, nöroteknolojinin yaygın kullanımı sosyal ve ekonomik yükleri de hafifletebilir. Ancak Courtine, araştırmalarında kullandıkları beyin-makine arayüzlerinin terapötik olmayan veya askeri amaçlar için kötüye kullanılabileceği konusunda uyardı.

“Hastalarımız halihazırda düşünceleriyle insansız hava araçlarını kontrol edebiliyor’’ diyen Courtine, bu tür yeteneklerin sağlıklı bireyler tarafından tıbbi olmayan amaçlarla kullanılabileceği ve potansiyel olarak yeni güvenlik risklerine yol açabileceği konusuna da dikkat çekti.

Bilim kurgu gerçek oluyor

Nöroteknolojinin hızlı gelişimi aynı zamanda bazı zayıflıkları da beraberinde getiriyor. “Dijital köprü” gibi cihazlar, elektromanyetik alanlar veya siber saldırılardan etkilenebilir, bu durum önemli nörolojik verilerin tehlikeye girmesine neden olabilir.

‘’Biz, tarihimizdeki kritik bir dönüm noktasında yaşıyoruz’’ diyen Profesör Courtine, ‘’Onlarca yıl önce bilim kurgu olarak görülen şey, giderek gerçeğe dönüşüyor. Bu yeni dönemi etik ve güvenli bir biçimde şekillendirmek, hayat değiştiren ilerlemelerin kapılarını açmak bizim ortak sorumluluğumuz” diyerek düşüncelerini ifade etti.

Kaynak:

https://news.un.org/en/story/2024/10/1155946?utm_source=UN+News+-+Newsletter&utm_campaign=8a96eb20d7-EMAIL_CAMPAIGN_2024_10_22_12_00&utm_medium=email&utm_term=0_fdbf1af606-8a96eb20d7-%5BLIST_EMAIL_ID%5D