Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
“Anda kalabilirsek kaygı seviyemiz de en alt düzeyde oluyor”

YÖRET Vakfı’nın çarşamba günleri gerçekleştirdiği Online Merak Ediyordum Öğrendim Dizisi’nin 15 Nisan’daki yayınında, Klinik Psikolog İklim Ezgi Aslan ve Uzman Psikolog Elif Naz Arslan “Korona Günlerinde Kronik Hastalıklarla Başa Çıkmak ve Hasta Yakını Olmak” hakkında konuştu. İklim Ezgi Aslan ve Elif Naz Arslan, koronavirüs döneminde kaygının normal olduğunu, hasta ve hasta yakını ilişkisinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini ve öz şefkati nasıl uygulayabileceğimizi anlattı.

İlk tanı alındıktan sonra hastanın da hasta yakının da rollerinde değişmeler olduğunu belirten Klinik Psikolog İklim Ezgi Aslan, “İki taraf da hasta ve hasta yakını olma kimliğine uyumlanmaya çalışıyor. Ekstra bir kimliğin eklenmesiyle farklı bir ilişkiye daha giriyorlar. İki taraf da bu yeni durumla başa çıkmaya çalışırken bazı olumsuz durumlar oluşabiliyor. Koronavirüs de bu geçici süre içinde yaşanan olumsuzluklardan biri. Ancak, özellikle hematoloji ve onkoloji hastalarına kendilerini gripten ve nezleden nasıl koruyacaklarına dair eğitimler veriliyor. Aslında en iyi izolasyonu onlar biliyorlar. Bu dönemde strese girmek de normal. Durum olağanüstü olduğundan, bu duruma uygun tepkiler veriyoruz. Yine de yaşadığımız hisleri biraz daha normalleştirmek lazım” dedi.

Kaygımız neye hizmet ediyor?

Koronavirüs döneminin ekstra bir kaygı yarattığını belirten Uzman Psikolog Elif Naz Arslan ise, “Kronik hastaların, koronavirüsün kendi durumlarını etkileyip etkilemeyeceklerine dair kaygıları var. Örneğin kana ihtiyaçları olursa, kanın bulunup bulunamayacağı konusunda endişeliler. Ancak, bağışıklık sistemi düşük olan kişiler nasıl korunacaklarını bildikleri için bir yandan da avantajlı durumdalar. Bu dönemde kendimize sorabileceğimiz en önemli soru kaygının kime hizmet ettiği. Eğer kaygı bize hizmet ediyorsa önlem alma konusunda motivasyon sağlıyor fakat bize hizmet etmiyorsa bağışıklığımız açısından bir tehdit oluşturuyor. Süreç içinde yaşadığımız şeyleri normalleştirmemiz lazım. Kaygılı olmak normal ama bunun sınırını aşmamak gerekiyor. Sürece direnç uygulamak değil de, bu süreçte ne yapabileceğimize bakmak lazım. Yaşadığımız salgınla birlikte ilerlememiz gerekiyor” tavsiyelerinde bulundu.

“Kronik hastalıklarda önemli olan hem hastanın hem de hasta yakının uzun dönem ruh sağlığını korumak”

Hasta ve hasta yakını ilişkisine de değinen Klinik Psikolog İklim Ezgi Aslan, “Hastanın ve hasta yakınının birbirine karşı sorumlulukları var. Ancak, ne kadarına hazırsanız o kadarını konuşun. Konuşamadığınız konuları konuşabileceğiniz üçüncü bir kişiniz olsun. Hastalık dönemlerinde hasta ve hasta yakını birbirine karşı suçluluk duygusu da geliştirebiliyor. Bütün duyguların o anda yaşanabilmesi önemli. Duyguları konuşmadıklarında bunlar birikiyor. Ayrıca, hasta ve hasta yakını zaman zaman ayrı vakitler de geçirmeli. Kronik hastalıklarda önemli olan hem hastanın hem hasta yakının uzun dönem ruh sağlığını korumak. Bunun için de önce hasta yakınının psikolojik ve duygusal öz bakımını sağlaması gerekiyor. Hastayaysa konuşabileceği ve güvende hissedebileceği kendi alanlarını sağlamak gerekiyor. Bu dönemde hastalar ve hasta yakınları güvenli yer egzersizini gerçekleştirebilirler çünkü psikolojik dayanıklılığımız arttıkça bağışıklık sistemi de güçleniyor” diyerek hasta ve hasta yakınlarının yapması gerekenleri paylaştı.

Öz şefkati nasıl uygularız?

Bilinmezlikle baş ederken anda kalmanın önemine vurgu yapan Uzman Psikolog Elif Naz Arslan, “Şimdiki an ne kadar zor olursa olsun, anda kalabilirsek kaygı seviyemiz de en alt düzeyde oluyor. Öz şefkatin üç bileşenden oluştuğunu hatırlamak lazım. Acı, başarısızlık gibi sıkıntı durumunda kendimize anlayış göstermek bunlardan ilki. Başkalarının da bu durumunu yaşadığını, daha büyük bir insan deneyiminin parçası olduğunu hatırlamak, yani ortak paylaşım fikrini benimsemekse bir diğeri. Üçüncüsü de bilinçli farkındalık, sadece düşüncelerimizle değil duygularımızla da anda kalabilmek. Bunları hatırlayabilirsek kaygımızı kontrol altına tutabiliriz. Bu da uzun dönemde ruh sağlığını korumaya yardımcı olur ve bu da bağışıklık sistemimize iyi gelir” diyerek öz şefkati nasıl uygulayabileceğimizi anlattı.