Peru’da bir belediyenin aldığı tarihi karar, Amazon’un iğnesiz arılarına hukuki haklar tanıyarak dünya çapında bir ilke imza attı. Bu karar, yalnızca küçük bir böcek türünün korunması değil; aynı zamanda doğa, yerli topluluklar ve hukuk arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması anlamına geliyor.
Ekim 2025’te Peru’nun Satipo Belediyesi, Amazon’a özgü iğnesiz arıları “hukuki hakların öznesi” olarak tanıdı. Böylece böcekler ilk kez yasal olarak var olma, gelişme ve korunma hakkına sahip canlılar olarak kabul edildi.
Amazon’da yaşayan Asháninka ve Kukama-Kukamiria gibi yerli topluluklar için bu arılar sıradan bir tür değil. Onlara göre iğnesiz arılar “ailenin ve atalarının bir parçası”.
Yüzyıllardır süregelen geleneksel bilgi sayesinde bu topluluklar arıları koruyor, balını topluyor ve tıbbi amaçlarla kullanıyor. “Angelitas” yani küçük melekler olarak anılan bu arılar, Amazon’daki bitkilerin büyük çoğunluğunu tozlaştırarak yaşam zincirinin temel haklarından birini oluşturuyor.
Ancak bu hayati tür son yıllarda hızla yok oluyor. Yerli koruculara göre geçmişte yarım saatte bulunabilen doğal arı yuvaları artık saatler süren aramalara rağmen tespit edilemeyebiliyor.
Uzmanlar bu düşüşün başlıca nedenlerini şöyle sıralıyor:
- Ormansızlaşma ve arazi kullanım değişiklikleri
- Madencilik ve tarım faaliyetleri
- Kimyasal pestisitler
- İstilacı arı türleri
İğnesiz arıların azalması, aynı zamanda Amazon’un genel sağlığının da bozulduğuna işaret ediyor.
Bilimsel araştırmadan sosyal dönüşüme
Bu sürecin öncülerinden kimyasal biyolog Rosa Vásquez Espinoza, pandemi döneminde başlattığı araştırmalarda arı balının güçlü antibakteriyel ve antikanser özellikler taşıdığını ortaya koydu.
Ancak saha çalışmalarında elde edilen en çarpıcı bulgu, bu arıların yerli toplulukların yaşamındaki merkezi rolüydü. Kadınlar ve çocuklar için ekonomik fırsatlar yaratması, projenin sosyal etkisini daha da belirgin hale getirdi.
Araştırmalar ilerledikçe dikkat çeken bir gerçek ortaya çıktı: Peru’da iğnesiz arılara yönelik neredeyse hiçbir yasal koruma bulunmuyordu. Mevcut yasalar yalnızca ekonomik değeri yüksek olan Avrupa kökenli bal arılarını kapsıyor, yerli türler ise tamamen göz ardı ediliyordu.
Bu boşluk, hem koruma projelerini hem de finansman imkanlarını ciddi şekilde sınırlıyordu.
ABD merkezli çevre hukuk kuruluşu Earth Law Center’ın sürece dahil olmasıyla mücadele yeni bir boyut kazandı.
2025 başında yapılan yasal değişiklikle iğnesiz arılar ulusal düzeyde tanınırken, asıl dönüştürücü adım yerel yönetimden geldi.
Yerli bilgi hukuka dönüştü
Hazırlık sürecinde yerli topluluklarla yapılan atölyelerde, arılara zarar veren faktörler tek tek belirlendi. Bu bilgiler hukuki metinlere dönüştürüldü ve toplulukların onayıyla şekillendirildi.
Sonuçta ortaya çıkan yasa, hem bilimsel verileri hem de yerli bilgeliğini bir araya getiren nadir örneklerden biri oldu.
21 Ekim 2025’te kabul edilen düzenleme ile iğnesiz arılar:
- Var olma ve sağlıklı popülasyonlar oluşturma
- Sağlıklı bir çevrede yaşama
- Habitatlarını koruma ve yeniden oluşturma
gibi temel haklara sahip oldu.
Satipo’daki karar kısa sürede domino etkisi yarattı. Peru’nun başka bölgelerinde benzer düzenlemeler hayata geçirilirken, ulusal düzeyde yasa çıkarılması için başlatılan kampanya yüz binlerce imzaya ulaştı.
Hedef ise yarım milyon imzayla konuyu doğrudan parlamentoya taşımak.
Projeyi yürüten ekip şimdi, yerli topluluklarla birlikte sürdürülebilir arıcılık ve adil ticaret modelleri geliştirmeye odaklanıyor.
Amaç yalnızca arıları korumak değil; aynı zamanda yerel ekonomileri güçlendirmek ve Amazon’un yeniden canlanmasına katkı sağlamak.
Amazon’un iğnesiz arıları için verilen bu mücadele, küçük bir türün korunmasının ötesinde, doğa ile kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlıyor.
Bilim, yerli bilgi ve hukukun kesiştiği bu model, gelecekte çevre koruma politikalarının nasıl şekillenebileceğine dair güçlü bir örnek sunuyor.
Kaynak: